<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sosyal Medya Paylaşımları - Mesut Özbilir</title>
	<atom:link href="https://mesutozbilir.com.tr/category/sosyal-medya-paylasimlarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mesutozbilir.com.tr</link>
	<description>Mesut Özbilir&#039;in ilmi ve fikri yazılarının yayınlandığı şahsi web sitesidir.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Feb 2025 11:26:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://mesutozbilir.com.tr/wp-content/uploads/2023/01/cropped-Mesut-Ozbilir-Resim-1-32x32.jpg</url>
	<title>Sosyal Medya Paylaşımları - Mesut Özbilir</title>
	<link>https://mesutozbilir.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KUR&#8217;ÂN&#8217;DA AİLE REİSLİĞİ: KAVVAM ERKEK</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/kuranda-aile-reisligi-kavvam-erkek/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kuranda-aile-reisligi-kavvam-erkek</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/kuranda-aile-reisligi-kavvam-erkek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Sep 2024 20:07:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[aile reisi]]></category>
		<category><![CDATA[erkek kadından üstündür]]></category>
		<category><![CDATA[kavvam]]></category>
		<category><![CDATA[kavvam erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kocaya itaat]]></category>
		<category><![CDATA[nisa 34]]></category>
		<category><![CDATA[saliha kadın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=541</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazımda, çoğunlukla önüme düşen bir paylaşım karşısında tepkisel reflekslerle ve çoğu kere de kadınların nefsine ağır gelebilecek ifadelerle üstün körü yazdığım “erkeğin kadından üstünlüğü” ve “kavvâm”lık meselesini biraz daha tafsilatlı bir biçimde izaha çalışacağım. Yoğunlukla kadın özelinde ele alınan “kavvâm” kavramı, İslâm&#8217;ın yüklediği kocalık ve babalık sorumluluklarını reddetmeye itilen günümüz erkekleri için de vurgulanmayı ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kuranda-aile-reisligi-kavvam-erkek/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "KUR&#8217;ÂN&#8217;DA AİLE REİSLİĞİ: KAVVAM ERKEK"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kuranda-aile-reisligi-kavvam-erkek/">KUR’ÂN’DA AİLE REİSLİĞİ: KAVVAM ERKEK</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Bu yazımda, çoğunlukla önüme düşen bir paylaşım karşısında tepkisel reflekslerle ve çoğu kere de kadınların nefsine ağır gelebilecek ifadelerle üstün körü yazdığım “erkeğin kadından üstünlüğü” ve “kavvâm”lık meselesini biraz daha tafsilatlı bir biçimde izaha çalışacağım. Yoğunlukla kadın özelinde ele alınan “kavvâm” kavramı, İslâm&#8217;ın yüklediği kocalık ve babalık sorumluluklarını reddetmeye itilen günümüz erkekleri için de vurgulanmayı ve açıklanmayı gerektirmektedir. Dolayısıyla yazımızın kadınlara hitap eden ve sadece onları ilgilendiren bir muhtevaya sahip olmadığını belirtmek isterim. Kadın erkek her Müslümanın dikkatle okumasını ve <span style="text-decoration: underline">“eşitlik ve özgürlük” kıskacında değil “adalet ve kulluk” bağlamında tefekkür etmesini ümit ederim.</span></p>
<p style="text-align: justify">Öncelikle konuyu şekillendiren Nisâ Sûresi&#8217;nin 34. ayetinin mealini verelim: <strong>“Allah&#8217;ın insanlardan bazısını bazısına üstün kılması ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır…”</strong><a href="#_edn1" name="_ednref1">[1]</a></p>
<p style="text-align: justify">Ayet-i kerimede geçen “kavvâm” kelimesi meallerde genellikle  “yönetici ve koruyucu” olarak yer aldığı için biz de buna sadık kaldık. Ancak burada “kavvâm” kavramını teşkil eden; iki “v”den birini “yönetmek”, ikincisini “sorumlu olmak” şeklinde kodlayarak ifade etmenin hem daha anlaşılır hem de istismara daha kapalı olacağı kanaatindeyiz. Zira günümüzde müfrit çevrelerce sadece “yönetmek” veya sadece “sorumlu olmak” yönü üzerinden ele alınarak anlam bütünlüğünün bozulduğunu ve bu kavramın yıpratıldığını müşahede etmekteyiz. Tafsilatını daha sonraya bırakarak üstünlük bağlamında nazil olan ikinci ayet-i kerimenin mealini verelim:</p>
<p style="text-align: justify"><strong>“…Kadınların da ödevlerine denk belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler. Allah azîzdir, hakîmdir.”</strong><a href="#_edn2" name="_ednref2">[2]</a></p>
<p style="text-align: justify">Bu iki ayet-i kerimede ifade edilen ve sürekli tartışmalara sebep olan üstünlük meselesini birkaç açıdan tahlil etmek istiyoruz:</p>
<p><strong>I)Üstünlüğün Mahiyeti</strong></p>
<p style="text-align: justify">Malum olduğu üzere Allah Teâlâ, üstünlük noktasında kadın erkek, zengin fakir, Arap acem, zenci beyaz demeden bütün insanları ihtiva eden bir kıstas ortaya koymuştur: <strong>“Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız, takvaca en ileri olanınızdır.”</strong><a href="#_edn3" name="_ednref3">[3]</a>  Yani Allah&#8217;ın emir ve yasaklarına uyma noktasında en titiz davrananızdır. İnsanlar zenginlik, makam, mevki, nesep vb. durumları itibariyle dünyada birbirlerine karşı göreceli bir üstünlüğe sahiptirler. Sadece kadın erkek arasında değil erkekler arasında veya kadınlar arasında da bir üstünlük farkı vardır; kimi erkekler kimi erkeklerden, kimi kadınlar da kimi kadınlardan üstündür. Keza erkeklerin kadınlara nazaran üstün oldukları hususiyetleri olduğu gibi kadınlarında erkeklere nazaran üstün oldukları hususiyetleri vardır. Ancak “insan ve kul” olma noktasında Allah katında yegâne ölçü takvadır. O ki Peygamberin oğlunu cehenneme (Hz. Nûh&#8217;un oğlu), Firavunun karısını (Hz. Âsiye) cennete götürecek kadar adil ve hassas bir ölçüdür. Dolayısıyla kadın erkek arasındaki üstünlük de dünyevî bir pozisyon itibariyle, belli bir alana münhasır “göreceli bir üstünlüktür”. Bir örnekle açıklayacak olursak; mesela Allah, Hz. Aişe&#8217;yi (r.anha) diriltse ve bugün aramızda bulunsa tartışmasız yeryüzünde yaşayan bütün erkeklerden üstündür, ama herhangi bir caminin mihrabına geçip erkeklere namaz kıldıramaz, hutbe okuyamaz, ümmetin başına geçip halife olamaz. İşte “göreceli üstünlük” şeklinde tabir ettiğimiz durum budur; söz gelimi Hz. Aişe camideki bütün erkeklerden üstün olduğu halde bu üstünlüğü cemaate nazaran üst pozisyonda olan imamlık vazifesini ifaya kifayet etmiyor. Bunun gibi aile içerisinde de kocanın karısına nazaran göreceli bir üstünlüğü vardır. Ve bu görece vasıflar kocayı aile reisliğini ifaya daha elverişli kıldığı için “kavvâm”lık kendisine tevdi edilmiştir.</p>
<p style="text-align: justify">Aslında reislik/emirlik/liderlik sadece aileye münhasır olmayıp, İslam&#8217;ın her alanda vaz ettiği umumi bir kanundur. Şöyle ki; Rasûlullah (s.a.s.) <strong>“Üç kişi yolculuğa çıktıkları vakit, aralarından birini emir/başkan seçsinler”</strong><a href="#_edn4" name="_ednref4">[4]</a> buyurmuştur. Bir başka hadisinde ise: <strong>“Dünyanın ücra bir köşesinde de olsa, üç kişinin, içlerinden birini kendilerine emir tayin etmeden yaşamaları doğru olmaz”</strong><a href="#_edn5" name="_ednref5">[5]</a> buyurmaktadır. Bunun gibi ailenin de bir reisi olması gerektiğini vaz eden İslâm&#8217;dır. Bugün söylendiği gibi ataerkil gelenekle bir ilgisi yoktur. Bilakis geleneğimizi şekillendiren de Allah&#8217;ın koyduğu iş bu yasalardır. Nitekim Rasûlullah (s.a.s.) bununla ilgili şöyle buyurmuştur: <strong>“Hepiniz birer çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden/yönettiklerinizden sorumlusunuz. Devlet başkanı bir çobandır ve yönettiği insanlardan sorumludur. Koca bir çobandır ve o da ev halkından sorumludur. Kadın da kocasının evi ve çocukları üzerinde bir çobandır; o da bunlardan sorumludur…”</strong><a href="#_edn6" name="_ednref6">[6]</a></p>
<p style="text-align: justify">İşte ataerkil denilerek sürekli örselenen örf ve geleneğimiz, zikrettiğimiz ayet ve hadislerden teşekkül eden fıkhî hükümlere binaen  &#8220;kavvâm&#8221;lık tabiriyle ailenin reisliğini kocaya tevdi etmiştir.</p>
<p><strong>II) Üstünlüğün Gerekçeleri</strong></p>
<p style="text-align: justify">Burada “neden kadın değil de erkek” şeklinde bir soru akla gelebilir. Bunun hem insanın fıtratı hem de dünyanın gerçekleriyle alakalı bir durum olduğu açıktır. Yaratılan ilk insan erkektir, Peygamberler erkektir, birkaç istisna dışında tarih boyunca da idare ve komuta makamında bulunanlar hep erkekler olmuştur. Erkek, fizyolojik ve psikolojik olarak kadına göre daha güçlüdür; evi ve aileyi temsilen her türlü zorluğun üstesinden gelmeye daha müsaittir. Bu açıdan üzerinde çokça kelam etmeye ihtiyaç duymamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">Naslardaki izahına gelince; en-Nisâ Sûresinde geçen ilgili ayette iki gerekçe zikredilmektedir:</p>
<p><strong>a) “…Allah&#8217;ın insanlardan bazısını bazısına üstün kılması”</strong></p>
<p style="text-align: justify">Ayet-i kerimede üstün kılındığı ifade edilenler; akıl,<a href="#_edn7" name="_ednref7">[7]</a>  irade, idare, kararlılık, kuvvet vb. vasıfları itibariyle kadınlardan önde olan erkeklerdir ki bu sebeple peygamberlik, devlet başkanlığı, imamlık, hatiplik, müezzinlik, mücahitlik vb. vazifeler erkeklere tevcih edilmiştir.<a href="#_edn8" name="_ednref8">[8]</a>  Bu durumda aile reisliğinin de erkeğe tevdi edilmesi bu hikmete uygun görülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Ayet-i kerimeyi kadın erkek mukayesesi bağlamında değil de “genel anlamda insanların çeşitli nitelikleri itibariyle birbirlerine üstünlükleri vardır” şeklinde anlayanlar da olmuştur. <a href="#_edn9" name="_ednref9">[9]</a>  Nitekim geride de ifade ettiğimiz üzere erkeklerde bulunan bazı meziyetler kadınlarda bulunmadığı gibi kadınlarda bulunan bazı meziyetler de erkeklerde bulunmamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">Her iki yaklaşım da mana itibariyle aynı noktaya işaret eder ki o da şudur; insanlar arasında her alanda farklı meziyetler bakımından üstünlük farkı olduğu gibi, ailede de reislik vasfını taşımaya elverişli nitelikler erkekte daha fazla bulunduğundan, erkekler “kavvâm”, yani kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. (Biz ona “yönetmek” ve “sorumlu olmak” dedik, çünkü “sorumlu olmak”, “korumak”la birlikte temsil, te&#8217;dîb vb. diğer görevlerini de içine alması bakımından daha uygun olacaktır.)</p>
<p style="text-align: justify">Burada meseleyi somutlaştırmak adına kadını otomobile, erkeği arazi aracına benzettiğimiz misali hatırlamakta fayda var.  Yazının hacmini daha fazla büyütmemek adına misali tekrar zikretmiyoruz, <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/">şuradan</a> okuyabilirsiniz.</p>
<p><strong>b) “…mallarından harcama yapmaları”</strong></p>
<p style="text-align: justify">Müfessirler bu ayeti kerimenin delaletiyle, kadının nafakasının koca üzerine vacip olduğunu ve ilim ehlinin bu konuda icma ettiğini beyan etmişlerdir.<a href="#_edn10" name="_ednref10">[10]</a>  Bunun yanı sıra <strong>“Onların (anne ve çocuk) normal ölçülerde yiyecek ve giyeceklerini sağlamak da çocuk kendisinden olanın (babanın) borcudur”</strong><a href="#_edn11" name="_ednref11">[11]</a>  ayeti de buna delalet etmektedir. Keza Rasûlullah (s.a.s.) de veda hutbesinde <strong>“Kadınların sizin üzerinizdeki hakları, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini karşılamanızdır”</strong><a href="#_edn12" name="_ednref12">[12]</a>  buyurarak açıkça kadının nafakasından kocayı sorumlu tutmuştur.</p>
<p style="text-align: justify">Günümüzde bazı modernist ve feminist çevreler artık kadınların da maişetlerini kazanabildiklerini gerekçe göstererek kocanın kavvâm sıfatını tartışmaya açmaktadırlar. Hâlbuki ayeti kerimedeki ifade zamana göre değişen bir durum tespiti olmayıp, dinin kocaya yüklediği bir görevdir. Hem Kur&#8217;ân ayetleriyle hem de Efendimizin (s.a.s.) Veda Haccı&#8217;nda 124.000 sahâbîye hitaben irat ettiği ve adeta insanlığa bir manifesto niteliği taşıyan Veda Hutbesi&#8217;ndeki açık beyanıyla sabit olmuştur. Toplayacak olursak erkeklerin ailede reislik hakkına sahip olmalarının bir sebebi de mallarından bir kısmını mehir ve nafaka olarak hanımlarına harcama sorumluluklarıdır.<a href="#_edn13" name="_ednref13">[13]</a></p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify"><strong>Günümüzde Kavvâm Sıfatını Taşıyan Erkek Kalmadı İtirazı</strong></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify">Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur: <strong>“İslâm garip olarak başladı, başladığı gibi tekrar garipliğe dönecektir; gariplere ne mutlu!”</strong><a href="#_edn14" name="_ednref14">[14]</a>  Günümüzde namaz kılanlar, faizden sakınanlar, tesettüre riayet edenler vs. nasıl az ise aile sorumluluklarına riayet edenler de bu oranda azdır. Onun için bu durum bizi ait olduğumuz değerlerden uzaklaşarak çoklara uymaya sevk etmemeli, aksine bizimle aynı anlam değer dünyasına sahip azları aramakta ısrarcı olmalıyız. Ta ki dinin yarısı kabul edilen evliliğimizi dinin tesis ettiği değerler üzerine inşa edebilelim.</p>
<p style="text-align: justify">Merhûm Elmalılı Hamdi Yazır bu ayetin tefsirinde şöyle bir vurgu yapmaktadır: “Hanımının hakkını ödemeyen, kadın malına göz diken, infak görevini yerine getirmeyen, ailesinin iffet ve namusunu korumayan erkekler racüllerden/tam adamlardan sayılmazlar. Şüphesiz ki bu görevlerini yerine getiren erkeklerin de hâkim olmaları ve hanımlarından itaat ve sadakat beklemeleri meşru haklarıdır.”<a href="#_edn15" name="_ednref15">[15]</a></p>
<p style="text-align: justify">Dolayısıyla İslâm&#8217;ın erkeği kavvâm sıfatıyla aile reisi olarak tayin etmesi, mahza onun erkek olmasından dolayı olmayıp kendisine yüklediği bir takım sorumlulukları yerine getirmesi kaydıyladır. Biraz sonra hulasa edeceğimiz söz konusu sorumluluklarını yerine getirdikten sonra artık karısının da onun hukukuna riayet etmesi ve aile reisine yakışır bir itaat ve sadakat sergilemesi hakkı olur. Bu rol taksiminde fevkalade insan tabiatına ve hikmete uygun bir nimet külfet dengesinin gözetildiği açıktır.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify"><strong>“Kavvâm” kelimesini “âlâ” harfi cerini göz ardı ederek okuma</strong></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify">Erkeğin sırf erkek olması haysiyetiyle değil kendisine yüklenilen bazı sorumlulukları üstlenmesi sebebiyle kavvâm kılındığını, bunun da hem <em>yöneticilik</em>i hem <em>sorumluluk</em>u ihtiva ettiğini geride vurgulamıştık. Ne var ki son zamanlarda “kadın” vurgusuyla öne çıkan bazı çevrelerin “kavvâm” mefhumunu sadece <em>sorumluluk</em>a indirgeyip, yöneticilik boyutunun içini boşaltmaya yönelik çıkarımlarda bulunduğunu görüyoruz. Şöyle ki; “kavvâm” kelimesinin <strong>“…adaleti titizlikle ayakta tutan</strong> (kavvâmîne bi’l-kıst)<strong>…”</strong><a href="#_edn16" name="_ednref16">[16]</a>  ve <strong>“…Allah için hakkı ayakta tutan kimseler olun</strong> (kavvâmîne lillâhi şühedâe bi’l-kıst)<strong>…”</strong><a href="#_edn17" name="_ednref17">[17]</a>  ayetlerindeki kullanımından hareketle “adaleti gözetme” anlamına geldiğini aile reisinin “yetki kullanan ve egemen olan” olmadığı iddia edilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Ne yazık ki bu çıkarım ayetin sentaksı dikkate alınmaksızın; cümlenin mefulü (bi’l-kıst/adalet) görmezden gelinerek, aynı mana mücerret “kavvâm” kelimesine yüklemekte ve aynen en-Nisâ 34. ayete taşınmaktadır. Hâlbuki “kavvâm” kelimesi en-Nisâ 34. ayette diğerlerinden farklı olarak “&#8217;âlâ” harfi cerri ile birlikte kullanılmakta ve bu da açıkça hâkimiyet/egemenlik anlamına gelmektedir. Evet, müminin hâkimiyeti adaleti gerektirir, “Seyyidu’l-kavmi hâdimuhum; Milletin efendisi onlara hizmet edendir” bunlar doğru ancak; ayeti kerimedeki hâkimiyet vurgusunu giderecek unsurlar değildir. Bir yönetici adil de olsa, yönettiklerine hizmet ediyor da olsa nihayetinde yöneticidir ve bir hâkimiyeti vardır. Dolayısıyla da yönettikleri üzerinde “yetki kullanan ve egemen olandır”.<a href="#_edn18" name="_ednref18">[18]</a>  Zira bunlar yöneticilikin tabii unsurlarıdır. Dikkat çekilmek istenen; aile fertlerine karşı adil olmak, zulmetmemek, sorumluluklarının bilincinde olmak, günaha ve harama sevk etmemek vs. ise satırlarımız da sadırlarımız da bu ikazlara yabancı değildir; feminen kaygılarla yapıldığı ayan beyan ortada olan bu gibi çıkarımlara gerek yoktur.</p>
<p style="text-align: justify">Burada bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu gibi ayetlerin nefse ağır gelmesindeki en temel amil; kocanın ve babanın canavarlaştırıldığı, kadının kutsandığı günümüz algılarıdır. Bu algılar vakayı zihnimizde hep “zalim koca/baba, mazlum anne” şeklinde kurgulamakta, ayeti kerimenin devamında “nüşûz” diye tabir edilen; “aile sorumluluklarını reddeden, kocasına isyan eden, çocuklarını ihmal eden” kadınların da var olduğu gerçeği gözden kaçırılmaktadır. Bu sebeple de aile reisinin ev halkı üzerinde yerine göre te&#8217;dîb ve tedbir vazifesini ifa edeceği bir otoriteye sahip olması kafamızda oturmuyor. Onun için bu gibi hükümleri anlarken sâliha ve nâşize kadınları birbirinden ayırmak, nâşize kadınların da var olduğunu göz önünde bulundurmak gerekir.</p>
<p style="text-align: justify">Hâsılı kelam, son zamanlarda aile müessesesinin ve buna bağlı olarak da toplumun geldiği noktayı dikkate alarak meseleye objektif bir bakış açısıyla baktığımız zaman İslâm&#8217;ın ortaya koymuş olduğu bu ölçülerin ne denli muhteşem olduğu aklıselim her insan tarafından takdir edilecektir…</p>
<p style="text-align: justify">Sık sık tartışılan ve son derece hassas bir muhtevaya sahip olan en-Nisâ 34. ayetin tamamını izah etmek niyetindeydim; ancak bu platforma göre hacmi çok fazla büyüdüğünden “darb” ve mahiyetini bir başka yazımıza bırakarak bir ayet-i kerimenin mealiyle sözlerimi nihayetlendirmek istiyorum… Selâm, hidayete tabi olanlara…</p>
<p style="text-align: justify"><strong>“Allah’ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri iç çekerek arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var. Allah’ın lütfundan isteyin; şüphesiz Allah her şeyi bilmektedir.”</strong><a href="#_edn19" name="_ednref19">[19]</a></p>
<hr />
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref1" name="_edn1">[1]</a> 4/en-Nisâ, 34.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref2" name="_edn2">[2]</a> 2/el-Bakara, 228.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref3" name="_edn3">[3]</a> 49/el-Hucurât, 13.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref4" name="_edn4">[4]</a> Ebû Dâvûd, Cihâd 86 (nr: 2608,2609).</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref5" name="_edn5">[5]</a> Ahmed b. Hanbel, el-Müsned (Müessesetü&#8217;r-risâle, Beyrut, 2001) XI/227 (nr: 6647).</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref6" name="_edn6">[6]</a> el-Buhârî, İtak 17 (nr: 2554); Müslim, İmare 20 (nr: 4724).</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref7" name="_edn7">[7]</a> Dini metinlerde geçen bu ve benzeri akıl mukayesesini, erkek aklının kadın aklına nazaran duygu ve hisler tarafından çok daha az manipüle edilmesi şeklinde mütalaa etmek daha anlaşılır ve vakaya mutabık olacaktır. Zira akıl noksanlığı kuldan din mükellefiyetini düşürür; hâlbuki kadınlar ve erkekler aynı hükümlerle mükelleftir. Öyleyse kadınlar hakkında akıl noksanlığına vurgu yapan dini metinlerin kastı akıl noksanlığı olmayıp, geride işaret ettiğimiz bazı amillerce kadrajının daraltılmasıdır. Vallahu &#8216;âlem… Tafsilat için şu yazımıza bakınız: <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/">https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/</a></p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref8" name="_edn8">[8]</a> ez-Zemahşerî, el-Keşşâf (Dâru&#8217;l-hadîs, Kahire, 2012) I/472; Ebussuûd Efendi, İrşâdü&#8217;l-akli&#8217;s-selîm (İsam, İstanbul, 2021) II/371.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref9" name="_edn9">[9]</a> Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili (Huzur, İstanbul, 2005) III/83.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref10" name="_edn10">[10]</a> el-Cessâs, Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;ân (Dâru&#8217;l-kütübi&#8217;l-ilmiyye, Beyrut, 2020) I/236; el-Mâturîdî, Teʾvîlâtü Ehli’s-sünne (Dâru&#8217;l-kütübi&#8217;l-ilmiyye, Beyrut, 2005) III/156.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref11" name="_edn11">[11]</a> 2/ el-Bakara, 233.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref12" name="_edn12">[12]</a> Müslim, Hac 147 (nr: 1218); Ebû Dâvûd, Menâsik 56 (nr: 1905).</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref13" name="_edn13">[13]</a> el-Cessâs, Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;ân (Dâru&#8217;l-kütübi&#8217;l-ilmiyye, Beyrut, 2020) I/236; ez-Zemahşerî, el-Keşşâf (Dâru&#8217;l-hadîs, Kahire, 2012) I/472; İbn Kesîr, Tefsîru&#8217;l-Kur&#8217;âni&#8217;l-azîm (Dâru&#8217;l-mârife, Beyrut, 2012) I/503.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref14" name="_edn14">[14]</a> Müslim, İmân 232 (145); İbn Mâce, Fiten 15 (nr: 3986).</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref15" name="_edn15">[15]</a> Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kuran Dili (Huzur, İstanbul, 2005) III/84.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref16" name="_edn16">[16]</a> 4/en-Nisâ, 135.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref17" name="_edn17">[17]</a> 5/el-Mâide 8.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref18" name="_edn18">[18]</a> ez-Zemahşerî, el-Keşşâf (Dâru&#8217;l-hadîs, Kahire, 2012) I/472; Ebussuûd Efendi, İrşâdü&#8217;l-akli&#8217;s-selîm (İsam, İstanbul, 2021) II/371.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref19" name="_edn19">[19]</a> en-Nisâ, 32.</p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kuranda-aile-reisligi-kavvam-erkek/">KUR’ÂN’DA AİLE REİSLİĞİ: KAVVAM ERKEK</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/kuranda-aile-reisligi-kavvam-erkek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;KADINLARIN AKLI VE DİNİ EKSİKTİR&#8221; MEALİNDEKİ HADİSLERE DAİR</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Sep 2024 09:03:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[aklı ve dini eksik]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların aklı]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların aklı ve dini eksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=535</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zaten modern dünyanın pençelerinde çırpınan kadınlarımıza tahkir maksadıyla “kıt akıllı” imasında bulunmak, bunu yaparken de ayet ve hadisleri mesnet edinmek son derece problemli bir yaklaşımdır. Bu gibi tavırlar yeterli ilmi müktesebatı haiz olmayan insanımızı çıkmaza hatta inkâra sürükleyebilmektedir. Dolayısıyla günlerdir sosyal medyayı meşgul eden bu mesele hakkında bir iki şey söylemek istedim. Öncelikle bahse konu olan ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "&#8220;KADINLARIN AKLI VE DİNİ EKSİKTİR&#8221; MEALİNDEKİ HADİSLERE DAİR"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/">“KADINLARIN AKLI VE DİNİ EKSİKTİR” MEALİNDEKİ HADİSLERE DAİR</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Zaten modern dünyanın pençelerinde çırpınan kadınlarımıza tahkir maksadıyla “kıt akıllı” imasında bulunmak, bunu yaparken de ayet ve hadisleri mesnet edinmek son derece problemli bir yaklaşımdır. Bu gibi tavırlar yeterli ilmi müktesebatı haiz olmayan insanımızı çıkmaza hatta inkâra sürükleyebilmektedir. Dolayısıyla günlerdir sosyal medyayı meşgul eden bu mesele hakkında bir iki şey söylemek istedim. Öncelikle bahse konu olan ve sık sık tartışılan ilgili hadisin metnini vererek başlayalım: Ebû Hureyre, Ebû Said el-Hudrî, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Mes&#8217;ûd ve bazı sahâbîlerin (Allah hepsinden râzı olsun) anlattığına göre: Rasûlullah (s.a.s.) kadınlara hitaben şöyle buyurdu:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">“Ey kadınlar! Sadaka verin ve tevbe istiğfarı çoğaltın. Çünkü bana cehennemliklerin çoğunun sizler olduğunuz gösterildi.” </span></strong>Orada bulunanlar bunun sebebini sorduğunda ise şöyle izah buyurdu: <strong><span class="r-b88u0q">“Çünkü sizler çokça lanet eder, (kocalarınıza karşı) nankörlükte bulunursunuz. Ne gariptir ki, din ve akıl noksanlığınıza rağmen kendine hâkim akıllı ve dinine bağlı bir adamın aklını sizin kadar hiç kimsenin çelebildiğini görmedim.”</span> </strong>Kadınlar tekrar sordular: “Aklımızın ve dinimizin noksanlığı nedir, Ya Rasûlallah?” Şöyle buyurdu: <strong><span class="r-b88u0q">“Kadının şahitliğinin erkeğin şahitliğinin yarısı olması aklının noksanlığı, hayız halinde namazı ve orucu terk etmesi ise dininin noksanlığıdır.”</span></strong> (<em><span class="r-36ujnk">el-Buhârî, Müslim, vd.</span></em>)</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify">Evet, hadisin tercümesi yaklaşık olarak bu şekilde. Metnin izahına geçmeden önce teknik boyutuyla alakalı bir parantez açmak istiyorum ki kaç gündür tartışılan kısım da burasıdır. Bazı kardeşlerimiz bu hadisin bazı versiyonlarında <span class="r-b88u0q r-36ujnk">“din ve akıl noksanlığı” </span>ifadesinin bulunmamasına, bazı versiyonlarında ise bu ifadenin Abdullah b. Mes&#8217;ûd&#8217;un sözü olarak nakledilmiş olmasına dikkat çekerek bu kısmın Peygamberimize ait ola-ma-ya-bileceğini (kat&#8217;i ve keskin bir çıkış ben duymadım) ifade ettiler. Biz, bunu hadisin bütün vecihlerine şöyle bir bakıldığı zaman bir araştırmacının dikkatini çekebilecek ve kuşkuya sevk edebilecek bir iddia olarak makul karşılarız; ancak <strong>yukarıda tercümesini verdiğimiz metnin, farklı vecihlerden, alanında otorite olmuş pek çok âlim tarafından sahih ve merfu olarak (Peygamberimizin dilinden) bir bütün halinde rivayet edildiğinin altını çizerek buna katılmadığımızı belirtmek isteriz.</strong> Sadece Abdullah b. Mes&#8217;ûd tarikiyle nakledilmiş olsa böyle bir ihtimali daha fazla ciddiye almamız gerekirdi; lakin bu hadisi bir bütün olarak bizzat Rasûlullah&#8217;tan işittiğini beyan eden Ebû Hureyre, İbn Ömer ve Ebû Saîd gibi sahâbîlerin mevcudiyeti böyle bir şeye ihtimal bırakmamaktadır. Her birinden gelen rivayetleri zayıf kabul etsek bile üçü bir araya gelince yine hasen derecesine çıkar ve reddetmek mümkün olmaz. Bu noktayla alakalı tafsilat herkesin anlayamayacağı teknik bilgiler ihtiva etmesi hasebiyle bu kadarla iktifa ederek metnin izahına geçmek istiyoruz.</p>
<p style="text-align: justify">Dişiliğini yitirmemiş, yaratılışına muvafık hareket eden bir kadının akli mekaniği erkek gibi değildir. Duyguları daha baskın olup akli manevralarını kısıtlayabilmektedir, bu doğru; ancak bu bir kusur mudur? Bilakis “anne” olmanın zaruri gereğidir. Çünkü rasyonel akılla hareket eden bir kadın çocuğuna ancak akli ölçüler çerçevesinde, yani güç yetirebildiği nispette koruyucu ve kalkan olabilir; lakin duygusal akılla hareket eden bir kadının gerektiğinde gücünün de fevkinde bir fedakârlık gösterdiğini görmekteyiz. Canı pahasına kalkan olur da, demez ki <em><span class="r-36ujnk">“Yahu ben öldükten sonra bu sabi yaşasa ne olacak?”</span></em> Onun tek düşündüğü şey yavrusunu korumak ve yaşatmaktır. Hayvanlarda dahi bu böyledir; civcivlerini korumaya çalışan bir tavuğun kendisinden kat be kat büyük bir köpeğe nasıl canhıraş bir biçimde saldırdığını muhtelif videolarda seyretmişsinizdir. Keza kadının en temel insani ihtiyaçlarını bile göz ardı etmesi yine bu duygu yoğunluğunun bir tezahürüdür. Gece boyu bebeği kırk defa uyansa anne de kırk defa uyanır, elinde tabak saatlerce çocuğunun peşinde dolaşır karnını doyurabilmek için… Oysaki erkek aklına göre: “Acıkınca yer, açından ölecek değil ya!” Ve daha nicesi… Örneklerini siz çoğaltın…</p>
<p style="text-align: justify">Yani kadının yaratılış kodları fevkalade hikmete uygundur. Ne var ki bugünlerde anneliği küçümseyen nevzuhur çevreler bunu idrakte zorlanmaktadır. 12 yaşından 55 yaşına kadar biteviye her ay -bir hafta on gün boyunca- bunun sancısını çekerler de yine de ibret almazlar. Hâlbuki bu demektir ki kadınların sadece ruhları değil bedenleri de annelik ekseninde yaratılmıştır. <span class="r-b88u0q">Hoşumuza gitsin veya gitmesin; kadın annedir!</span></p>
<p style="text-align: justify">Durum böyle olunca dinin kadına yüklediği sorumluluk da bu yaratılışa muvafık olarak şekillenmiştir. Şahitlik, miras, nikâh ve hakkında fırtınalar koparılan pek çok hukuki meselede erkekle kadın eşit tutulma-mıştır. Biz bunlara “sorumluluk” derken, külfet olarak nitelerken, modern dünya “hak” diyerek nimet suretinde takdim etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Daha evvel ki bir yazımda da vurguladığım üzere, zamanımız göstermiştir ki duygularını baskılayarak körelten kadınlar da hemen her alanda erkeklerle yarışabilmektedirler. Hatta beden gücüne taalluk etmeyen bazı alanlarda erkekleri geçmişlerdir de. (Tabi bunun dinî ve fıtrî anlamdaki faturası ayrı mesele.) Bu demektir ki mücerret olarak akıl noktasında erkekten bir eksikleri yoktur. Keza <span class="r-b88u0q">din de kadını mükellef kabul ederek akıl hususunda erkekten ayırmamıştır.</span> Aklı eksik olsa mükellef olabilir miydi? İlgili hadisin bizzat muhtevası da bu tezimizi doğrulamaktadır. <strong><em><span class="r-b88u0q r-36ujnk">“…Ne gariptir ki, din ve akıl noksanlığınıza rağmen kendine hâkim akıllı ve dinine bağlı bir adamın aklını sizin kadar hiç kimsenin çelebildiğini görmedim.” </span></em></strong>Hadiste geçen bu ifade “mücerret” akıl noksanlığına mı delalet eder yoksa icabında erkeği suya götürüp susuz getirecek bir potansiyele sahip olduğuna mı? Demek ki kadında o akli potansiyel var; ancak biraz duyguların güdümünde hareket ediyor. Hırs, kıskançlık, duygusallık vs… İşte o &#8220;noksanlık&#8221; vurgusu da Allahu &#8216;âlem bu noktaya işaret etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Şu durumda kadında din bağlamında eksik olan ne olmuş oluyor? dersek; cevabımız “Sorumluluk!” olur. Fizyolojik olarak hayız ve nifas halleri mazur görülmüş; namaz ve oruçtan muaf tutulmuş. Psikolojik olarak yoğun duyguları mazur görülmüş; şahitlik, yönetim, kaza vb. hukuki işlerden kısmen muaf tutulmuş. Biyolojik olarak nahif bedeni mazur görülmüş; cihattan, aile geçiminden vs. muaf tutulmuş… Ne yazık ki bugün bunlar kadının aleyhine şeylermiş gibi propaganda yapılıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Ben burada kadını otomobile, erkeği arazi aracına benzeterek bir misal vermek istiyorum. Otomobil ve arazi aracını birbirine mukayese ettiğimiz zaman; hareket edecekleri zemine göre birbirlerine üstünlüklerinin değiştiğini görürüz. Asfalt zemin üzerinden konuşuyorsak otomobil daha hızlı, daha konforlu ve daha estetik bir tasarıma sahip olduğundan arazi aracından üstündür. Çünkü arazi aracı daha hantal, daha konforsuz ve kaba tasarım bir araçtır. Araziye çıktığımız zaman ise daha güçlü, daha dayanıklı ve engebeli zeminde yürümeye daha elverişli olduğundan arazi aracı daha üstündür. Zira otomobilin hem çekiş gücü ve mekaniği arazide yetersiz kalır, hem de arazinin engebesi, motor ve yürür aksamına ağır hasarlar verir.</p>
<p style="text-align: justify">Kadınların ve erkeklerin pek çok konuda anlaşamama sebebi de bu değil midir? Kadınlar erkeklerin duygusal akılla hareket etmemelerinden, erkekler de kadınların rasyonel akılla hareket etmemelerinden yakınıp durmuyorlar mı? Dolayısıyla otomobilden arazi aracı gibi tırmanmasını, arazi aracından da otomobil gibi hız ve konfor sunmasını beklemeyen İslâm mı, yoksa otomobili dağ yoluna süren modern dünya mı kadına karşı adil ve şefkatlidir? Günümüz kadınları dağ yoluna vurulan bir otomobil gibi patinaj çekerek, altını sürte sürte, motorundan dumanlar çıka çıka ilerlemeye çalışmaktadır. <em><span class="r-36ujnk">“Artık biz de bu yollarda varız” </span></em>diye seviniyorlar ama tekerleklerinin yalpa yaptığını, amortisörlerinin patladığını, motordan dumanlar çıkmaya başladığını henüz idrak etmiş değiller. Şimdilik paldır küldür, tozun toprağın içinde ilerliyorlar bakalım…</p>
<p style="text-align: justify">Hâsılı kelam; Allah insanı bir hikmet üzere yarattığı gibi ona tanzim ettiği hayatı da aynı hikmet üzerine bina etmiştir. Dolayısıyla <strong><span class="r-b88u0q">kadını bu yaratılış özelliklerinden dolayı tahkir etmenin ucu Allah&#8217;ın hikmetine ve onun tezahürü olan bu nizama dokunmaktadır.</span></strong> Geride ifade ettiğimiz gibi günümüzde duygularını bastıran ve rasyonel akılla hareket eden, her alanda erkekle eşit sayılan kadınlar mevcuttur; lakin bu kadın için bir meziyet midir, bunun uzun vadede kendilerine ve topluma yansımaları nedir? Takdirlerinize bırakarak sözlerimi nihayetlendiriyorum.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">“Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.”</span></strong> (Zümer, 18)</p>
<p style="text-align: justify">Selâm, hidayete tabi olanlara…</p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/">“KADINLARIN AKLI VE DİNİ EKSİKTİR” MEALİNDEKİ HADİSLERE DAİR</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PORNOGRAFİ KÜLTÜRÜNÜN AİLE HAYATINA OLUMSUZ ETKİLERİ</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jun 2024 11:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[anal]]></category>
		<category><![CDATA[cima]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[İslam'da cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[porno]]></category>
		<category><![CDATA[porno bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[pornografik]]></category>
		<category><![CDATA[ters ilişki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=485</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte müstehcen görüntüler ve pornografik içerikler çok daha ulaşılabilir hale geldiler. Son derece dirayetli ve dikkatli insanlar bile &#8220;yalnız ve boş&#8221; oldukları bir anda karşılarına çıkan bir bağlantıya tıklayarak bu alana sürüklenebilmektedirler. &#8220;Yalnız ve boş&#8221; diye vurguladım, çünkü &#8220;yalnız ve boş&#8221; insan şeytana av olmaktan kolay kolay kurtulamaz. Hele de şehveti ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "PORNOGRAFİ KÜLTÜRÜNÜN AİLE HAYATINA OLUMSUZ ETKİLERİ"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri/">PORNOGRAFİ KÜLTÜRÜNÜN AİLE HAYATINA OLUMSUZ ETKİLERİ</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto" style="text-align: justify">Özellikle akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte müstehcen görüntüler ve pornografik içerikler çok daha ulaşılabilir hale geldiler. Son derece dirayetli ve dikkatli insanlar bile &#8220;yalnız ve boş&#8221; oldukları bir anda karşılarına çıkan bir bağlantıya tıklayarak bu alana sürüklenebilmektedirler. &#8220;Yalnız ve boş&#8221; diye vurguladım, çünkü &#8220;yalnız ve boş&#8221; insan şeytana av olmaktan kolay kolay kurtulamaz. Hele de şehveti ve merakı tavan yapmış bekâr bir genç ise. Ama ne yazık ki durum sadece bekâr gençlere münhasır değil; evli olanlar da bu alana sürüklenmekten hâli değiller ve bu meseleyi yazmaya bizi sevk eden asıl unsur da evlilerdir.</div>
<div dir="auto" style="text-align: justify"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">Daha önce kocasına veya nişanlısına suçüstü yapan / tarayıcı geçmişini kurcalayan bazı kadınlardan bu minvalde mesajlar almıştım ama geçen gün bir kardeşimizin bu meselenin acilen dile getirilmesi gerektiğine dair bazı gözlemelerini paylaşması üzerine konuyu gündeme taşıma zorunluluğu hissettim. Zira bu yazacağım şeyler herkese açılamayacak, sorulamayacak ve kolay kolay konuşulamayacak şeyler. Onun için mümkün olduğu kadar sansürsüz olarak bu mesele ve etrafında dolaşan bazı noktaları izaha gayret edeceğim.</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">Allah hem kadına hem erkeğe ayrı ayrı <strong>&#8220;Gözlerini yumsunlar&#8221;</strong> <em>(en-Nûr, 31)</em> buyurarak başkasının mahremine ve avretine bakmayı yasaklamıştır. Peygamberimiz (s.a.s.) de bunu <strong>&#8220;göz zinası&#8221;</strong> olarak nitelemiştir. Bu hepimizin malumudur; ne var ki bir tık kadar yakın hâle gelen görüntüler ister istemez insanların önüne düşmekte ve bir gaflet anında bu alana sürüklenebilmektedirler. Bu, kişinin vicdanıyla arasındaki bir şey olduğu için üzerinde çok fazla durmuyorum. Benim dikkat çekeceğim nokta:</p>
<div dir="auto">I. Bu meselenin tıpkı uyuşturucu bağımlılığı gibi tedavi gerektirecek büyüklükte bir bağımlılığa dönüştüğü ve &#8220;porno bağımlılığı&#8221; adı altında hususi kitaplara ve araştırmalara konu olan bir hastalık olduğu.</div>
<div dir="auto">II. Belki hayatında bir kere seyretmiş olsa bile zihninde kalan görüntülerin bir şekilde aile hayatına taşınması; bilerek veya bilmeyerek.</div>
<div dir="auto"></div>
<p dir="auto"><strong>&#8220;Bilerek&#8221; tamam ama &#8220;bilmeyerek&#8221; nasıl oluyor?</strong></p>
<div dir="auto">Maalesef insanların büyük çoğunluğu seyrettiği o görüntülerin &#8220;film&#8221; olduğunun farkında değil. Oyuncuların &#8220;rol&#8221; yaptığının bilincinde değil. Ekranda gördüğü vücutları, uzuvları, tavırları, hal ve hareketleri tabii/doğal zannediyor. Bu da evlilik hayatında tatminsizlik ve yetersizlik hissi meydana getiriyor. Hem cinsel yaşamını hem de karısını/kocasını kusurlu, eksik ve yetersiz görmeye sebebiyet veriyor. İşte &#8220;bilmeyerek&#8221; bu oluyor. Ve zannımca toplumun büyük çoğunluğu buna müpteladır.</div>
<div dir="auto"></div>
<p dir="auto">Söz konusu &#8220;film&#8221;ler birçok kamera ve açıdan mükerrer olarak çekilip montajlanarak servis ediliyor ama insanlar başlayıp biten sağlıklı, haz dolu uzunca bir süreçmiş gibi zannediyor, kendi evlilik hayatında da bunu arıyor ama bulamıyor. Çünkü o görüntüler Cüneyt Arkın&#8217;ın kaleden kaleye atlaması, dört oku aynı anda atıp dört kişiyi vurması kadar gerçeklikten uzak… İnsanlar filtre, makyaj ve estetik operasyonlarla tasvir edilmiş kusursuz yüzlere/vücutlara bakıyor bir de kendi karısına/kocasına bakıyor; yetersiz buluyor. Oradan gördüğü bazı pozisyonları taklide kalkıyor ama bilmiyor ki o pozisyonlar kameraya görüntü verebilmek ve seyirciye sunabilmek için öyle kurgulanıyor; daha çok haz verdiği için değil. Ekranda Nirvana yaşanıyormuş gibi görünen şey aslında ekstra abartılı bir orgazm taklidi. Kısacası orada gördüğünüz her şey ekran başındakilere hitap eden yapmacık şeyler; evlilik hayatında bir geçerliliği olmadığı gibi birçok hatalı yaklaşıma da sebebiyet vermektedir. Cinsellik hayvani bir içgüdüdür, doğal akışında gelişir, başkasından öğrenilmez ve tecrübesi de ancak eşler arasında birbirine özel oluşur.</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">Ve asıl meselemize gelecek olursak; orada gördüğü bazı uygulamaları kendi yatak odasına taşımaya kalkanlar…</p>
<div dir="auto">İslâm her alana dair kaide ve kurallar koyduğu gibi yatak odasını da bundan istisna tutmamıştır. Burada edep adap kabilinden kitaplarımızda yer alan tavsiyelere girmeyeceğim; ancak &#8220;iki kat&#8217;i haram var&#8221; ki bunlara dikkat çekeceğim:</div>
<div dir="auto">Birincisi; Ters/arka yoldan ilişki. Zira Rasûlullah (s.a.s.) <strong>“Hanımına arka yoldan/ters/anal ilişkiye giren melundur.” </strong>buyurmuştur.<em> (Ebû Dâvûd, Nikâh 45, nr: 2162) </em></div>
<div dir="auto">İkincisi: Hayız/adet halinde ilişki. Allah Teâlâ Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de şöyle buyurmuştur: <strong>“Sana kadınların âdet dönemi hakkında soru soruyorlar. De ki: O sıkıntılı bir hâldir. Bu sebeple âdet günlerinde kadınlardan ayrı durun, temizlenmedikçe onlarla cinsel ilişkide bulunmayın…”</strong> <em>(el-Bakara, 222)</em></div>
<div dir="auto"></div>
<p dir="auto">Bunlar amasız fakatsız haramdır ve mutlak surette kaçınmak gerekir. Kadın, kocasının bu gibi taleplerine karşı çıkmalıdır. Ancak hayız/adet halinde iken üzerinde kısa tayt bulunmak suretiyle (ten teması, dokunma, sürtünme yoluyla) mübaşerette bulunabilirler. (Hadis ve fıkıh kitaplarında göbek ve diz kapağı arasını örten peştamal/izar diye ifade edilir, bundan maksat duhûl/girmeyi ve ihtimalini ortadan kaldırmaktır.)</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">Bu iki noktaya dikkat ettikten sonra –yeni bir şeyler ihdas edilmediyse- yatak odasını kısıtlayıcı fazla bir şey sayıp dökmeye gerek görmüyorum. Sadece konuya değinmişken birkaç şey daha söyleyip sözlerimi nihayetlendireceğim;</p>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">-Gusül abdestini hemen almak şart değildir, üzerinden namaz vakti geçmedikçe tehir edilebilir. Uyuyup uyandıktan sonra gusül alınabilir. Bir şey yiyip içmek istenirse eller yıkanıp ağız çalkalanmak suretiyle yiyip içilebilir.</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">-Erkeğin şehveti kadına yöneliktir, kadının şehveti eşya ve gösterişe… Onun için kadınlar kendilerini erkeklerle kıyaslamamalılar. Cinselliği asla bir silah olarak kullanmamalılar. Bir erkek yemek yapmasanız dışarıdan yemek söyleyebilir, elbisesini yıkamasanız yeni elbise alıp giyebilir; ancak cinselliğin Müslüman için dışardan ikamesi yoktur. Bu, kocanın kadından nikâh karşılığı aldığı hakkıdır. Bundan mütevellit Rasûlullah (s.a.s.) <strong>“Bir koca karısına ihtiyaç duyup da onu yatağına çağırdığında, kadın ocak başında bile olsa, hemen kocasının yanına gelsin.”</strong> (Tirmizî, Radâ 10) minvalinde pek çok ikazda bulunmuştur.</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">-Kadının cinselliği duygularında başlar, duygusallık varsa cinsellik vardır. Dolayısıyla koca, kadının duygularına hitap etmeli, kadın da kocası için süslenmeli en az dışarı çıktığı kadar kendisine özen göstermelidir. Tabi ki 7/24 demiyorum ama hiç olmazsa haftada bir iki günün bu anlamda farklılığı olmalıdır. Ve tabi ki karşılıklı kişisel bakıma da özen gösterilmelidir.</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">-Cinsellik sadece anlık bir hazdan ibaret değildir; eşler arasındaki bağı diri tutan, güncelleyip güçlendiren bedensel ve ruhsal çok farklı boyutları vardır. Onun için karı-koca cinsellikten kaçmak için değil cinsellik yaşamak için bahane aramalıdır. Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz her şey gibi karı-koca da birbirine ihsan edilmiş iki büyük nimettir. İsraf ve ihmal edilmemelidir.</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: <strong>“Kişinin oynadığı bütün oyunları batıldır. Ancak kişinin yayıyla ok atması (atış eğitimi yapması), atını terbiye etmesi ve eşiyle oynaşıp sevişmesi bundan müstesnadır. Çünkü bunlar haktan sayılır.”</strong> <em>(el-Müsned, XXVIII/573, nr:17337; Ebû Dâvûd, Cihâd 23, nr: 2513)</em></p>
<p dir="auto">Yine bir defasında: <strong>“Birinizin eşiyle cinsel ilişkide bulunması bile sadakadır.”</strong> buyurduğunda ashâb, “Ey Allah&#8221;ın Resûlü! Birimizin şehvetini tatmin etmesine de mi mükâfat var?” diye sormuştu. Allah Resûlü, <strong>“Peki, şehvetini haramla tatmin etmiş olsaydı, bundan dolayı ona günah var mıydı?”</strong> diye sorunca, “Evet!” demişlerdi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.s.), <strong>“İşte bunun gibi, ihtiyacını helâl yolla giderdiğinde de onun için bir mükâfat vardır!”</strong> buyurmuştu. <em>(Müslim, Zekât, 53)</em></p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<p dir="auto" style="text-align: justify">Tabiat boşluk kabul etmez. <strong>Hak ve helal ile doldurulmayan her boşluk haram ve batıl ile dolar</strong>; Ves-Selâm…</p>
<div dir="auto" style="text-align: justify"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto"><strong><span style="font-family: 'book antiqua', palatino, serif">Mesut Özbilir</span></strong>/ 10.06.2024</div>
</div><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri/">PORNOGRAFİ KÜLTÜRÜNÜN AİLE HAYATINA OLUMSUZ ETKİLERİ</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EVLİLİKTE &#8220;EŞLER ARASI DENKLİK&#8221; MESELESİ</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2024 16:13:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[denklik]]></category>
		<category><![CDATA[eş seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[eşler arası denklik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik kriterleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda en çok muhatap olduğumuz sorulardan biri de evlilikte denklik meselesi. Özellikle kadınların top yekûn tahsil ve meslek sahibi olmaları bu anlamda farklı bir durum ortaya çıkardı. Şöyle ki; öğretmen, avukat vs. olup da evliliği erteleyen birçok kardeşimiz, hali hazırda kendilerine gelen taliplerinin dini ve ahlaki durumunu olumlu bulduklarını; ancak meslek ve tahsil anlamında ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "EVLİLİKTE &#8220;EŞLER ARASI DENKLİK&#8221; MESELESİ"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi/">EVLİLİKTE “EŞLER ARASI DENKLİK” MESELESİ</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Son zamanlarda en çok muhatap olduğumuz sorulardan biri de <strong>evlilikte denklik</strong> meselesi. Özellikle kadınların top yekûn tahsil ve meslek sahibi olmaları bu anlamda farklı bir durum ortaya çıkardı. Şöyle ki; öğretmen, avukat vs. olup da evliliği erteleyen birçok kardeşimiz, hali hazırda kendilerine gelen taliplerinin dini ve ahlaki durumunu olumlu bulduklarını; ancak meslek ve tahsil anlamında kendileriyle aynı denkliğe haiz olmadıklarını dile getirmektedirler. Bunlardan bir kısmı -kendisi de uygun görmekle birlikte- ailesi tarafından böyle bir evliliğe teşvik edildiğini belirtirken, bir kısmı kendi evlenmek istediği halde ailesi tarafından denklik bulunmadığı gerekçesiyle engellendiğini ifade ediyor.</p>
<p style="text-align: justify">Istılah olarak &#8220;kefâet&#8221; diye ifade ettiğimiz denklik, fıkıh kitaplarımızda ele alınan nikâh bahislerinden biridir ve kadın tarafının hukukunu koruyucu bir şart olarak<strong> <span class="r-b88u0q">&#8220;erkeğin kadından daha alt bir pozisyonda olmamasını&#8221;</span> </strong>ifade eder. Kadının erkekten alt bir pozisyonda olması ise denkliğe engel teşkil etmez.</p>
<p style="text-align: justify">Önemine işaret etme noktasında bir örnek verecek olursak; Hanefî fukahamız reşit bir kadının velisinin izni olmaksızın evlenebileceğini; ancak kendisine denk olmayan biriyle evlenmesi halinde velisinin bu nikâhı feshetme hakkına sahip olacağını, beyan etmişlerdir. Malumdur ki bu gibi durumlarda &#8220;Falancanın kızı gitmiş de kiminle evlenmiş&#8221; denilir. Aileye toplum tarafından bir ayıplama geleceğinden İslam hukuku veliye böyle bir yetki vermiştir.</p>
<p style="text-align: justify">Hanefî mezhebimiz erkeğin evleneceği kadınla aralarında altı noktada denklik arar: <strong><span class="r-b88u0q">Nesep, müslüman olma, dindarlık, mal, meslek ve hürriyet.</span></strong> Bunlar örf dikkate alınarak şekillenen kıstaslar olduğu için biz burada kısaca değinip, akabinde öne çıkan bir kaçını günümüz perspektifinden irdelemeye çalışacağız.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">I. Nesepte/soyda denklik:</span></strong> Özellikle erken dönemde Kureyş gibi kabilelerin nüfuz ve itibarı örfen de sabit olduğu için nikâhta bu denkliğe itibar edilmiştir. Günümüze uyarlarsak hırsızlık, arsızlık, fasıklık gibi kötü hasletlerle öne çıkmış bir sülaleyle, ahlakıyla tebarüz etmiş itibarlı bir sülale arasında denklik olmayacağı açıktır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">II. Müslüman olma: </span></strong>Bu da yine özellikle erken dönemlerde Müslüman olmaktaki kıdemi ifade eder. Yeni Müslüman olmuş bir adam üç nesildir Müslüman olan bir ailenin kızına denk sayılmaz.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">III. Dinde ve takvada denklik:</span></strong> Dindarlık ve zenginlik maddeleri değişkenlik gösterebildiği için imamlarımız arasında farklı kanaatler ortaya çıkmıştır. Bu noktada İmam Muhammed kendisiyle alay edilen, sarhoş halde çarşıda pazarda dolaşan veya çocuklar tarafından eğlenceye alınan düşük bir kişilik olmadıktan sonra dindarlık farkı itibara alınmaz demiştir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">IV. Malda denklik:</span></strong> Erkek mehir verebilecek ve ailesinin nafakasını temin edecek bir gelire sahipse mal açısından denklik sağlanmış olur. Ancak kadın çok zengin olursa erkeğin sadece mehir ve nafaka noktasındaki yeterliliği aralarında denklik oluşturmaz, denilmiştir. İmam Ebû Yusuf ise meseleye farklı bakarak: &#8220;Denklikte zenginliğe itibar olunmaz, zira zenginlik değişkendir.&#8221; demiştir. Çünkü insanlar zenginken fakir olmaya, fakirken zengin olmaya dönebilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">V. Mesleki denklik </span>hususu</strong>na gelirsek, bazı meslek gurupları toplumda çok saygın iken bazı meslekler rağbet görmeyip ancak mecburiyetten yapılmaktadır. Dolayısıyla arada çok açık bir makas bulunması nikâhta denklik unsurunu zedeler denilmiştir. Ancak mesleki denklik de değişken olduğu için Ebû Hanîfe tarafından denklik hususunda itibara alınmamıştır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">VI. Hürriyet:</span></strong> Günümüz itibariyle fonksiyonu kalmadığından üzerinde durmuyoruz.</p>
<p style="text-align: justify">Evet, <em><span class="r-36ujnk">el-Hidâye</span></em>&#8216;den özetlemeye çalıştığım bu takrirden anlaşıldığı üzere eşler arasında dini, mali ve sosyokültürel anlamda bir denklik bulunması isteniyor; ancak nikâhın sıhhati için olmazsa olmaz genel geçer kaideler olarak da görülmemiştir. Evliliğin selameti için dikkate alınması gereken önemli kıstaslardır. Bugün konu bağlamında gelen sorulara istinaden iki şey üzerinde duracağız: birincisi meslek, ikincisi ise dindarlık.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">a)Meslek: </span></strong></p>
<p style="text-align: justify">Öncelikle gelen mesajlardan bir iki örnek vermek istiyorum yalnız buradan <strong><span class="r-b88u0q">söz konusu meslekleri hakir gördüğümüz anlaşılmamalıdır.</span></strong> Sadece eğitim, gelir ve sosyal konum itibariyle aradaki farka dikkat çekmek istiyoruz: <em><span class="r-b88u0q">&#8220;Hocam ben öğretmenim, ailem inşaat ustasıyla evlenmemi istiyor, açıkçası ben de olumsuz bakmıyorum ama olur mu ki?&#8221; &#8220;Hocam avukatım, otuz yaşıma yaklaştım evlenmek istiyorum, isteyenlerim de var ama güvenlik görevlisi, özel sektör çalışanı vb. meslek grupları geliyor sadece.&#8221;</span></em></p>
<p style="text-align: justify">Geride temas ettiğimiz üzere kadınların eğitim seviyesi ve mesleki durumlarının bir anda yükselmesi çoğunluğu güvenlik görevlisi ve özel sektör çalışanı olan erkeklerle aralarındaki makası açtı ki kanaatimce daha da açılacaktır. Çünkü tahsil ve mesleki kariyer sahibi erkeklerin önemli bir bölümü çalışan değil ev hanımı olan kadınlarla evlenmek istiyor veya evleniyor. Böyle olunca da çalışan meslek ve tahsil sahibi bekâr kadınların sayısı sürekli artıyor. Buna, son derece önemli ve yaygınlaşan bir sorun olarak dikkatinizi çekiyorum. Artık birçok genç kız sırf bu yüzden &#8220;keşke okumasaydım&#8221; diyecek noktaya gelmiştir. Şu halde bu meseleyi biraz irdelemek faydalı olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify">Öncelikle şunu söyleyelim gerek geride saydığımız diğer kıstaslar gerek meslek ve tahsil noktasındaki denklik meselesi önemlidir, bunu inkâr edemeyiz; ancak karşı karşıya kaldığımız ve aşılması gereken de bir sorun var. Ehemmi mühimme tercih etme noktasında mümkün olduğunca bunları esnetmeye gayret edeceğim. Dengi yok diye bu kadar insan evlenmesin mi?</p>
<p style="text-align: justify">İmamlarımızın burada olaya bakışı sadece eşler arasındaki uyumu teminden ibaret olmayıp, kızın ailesinin rencide olacağı bir senaryoyu da engelleme üzerine kurulu bir denklik anlayışıdır. Onun için evlenecek kadın ve erkeğin aralarında mesleki anlamda bir makas varsa (gerideki mesajlardan hareketle öğretmen &amp; inşaat ustası, avukat &amp; güvenlik görevlisi gibi) bakılır;</p>
<p style="text-align: justify">-Kadın eğitimli olduğuna göre talip olan erkeğin kültür seviyesini tespit etmiş ve yeterli görmüşse,</p>
<p style="text-align: justify">-Onun mesleğini sadece alın teri, helal kazanç düzleminde görüp kendisi için bir gurur meselesi yapmıyorsa,</p>
<p style="text-align: justify">-Yaşadıkları çevrede de kayda değer bir gündem oluşturup ailesini rencide etmeyecekse,</p>
<p style="text-align: justify">-Hayata bakış itibari ile <strong><span class="r-b88u0q">onunla olur</span></strong> diyorsa;</p>
<p style="text-align: justify">Burada denkliğe engel teşkil eden bir durum olduğunu düşünmüyorum.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Şimdi gerekçelerimi açıklayayım: </strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong>Evvela</strong> <strong><span class="r-b88u0q">diploma, eğitim ve kültür tespitinde yegâne kıstas değildir.</span></strong> Kendini yetiştirmeyen insan yüksek tahsilli de olsa akademisyen de olsa nitelikli avam sınıfının bir unsuru olmaktan ötemeye gidememektedir. Öyle de lise mezunu var ki kaçın kurası, kendini yetiştirmiş, sivil toplum kuruluşlarında görevi var, sosyal hayatta aktif vs… <strong><span class="r-b88u0q">Dolayısıyla eğitim ve kültür denkliğini salt diploma denkliği üzerinden ele almak doğru olmaz. Mutlaka nitelik sağlaması yapmak gerekir.</span> </strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong>İkinci bir şey</strong> imamlarımızın dikkat çektiği üzere<strong> <span class="r-b88u0q">değişken olan şeylere çok fazla pay biçmemek gerekir. </span></strong>Evlendikten sonra üniversite bitirip atananların sayısı bir hayli fazladır. Ben evlendiğimde lise mezunu bir marangozdum, çocukken camilerdeki yaz kurslarına gitmek dışında hiçbir dini tahsilim de yoktu, hatta hanım bana Kur&#8217;an okutmuş <em><span class="r-36ujnk">&#8220;Bayağı iyi okuyorsun, aferin&#8221;</span></em> demişti. 🙂 Şimdi hayal bile edemeyeceğimiz bir noktaya geldik.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Üç</strong>; öğretmenlik, avukatlık vb. meslekler artık çok erişilmez ulaşılmaz meslekler değil. Bizim çocukluğumuzda öğretmenler kaymakam gibi bir pozisyondaydı. Girdiği yerde herkes ayağa kalkar yer verirdi. Şimdi ise öyle değil, hem bu vasıflarını kaybetti, hem çok yaygın hem de yığınla insan bu okullardan mezun olmuş atanmayı bekliyor.</p>
<p style="text-align: justify">Bu noktada benim dikkatimi çeken bir şey söyleyeyim; dışarıdan bakıldığı zaman öğretmenlerin en kolay evlenme potansiyeline sahip insanlar olduğu intibaı oluşuyor, o kadar üniversite hayatı var, okulda evlenebileceği birçok meslektaşı var vs. ancak durum şu sıra pek öyle değil. Gerek reel gerek sanaldaki gözlemlerim bariz bir biçimde bunu ortaya koyuyor. En önemli sebebi işte bu mesleki makas. &#8220;O öğretmen bizim oğlanı almaz&#8221; diye kimse talip olmuyor, her öğretmene de bir öğretmen bulunmuyor.</p>
<p style="text-align: justify">Bu başlıkla ilgili son olarak şunu söyleyeyim, ben astsubay kadınla evli uzman çavuş gördüm. İlgimi çekti sordum bu nasıl olur? diye <em><span class="r-36ujnk">&#8220;Karakolda hanımına &#8216;komutanım&#8217; diyor&#8221;</span></em> dediler. 🙂 Diyeceğim o ki, artık bu gibi şeyler aşılmış, bireyselleşme topluma o kadar hâkim oldu ki artık kimse kimsenin hayatına müdahil olmuyor. <span class="r-b88u0q">Meseleye ağanın kızıyla kâhyanın oğlu kabilinden bakamayız artık. </span></p>
<p style="text-align: justify"><strong> <span class="r-b88u0q">B)Dindarlık:</span> </strong></p>
<p style="text-align: justify">Bu başlıkla alakalı gelen sorular da daha çok<em><strong> <span class="r-36ujnk">&#8220;</span><span class="r-b88u0q">Hocam isteyenlerim var ama hiçbiri namaz kılmıyor.&#8221;</span></strong></em> Bazıları aileleri tarafından <em><span class="r-b88u0q">&#8220;Namaz abdest sormaya devam edersen evde kalırsın&#8221; </span></em>telkinleri alırken, bazıları <em><span class="r-b88u0q">&#8220;Namaz için nasıl böyle bir talibi geri çevirirsin?&#8221;</span></em> tepkilerine maruz kalıyor. Bir kısım dünürler de <em><span class="r-b88u0q">&#8220;Namaz kılmıyor ama evlenince sen kıldırırsın&#8221;</span></em> diyerek günü kurtarmaya çalışıyormuş. Artık bazı hanımlar o kadar daralmış ki <em><span class="r-b88u0q">&#8220;Evin reisi ve ailesinin dini terbiyesini temin edecek olan erkek iken, ben niye onun namazını takip ediyorum&#8221; </span></em>diyorlar. Yani eli yüzü düzgün, cumalara gidiyor, helale harama da dikkat ediyor ama namaza gevşek, bunu da geri çevirmeyelim artık, ahir zamandayız, demek istiyorlar. 🙂</p>
<p style="text-align: justify">Bu konuda ısrarcı olan kardeşlerime tavsiyem dua edin, hayırlısıyla nasibinizi bekleyin; ancak <em><span class="r-b88u0q">&#8220;yaş kemale erdi, bıçak kemiğe dayandı&#8221; </span></em>diyorsanız; geride İmam Muhammed&#8217;in en uç örnekleri ihtiva eden beyanını zikrettik, bu konuda kınanacak değilsiniz. <span class="r-b88u0q"><strong>Size helal haram ve ahlakı hususunda güven veriyor ve namaza başlayacağına dair de söz veriyorsa, </strong>sözüne itimat edip, kabul edebilirsiniz. </span></p>
<p style="text-align: justify">Son olarak bir şey daha söyleyip bitireyim;<span class="r-b88u0q"><strong> evlenecek olanlar ne istediğini bilerek değerlendirme yapmalıdır</strong>. </span>Mesleğine bağlı, yükselmeye çalışan, kariyer planları olan biriyle, <em>&#8220;iyi kötü bir işimiz var, gidip geliyoruz, maaşımız yatıyor çok şükür&#8221;</em> diye olaya basitçe bakan iki insan hali hazırda <span class="r-b88u0q">aynı mesleği yapıyor olsalar da durumları farklıdır.</span> İlk zikrettiğim için mesleki denklik çok önemlidir ama ikincisi için pek de önemli değildir.</p>
<p style="text-align: justify">Bu konuda belki mevcudun dışına çıkarak yeni şeyler söylemiş olmam hasebiyle illaki eleştiriye mahal yerler olacaktır. İsabet ettiysek Allah&#8217;ın lütfuyladır, hata ettiysek kendi kusurumuzdur… Etrafınızdan edindiğiniz tecrübeleri, yorum ve eleştirilerinizi paylaşırsanız telafi ederiz inşallah… Vallahu &#8216;âlemu bi&#8217;s-savâb…</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Mesut Özbilir / 26.03.2024</strong></p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi/">EVLİLİKTE “EŞLER ARASI DENKLİK” MESELESİ</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNTERNETTEN EVLİLİLİK GÖRÜŞMESİ YAPILABİLİR Mİ?</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Mar 2024 20:54:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik görüşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[görücü usûlü]]></category>
		<category><![CDATA[internetten tanışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=446</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda çok sorulan meselelerden birisi de; internet üzerinden evlilik görüşmesi yapılabilir mi? Ya da internetten tanıştığımız biriyle evlenilebilir mi? Öncelikle şunu söyleyeyim evlilik müessesesi bugün ciddi anlamda sıkışmış durumdadır. Meselenin &#8220;doğru insanı bulma&#8221; daha doğru bir ifadeyle &#8220;uygun insanı bulma&#8221; boyutu maddi imkânsızlıklardan kat kat daha büyük bir sorun teşkil etmektedir. Bunun en büyük ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "İNTERNETTEN EVLİLİLİK GÖRÜŞMESİ YAPILABİLİR Mİ?"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi/">İNTERNETTEN EVLİLİLİK GÖRÜŞMESİ YAPILABİLİR Mİ?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Son zamanlarda çok sorulan meselelerden birisi de; internet üzerinden evlilik görüşmesi yapılabilir mi? Ya da internetten tanıştığımız biriyle evlenilebilir mi?</p>
<p style="text-align: justify">
<p style="text-align: justify">Öncelikle şunu söyleyeyim evlilik müessesesi bugün ciddi anlamda sıkışmış durumdadır. Meselenin &#8220;doğru insanı bulma&#8221; daha doğru bir ifadeyle &#8220;uygun insanı bulma&#8221; boyutu maddi imkânsızlıklardan kat kat daha büyük bir sorun teşkil etmektedir. Bunun en büyük müsebbiplerinden birisi hayatın sokaktan, sosyal medya platformlarına taşınmasıdır. İnsanların gerçek hayatta yakinen görüştüğü kişi sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor artık. Dolayısıyla da gençlerimiz kendilerine uygun bir evlilik bağlantısı kuracak çevrenin varlığından yoksunlar. Özellikle bizim etki alanımıza giren ve şuan bu satırları okuyan kimselerin durumu çevre ile de aşılacak gibi görünmüyor. Şöyle ki birçoklarının ailesi ve yaşadığı çevre dini hayat bakımından son derece kurak bir vaziyette. Ama kendileri çeşitli vesilelerle dini hassasiyetler edinmiş, bu anlamda kendisini geliştirmiş, manevi dünyasını mamur etmiş durumdalar; ne var ki çevresinden kendisine talip olan veya tavsiye edilen adaylar bu hayatın çok uzağındadır. Birçok kardeşimiz taliplerine namaz abdest sormaması gerektiği yoksa evde kalacağı yönünde telkinler aldığını söylüyor. Düşünün ki namaz kılacak bir aday bulmakta bile zorlanan gençlerimiz var. Durum böyle olunca bu mecradan istifade kaçınılmaz hale gelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Bir defa şunu belirtelim internetten tanışarak evlenenlerin sayısı hiçte az değildir.</strong> Sadece yadırganma endişesiyle bunu dışa vurmuyorlar. Eğitimin, alışverişin hatta iş hayatının bile bu mecraya taşındığı bir zamanda bunda şaşılacak bir durum da yoktur. Benim mesela gerçek hayatta bir arkadaşım, bir dostum, ders alabileceğim hocam, ders okuyacağım talebem yok. Ancak sosyal medyadan edindiğim ve sürekli görüştüğümüz dostlarım, dersler yaptığımız hocalarım, talebelerim vs. var. Dolayısıyla evlilikte de bu mecradan müstağni kalamayız artık; pekâlâ tavsiyede bulunulabilir, talip olunabilir.</p>
<p style="text-align: justify">
<p style="text-align: justify"><strong>Ben şimdi bununla alakalı söz konusu olabilecek riskleri bertaraf etme noktasında olmazsa olmaz bazı ilkeler ortaya koymak istiyorum;</strong></p>
<p style="text-align: justify">I. Öncelikle bunu katalogdan eş beğenme gibi algılamak yanlıştır. Birkaç yıldır takip ettiğimiz, paylaşımlarından gördüğümüz kadarıyla hayat felsefesini, olaylara bakış açısını beğendiğimiz birine talip olmak veya böyle birini, bir yakınımıza tavsiye etmek kabilinden anlamak gerekir ki, bu anlamda önemsenmelidir de. Zira kendi çevrenizde muhtemelen bu evsafta birini bulamıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify">II. Bu mecrada <strong>insanların sahte yüz ve karakterleri konusunda son derece uyanık olmak durumundayız</strong> ve asla bu mecra son kararı verdiğimiz yer olmamalıdır.</p>
<p style="text-align: justify">III. Evlilik görüşmesi yaptığımız kişiyle sadece en temel şeyler (şurada yaşıyorum, şu işte çalışıyorum, şöyle bir hayat tasavvur ediyorum, evlilikten ve eşimden beklentilerim şunlar) konuşulup, <strong>en fazla bir hafta on gün içerisinde konu ailelere intikal ettirilmelidir. Yani görücü usulü devam etmelidir</strong>. Dediğim gibi bu mecradan edindiğimiz bilgiler <strong>güvenilir bilgiler değildir.</strong> Eşeği at diye satarlar insana.</p>
<p style="text-align: justify">IV. Farz edelim bu kişi ile evlenemedik de başkasıyla evlendik; <strong>bu kişi ile yaptığımız yazışmalar evlendiğimiz kişinin eline geçecek olsa bizi mahcup etmeyecek düzeyde, ciddiyette ve yeterlilikte olmalıdır.</strong> &#8220;Evlenme çağı gelen bir fert olarak böyle bir teşebbüste bulundum fakat uygun düşmedi&#8221; diyerek başımız dik bir biçimde konuyu kapatabileceğimiz sınırları aşmamalıdır. Nitekim görücü usulünde de insanlar başkalarıyla görüşüp evlenmedikleri olabiliyor.</p>
<p style="text-align: justify">V. Konuşulan konularda mutabık kalınması halinde &#8220;talep edilmeksizin&#8221; <strong>taraflar birbirine ailelerin bilgi alacağı eşraftan referanslar vermelidir.</strong> Mesela; abim falanca yerde öğretmen adı şu, dayım falanca yerin başkanı adı bu, amcam şu camide imam adı bu gibi… Ki icabında soruşturulsun bunlar kimdir, nedir, nasıl bir ailedir vs. Bazen çok garip bağlantılar kurulabiliyor ve fotoğraf büyük oranda netleşebiliyor.</p>
<p style="text-align: justify">Evet, bir kaç şey daha söylenilebilirse de özetle bu prensiplere dikkat edilmesi halinde başarılı sonuçlar alınacağını düşünüyorum. Bu hususta ve bu açıklıkla kaleme alınmış belki ilk yazı olması hasebiyle gözden kaçan noktalar olabilir, yorum ve katkılarınızla daha da zenginleşeceğini umuyorum. VesSelâm…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mesut Özbilir / 27.02.2024</p>
<hr />
<p><strong>İLGİNİZİ ÇEKECEK BENZER YAZILAR</strong>:</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="8Jg3I1TNmF"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/">İSTİHÂRE NEDİR? NASIL YAPILIR? EVLİLİK ÖNCESİ İSTİHARE GEREKLİ MİDİR?</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;İSTİHÂRE NEDİR? NASIL YAPILIR? EVLİLİK ÖNCESİ İSTİHARE GEREKLİ MİDİR?&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/embed/#?secret=n0pkK5EPCm#?secret=8Jg3I1TNmF" data-secret="8Jg3I1TNmF" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="k4nV1U0Dem"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza/">&#8220;Kadınlar ev işi yapmak zorunda değildir&#8221; söyleminin tahlili ve cinsiyet rolleri üzerine bir mülahaza</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;&#8220;Kadınlar ev işi yapmak zorunda değildir&#8221; söyleminin tahlili ve cinsiyet rolleri üzerine bir mülahaza&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza/embed/#?secret=Bdze1j3YAI#?secret=k4nV1U0Dem" data-secret="k4nV1U0Dem" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="kNYjpCc3gF"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-oncesi-mutlaka-konusulmasi-gerekenler/">Evlilik öncesi mutlaka konuşulması gerekenler</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Evlilik öncesi mutlaka konuşulması gerekenler&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-oncesi-mutlaka-konusulmasi-gerekenler/embed/#?secret=6uHEhcNBrP#?secret=kNYjpCc3gF" data-secret="kNYjpCc3gF" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi/">İNTERNETTEN EVLİLİLİK GÖRÜŞMESİ YAPILABİLİR Mİ?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EVLİLİK KADER ÖRGÜSÜ Eşimiz kaderimiz midir? Evlilik kader midir?</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Mar 2024 20:23:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[eşimiz kaderimiz midir]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik kader midir]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kısmet]]></category>
		<category><![CDATA[nasip]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu mecranın demirbaş gündemlerinden biri hiç şüphesiz evliliktir. Konuyla alakalı birçok paylaşım, yorum ve mesaj önümüze düşüyor. Gördüğüm kadarıyla bu bağlamda en öne çıkan başlıklarından biri evlilik-kader irtibatıdır. Uzun zamandır buna ilişkin bir izah yapmam isteniyordu, nasip bugüneymiş. Elimden geldiğince resmetmeye çalışacağım. Kader, başımıza gelecek her şeyi Allah&#8217;ın ezelde bilip takdir etmesidir. Bilmesi tamam, peki ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "EVLİLİK KADER ÖRGÜSÜ Eşimiz kaderimiz midir? Evlilik kader midir?"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir/">EVLİLİK KADER ÖRGÜSÜ Eşimiz kaderimiz midir? Evlilik kader midir?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Bu mecranın demirbaş gündemlerinden biri hiç şüphesiz evliliktir. Konuyla alakalı birçok paylaşım, yorum ve mesaj önümüze düşüyor. Gördüğüm kadarıyla bu bağlamda en öne çıkan başlıklarından biri evlilik-kader irtibatıdır. Uzun zamandır buna ilişkin bir izah yapmam isteniyordu, nasip bugüneymiş. Elimden geldiğince resmetmeye çalışacağım.</p>
<p style="text-align: justify">Kader, başımıza gelecek her şeyi Allah&#8217;ın ezelde bilip takdir etmesidir. Bilmesi tamam, peki takdir etmesi ne demek?</p>
<p style="text-align: justify">Dünyada aynı anda milyarlarca insan yaşıyor, her biri mutlak olarak kendi iradesiyle hareket etse olaylar tıkanır, dünyada bir düzen olmazdı. Allah bizim irademize bıraktığı şeyleri bile takdir etmiştir, yani programlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify">Bazen bazı şeyleri yapmak isteriz ama yapamayız. Çiftçi tarlasını eker, sular, her türlü bakımını yapar ama bazen mahsul alamaz; dolu vurur, kuraklık olur, tarlası yanar gibi… Böyle bir örgü vardır ya işte bu Allah&#8217;ın takdiridir. Youtube&#8217;da trafik kazalarının kamera kayıtlarına bakarsanız, adeta milimetrik bir hesap görürsünüz. Birbirine giren onlarca arabanın arasından iğne deliğinden geçer gibi bir arabanın sıyrılıp geçtiğini görürsünüz. Ya da fırlayan bir otomobil lastiğinin 500m ötede kendi halinde kaldırımda yürüyen bir insanın eceli olduğunu&#8230; Buna &#8220;kaza&#8221; denir ki dilimize de böyle geçmiştir. Keza bizim doğduğumuz zaman, mekân, anne-baba vs… bunlar da yine bizim irademiz dışında gelişen Allah&#8217;ın takdir ettiği şeylerdir. Bunun dışındaki amellerimiz kendi irade ve tercihlerimizin neticesidir. Allah&#8217;ın bunları ezelde biliyor oluşu bizi rüzgârın önündeki bir gazel gibi hareket etmeye zorlamaz.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Peki, evlilik bu örgünün neresindedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify">Evlilik tıpkı rızık gibidir. Bizim irademizle gerçekleşir. Evlenmek istemek veya istememek bizim tercihimizdir. Evlendiğimiz kişiyi seçmek de yine bizim tercihimizdir. Nasıl ki Allah rızkımızı takdir etmiştir ama bizim çalışmamıza bağlamıştır. Herkes rızkı verenin Allah olduğunu bilir ama bununla birlikte her sabah kalkıp o takdir olunan rızkını aramaya çıkar. İşte evlilikte de aynı bu şekilde hareket etmek gerekir.</p>
<p style="text-align: justify">Bugün maalesef birçokları kendi tercihlerinin ya da toplumsal kabullerin  neticelerini de kadere bağlıyor. Evlilik için aranılan yıllar, talep edilen yıllar, gözlerin aradığı yıllar evliliğe mesafeli duruluyor, bayramlarda &#8220;evlilikten&#8221; bahis açanlara surat asılıyor ve fakat akranları evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra &#8220;kısmetim kapalı&#8221; deniliyor. Sözgelimi 18-25 yaş arasında iken &#8220;çevresinde&#8221; evlenmesi muhtemel aday sayısı 20 ise, ilerleyen yaşlarda bu 3-5&#8217;e düşmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Bir çiftçi kış günü karın üzerine tohum serpip mahsul alabilir mi? İşte evlilik tohumunu da hayatın ilk baharında serpmek gerekiyor&#8230; Bir esnaf insanların alışverişte olduğu gündüz vakti dükkânını açmasa da herkesin uykuda olduğu gece vakti açsa satış yapabilir mi? İnsanların talebini dikkate alması gerekir değil mi? İşte evliliğin de tohum serpmeye, kapıyı açık tutmaya elverişli bir dönemi vardır ki, onu gözetmek gerekir. <strong>Dolayısıyla açık tutulması gereken bir zamanda kendi iradeleriyle bu kapıyı kapalı tutanların neticelerini salt kadere bağlaması isabetli bir yaklaşım olmayacaktır.</strong></p>
<p style="text-align: justify">Bir büyüğümüzden şöyle bir soru aldım; &#8220;Hocam bizim zamanımızda evliliğin kaderi 21-22 yaştı, askerden gelen evleniyordu da şimdi 30-35&#8217;e mi çıktı?</p>
<p style="text-align: justify">Öyle ya, kader de mi evlilik yaşına zam yapıyor? Değil! İfade etmeye çalıştığım gibi tercih meselesi. Tabi bir takım toplumsal telkin ve tahriklerin de bunda payı büyüktür. Özellikle 90nesli bu telkin ve tahriklerin kurbanı oldu.</p>
<p style="text-align: justify">Lakin geride işaret ettiğimiz gibi; <strong>bazen insan en mümbit tarlaya en uygun zamanda en uygun tohumu serpse de mahsul alamayabiliyor. En doğru zamanda, en yerinde yatırımı yapsa da zarar edip batabiliyor.</strong> Etrafımızda görürüz, yıllarca bir fiil evlenmeye çalışıp da hiçbir olumsuzluk olmadığı halde bir türlü evlenemeyenler vardır; ancak istisnalar kaideyi bozmaz. İstisnaları merkeze alarak genellemek ve bütün evlilikleri mutlak kadere bağlamak doğru değildir.</p>
<p style="text-align: justify">Bu bağlamda atalarımız &#8220;Ava giden avlanır&#8221; demişler. Yani her ava giden avlanamaz (av elde edemez) ama illaki avlananlar, ava gidenlerdir, ava gitmeyenlerin ayağına av gelmez, demek istemişlerdir. Dolayısıyla vakitlice evlenmeye kast edenlerin çok büyük çoğunluğu evlenmektedir, bu çok açık.</p>
<p style="text-align: justify">Eşimiz de keza bizim kendi tercihimizdir. Ancak bazen kader örgüsünü belirgin bir biçimde bu alanda görürüz. Hayret ederiz; &#8220;bu nasıl oldu?&#8221; ya da &#8220;bunlar nasıl birbirini buldu?&#8221; diye.</p>
<p style="text-align: justify">Burada şöyle bir tasvir yapayım. Bir delikanlı her gün sabah 08:30&#8217;da A21 otobüsüyle işe gidiyor. Fakat bir gün uyuyakaldı otobüsü kaçırdı ve bir sonraki 09:00 otobüsüne bindi. Orada annesiyle hastaneye giden bir kız gördü, beğendi, harekete geçti araştırdı etti ve onunla evlendi. Otobüsü bir gün önce kaçırsa göremeyecek, bir gün sonra kaçırsa yine göremeyecek; o gün, o saatte, o otobüste, o kızı bulduran kaderin bu örgüsüdür işte. Ancak birbirleriyle evlenmeyi tercih eden yine kendileridir, cebir yoktur.</p>
<p style="text-align: justify">Son söz: X platformunun sosyolojik yapısının farkındayım. Onun için ümitsizlik yok, duaya devam, girişimlere devam, ne kadar rutini bozarsak, ne kadar sosyal olursak ve evliliğe açık görüntüsü verirsek evlilik de bize bir o kadar gelir. <strong>Özellikle 90 nesli geç evlilik propagandalarının kurbanı oldu.</strong> Birçokları kendilerine uygun akranlarından ayrı düştü, dolayısıyla bu noktada mümkün olduğunca aracı olmaya, birbirine uygun insanları birbirine buldurmaya gayret gösterelim. Bunu kendimize kulluk vazifesi bilelim.</p>
<p style="text-align: justify">Efendimizin (s.a.s.) bir hadisiyle bitirelim: <strong>“Ey Ali! Şu üç şeyi geciktirme! Vakti gelen namazı; hazır olan cenazeyi; dengini bulduğunda bekârlerı evlendirmeyi&#8230;”</strong></p>
<p style="text-align: justify">(Tirmizi, Salat,127, Cenaiz, 73; Hâkim, 2/176)</p>
<p style="text-align: justify">Mesut Özbilir/ 05.03.2024</p>
<hr />
<p>İLGİLİ YAZILAR:</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="A159SVMTLR"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri/">&#8220;EVLİLİĞİ 25 YAŞINDAN SONRAYA BIRAKMAMAYA ÇALIŞIN&#8221; TAVSİYEMİZİN SEBEPLERİ</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;&#8220;EVLİLİĞİ 25 YAŞINDAN SONRAYA BIRAKMAMAYA ÇALIŞIN&#8221; TAVSİYEMİZİN SEBEPLERİ&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri/embed/#?secret=bfItCSeT2G#?secret=A159SVMTLR" data-secret="A159SVMTLR" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="kg7yFlEZgW"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/">İSTİHÂRE NEDİR? NASIL YAPILIR? EVLİLİK ÖNCESİ İSTİHARE GEREKLİ MİDİR?</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;İSTİHÂRE NEDİR? NASIL YAPILIR? EVLİLİK ÖNCESİ İSTİHARE GEREKLİ MİDİR?&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/embed/#?secret=k0xt3pSL11#?secret=kg7yFlEZgW" data-secret="kg7yFlEZgW" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir/">EVLİLİK KADER ÖRGÜSÜ Eşimiz kaderimiz midir? Evlilik kader midir?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSLÂM, KÖLE VE CARİYELİĞİ NEDEN İLK ETAPTA KALDIRMAMIŞTIR?</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/islam-kole-ve-cariyeligi-neden-tamemen-kaldirmamistir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=islam-kole-ve-cariyeligi-neden-tamemen-kaldirmamistir</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/islam-kole-ve-cariyeligi-neden-tamemen-kaldirmamistir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Mar 2024 16:36:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[cariye]]></category>
		<category><![CDATA[cariyeyle ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[islamda cariyelik]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda kölelik]]></category>
		<category><![CDATA[köle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=432</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçoklarından duyuyoruz: Allah nasıl hükmetmişse amenna; ancak İslam&#8217;ın köle ve cariyeliği kökten kaldırmayışını anlayamıyorum? Bunun sebebi bizim &#8220;eşitlik! ve özgürlük!&#8221; söylemleri üzerine bina edilmiş bir dünyaya doğmuş oluşumuzdur. Bizim normalimiz bu olduğu için insanın alınıp satılan bir meta oluşunu kabullenemiyoruz. Bu pek tabiidir. Mesela Mekke müşrikleri de kölelerle efendilerin aynı safta namaz kılmalarını kabullenemiyordu. Birçokları ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/islam-kole-ve-cariyeligi-neden-tamemen-kaldirmamistir/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "İSLÂM, KÖLE VE CARİYELİĞİ NEDEN İLK ETAPTA KALDIRMAMIŞTIR?"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/islam-kole-ve-cariyeligi-neden-tamemen-kaldirmamistir/">İSLÂM, KÖLE VE CARİYELİĞİ NEDEN İLK ETAPTA KALDIRMAMIŞTIR?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong>Birçoklarından duyuyoruz: Allah nasıl hükmetmişse amenna; ancak İslam&#8217;ın köle ve cariyeliği kökten kaldırmayışını anlayamıyorum?</strong></p>
<p style="text-align: justify">Bunun sebebi bizim &#8220;eşitlik! ve özgürlük!&#8221; söylemleri üzerine bina edilmiş bir dünyaya doğmuş oluşumuzdur. Bizim normalimiz bu olduğu için insanın alınıp satılan bir meta oluşunu kabullenemiyoruz. Bu pek tabiidir. Mesela Mekke müşrikleri de kölelerle efendilerin aynı safta namaz kılmalarını kabullenemiyordu. Birçokları sırf bu gurur ve kibirlerinden sebep Müslüman olmamıştır. Çünkü bu da onların normallerine aykırıydı. Peygamberlerin &#8220;delilik&#8221; ile itham edilmelerinin en önemli sebeplerinden biri dönemin algılarına &#8220;normallerine&#8221; aykırı şeyler söylemeleri değil miydi?</p>
<p style="text-align: justify">İkinci sebebi ise; bizim köle ve cariyeliğin bir insan için peşinen kötü olduğuna inanmamızdır. Bunu tartışmasız bir hakikat olarak görüyoruz. Aslında köle ve cariyeliği de filmlerden izlediğimiz kadar biliyoruz. Ama öyle değil.</p>
<p style="text-align: justify">Bizim dünya algımıza göre; bugün bir insan en kötü ihtimalle asgari ücretle bir işe girer, kenar mahallelerde bir ev kiralar, fırından ekmeğini, marketten peynir zeytinini alır bir şekilde hayatını idame ettirir. Mevzuu bahis ettiğimiz çağlarda böyle bir dünyadan söz edemiyoruz. Savaş olmuş, bir taraf kazanmış diğer taraf kaybetmiş; geriye sadece yakılıp yıkılmış şehirler, binlerce koca/baba/oğul cesedi, ekip biçecek toprağı, güdeceği hayvanı, malı mülkü olmayan binlerce kadın ve çocuk kalmış. İşte bu noktada kölelik ve cariyelik mekanizması devreye giriyor.</p>
<p style="text-align: justify">Varsayalım ki kölelik ve cariyelik müessesesi yok, ortada kalan binlerce kadın ve çocuk için nasıl bir alternatifimiz var? BİM kartı dağıtıp, KYK yurtlarına mı yerleştireceğiz? Bunlar, kurda kuşa yem olmalarını geçtik karınlarını doyuracak imkânlara dahi sahip değiller. Her türlü istismara açık pozisyonda ortada kalmış insanlar zaten.</p>
<p style="text-align: justify">Hayatında hiç aç ve açıkta kalmamış, can korkusu çekerek yaşamamış biz, buradan bakarak mutlak olarak &#8220;kötü&#8221; diyoruz ama bu şartlar altında başını sokacak bir kulübe, karnını doyuracak bir parça ekmek bulmak ve hukuk önünde iyi kötü bir statü kazanmak onlar için son derece önemlidir. Hatta hayatta kalabilecekleri yegâne sığınaktır. Erkeklerin birden fazla evlenebilmelerindeki hikmetlerden biri de, erkeklerin savaşlarda sürekli ölüp azalması, kadınların geride himayesiz ve istismara açık bir biçimde çoğalmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify">Sistem içerisinde bir kısım insanların zulüm görmesi, son derece ağır şartlara maruz kalıyor oluşu sistemi hepten kötü yapmaz. Sizde takdir edersiniz ki hür olan insanlar da benzer muamelelere maruz kalabilmektedir. Bütün insanlar için müreffeh bir hayat dünya tarihinde var olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Kölelik ve cariyelik hayatın değil ölümün alternatifidir</strong>, o devir için ortada kalan insanlara bir barınma imkânı sağladığı gibi, tarım toplumları açısından da düzenli iş gücü oluşturuyordu. Ayrıca köle ve cariye olmak mutlak son da değildir, özellikle İslam hukukunda &#8220;köle azadı birçok günah için kefaretin ilk maddesini&#8221; teşkil eder. Efendisinden çocuk doğuran cariye &#8220;Ümmü veled&#8221; olur, satılamaz, efendisi ölünce de hür olur vs…</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify">Zaten ne zaman ki eski usul savaşlar azalmış, insan gücünün yerini makineler almaya başlamış; kölelik ve cariyelik sistemi işlevini yitirmiş ve ortadan kalkmaya başlamıştır. İnsan hakları(!) çığırtkanları ise son tahlilde düpedüz rol çalmıştır. Ve biz kölelik ve cariyeliği daha çok onların tasvirleriyle biliyoruz.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify">Evet, bizim mevcut hayat tasavvurumuzla bunları anlayabilmemiz çok da kolay değil. Ama biz anlayamıyoruz diye insanlığın binlerce yıl var olmuş bir gerçeğini yok sayamayız. Mesela bugün milyonlarca insan 08:00 &#8211; 20:00 toplamda 12 saat asgari &#8220;ücret&#8221;le çalıştırılıyor. &#8220;Ücret&#8221; ne demek biliyor musunuz? &#8220;İcâre/kira&#8221; akdinden gelir, &#8220;kira bedeli&#8221; demek. Düşünün ki 200 sene sonra robotlar tamamen insana yakın bir teknolojiye ulaştı ve bütün işleri yapmaya başladı. İnsanların ücretle çalıştırılması gibi bir teamül ortadan kalktı&#8230; 300 sene sonra gelenler bizi şöyle yargılasa ne kadar yerinde olur: Abi insan kiralanır mı ya? Araba mı bu kiralayıp kullanıyorsun?</p>
<p style="text-align: justify">Onun için her devri kendi bütünlüğü içerisinde anlamaya çalışmak gerekir. İnsanlık bu müesseseyi bin yıllarca sürdürmüşse daha da önemlisi &#8220;sürdürülebilmişse&#8221; buna ihtiyaç duyuluyor oluşundandır. İnsaflı ve vicdanlı insanlar sadece bu devride yaşamıyor? Tarih boyunca hiç mi adil krallar gelmemiştir? Gönderilen peygamberler ve dahi İslam bile bu müesseseyi kaldırmamışsa buna duyulan ihtiyaçtan dolayıdır.</p>
<p style="text-align: justify">&#8220;Bütün dünya buna inansa, hayat bayram olsa&#8221; sadece bir şarkı sözüdür, öyle bir dünya yoktur, olmamıştır, olmayacaktır. İnsan hakkı, kadın hakkı, çocuk hakkı diye tepemizde biten sözde modern toplumlar bugün Gazze&#8217;de alenen on binlerce kadının, çocuğun, insanın katledilmesini seyrederken, ilkel tarım toplumları için bunun ötesinde şeyler beklemek ütopyadan ibarettir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Kölelik ve cariyelik tekrar geri gelir mi?</strong></p>
<p style="text-align: justify">Allahu &#8216;âlem; savaşlar çıksa bile eski anlamda bir kölelik ve cariyelik sistemi olmaz. Eski insanlar köle ve cariyeye ihtiyaç duyuyordu, onlardan çeşitli işlerinde istifade ediyordu bugün bu ortadan kalkmış bulunduğundan insan beslemekten başka bir anlam ifade etmez. İnsanlar karısına çocuğuna zor bakıyor artık, elin adamını veya kadının evine niye alsın? Teknoloji ve şehir hayatını çökertecek dünya çapında büyük gelişmeler yaşanır, insanlar yeniden köylere yerleşmeye, bireysel tarım ve hayvancılığa yönelirse buna bir ihtimal verilebilir. (Ben insanlığı buna sürükleyecek fevkalade hadisler yaşanacağını düşünüyorum, mevcut durum insanlık için sürdürülebilir değil)</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Cariyelerin cinselliği meselesi</strong></p>
<p style="text-align: justify">Konuyla ilgili Kuran-ı Kerim&#8217;de şöyle buyurulmuştur: <strong>&#8220;O müminler ki iffetlerini korurlar; (cinsellik noktasında) sadece eşleriyle veya ellerinin altında olanlarla (câriyelerle) yetinirler, bundan dolayı da kınanacak değillerdir. Ama her kim bunun ötesine geçmek isterse işte haddi aşanlar onlardır.&#8221;</strong> (Mü&#8217;minûn Suresi &#8211; 5-7)</p>
<p style="text-align: justify">Bu ve benzeri birçok ayeti kerime cariye ile cinsel ilişkiyi mubah kılmaktadır. <strong>Zaten bir erkekle aynı evde yaşayan cariyenin, efendisinin bu talebine karşı koyabilmesi de, bu noktada konulacak herhangi bir yasağın uygulanabilirliği de gerçekçi değildir.</strong> Bugün okullarda bile öğretmen öğrenci arasında bu tür ilişkiler oluşuyor ve haberlere kadar konu oluyorken, aynı evde yaşayan bir kadın ve bir erkeğin cinsellikten sarfı nazar etmesini beklemek deyim yerindeyse safa yatmaktır. Onun için bu zorunlu olarak mubah bırakılmış olup aksi de söz konusu değildir.</p>
<p style="text-align: justify">Bu bağlamda barınmanın yanı sıra bu müessesenin bir diğer artısı da cariyesinden cinsel bir talebi olmayan efendinin cariyesini veya kölesini evlendirme durumudur. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de, <strong>&#8220;İçinizden bekârları, köleleriniz ve câriyelerinizden sâlih olanları evlendiriniz. Eğer onlar yoksul iseler Allah onları lutfu ile yoksulluktan kurtaracaktır. Allah alîmdir, genişlik verendir&#8221;</strong> (en-Nûr 24/32) buyurulmuştur.</p>
<p style="text-align: justify">Ayrıca hürlerin köle ve cariyelerle evlenmeleri de teşvik edilmiştir: <strong>&#8220;İman etmemiş müşrik kadınlarla evlenmeyiniz. Muhakkak ki mümin bir köle kadın, sizin hoşlandığınız da olsa müşrik bir hür kadından daha hayırlıdır. Kızlarınızı müşrik erkeklerle evlendirmeyiniz. Şüphe yok ki mümin bir erkek köle, hoşunuza da gitse müşrik ve hür bir erkekten daha hayırlıdır&#8221;</strong> (el-Bakara 2/221).</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify">Hâsıl-ı kelam; <strong>kölelik ve cariyeliğin yaşamın değil ölümün alternatifi olduğunu</strong> tekrar hatırlatırsak, söz konusu dönem itibariyle fevkalade iş gören bir mekanizma olduğu açıktır. Bundan dolayı İslam, bu müesseseyi bir anda kökten kaldırılmayıp, hürriyeti esas alan, köle azat etmeyi teşvik eden, onların zulme maruz kalmasını önleyecek ve güzel bir muamele görmelerini sağlayacak düzenlemeler ortaya koymuştur. Bu düzenlemelere yansıyan perspektif ise <strong>&#8220;insan için asıl olanın hürriyet olduğu&#8221;</strong> ilkesini fevkalade yansıtmaktadır.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify">Selâm hidayete tabi olanlara&#8230;</p>
<p><strong><span style="font-family: terminal, monaco, monospace">Mesut Özbilir / 03.03.2024</span></strong></p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/islam-kole-ve-cariyeligi-neden-tamemen-kaldirmamistir/">İSLÂM, KÖLE VE CARİYELİĞİ NEDEN İLK ETAPTA KALDIRMAMIŞTIR?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/islam-kole-ve-cariyeligi-neden-tamemen-kaldirmamistir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;FALANCA MESELE ARAP KÜLTÜRÜNDEN İSLAM&#8217;A GİRDİ&#8221; SÖYLEMİ ÜZERİNE</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/falanca-mesele-arap-kulturunden-islama-girdi-soylemi-uzerine/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=falanca-mesele-arap-kulturunden-islama-girdi-soylemi-uzerine</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/falanca-mesele-arap-kulturunden-islama-girdi-soylemi-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jan 2024 11:48:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[Arap]]></category>
		<category><![CDATA[Arap kültürü]]></category>
		<category><![CDATA[harem]]></category>
		<category><![CDATA[haremlik selamlık]]></category>
		<category><![CDATA[hicab]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Mahrem]]></category>
		<category><![CDATA[Namahrem]]></category>
		<category><![CDATA[tesettür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=412</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belli çevrelerin sıklıkla dile getirdiği bu mesele üzerinde kısaca durmayı zaruri gördüm. Öncelikle şunu ifade edelim Arap kültüründen İslam&#8217;a herhangi bir şeyin geçmesi söz konusu değildir; şayet geçmişse de bunu vahiy tasdik etmiştir, artık ona &#8220;Arap kültürü&#8221; denmez. Şöyle ki; İslamiyet şirk içerisindeki Arap toplumuna geldiğinde yanlış inanç ve itikatları söküp atma noktasında son derece ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/falanca-mesele-arap-kulturunden-islama-girdi-soylemi-uzerine/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "&#8220;FALANCA MESELE ARAP KÜLTÜRÜNDEN İSLAM&#8217;A GİRDİ&#8221; SÖYLEMİ ÜZERİNE"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/falanca-mesele-arap-kulturunden-islama-girdi-soylemi-uzerine/">“FALANCA MESELE ARAP KÜLTÜRÜNDEN İSLAM’A GİRDİ” SÖYLEMİ ÜZERİNE</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Belli çevrelerin sıklıkla dile getirdiği bu mesele üzerinde kısaca durmayı zaruri gördüm. Öncelikle şunu ifade edelim Arap kültüründen İslam&#8217;a herhangi bir şeyin geçmesi söz konusu değildir; şayet geçmişse de bunu vahiy tasdik etmiştir, artık ona &#8220;Arap kültürü&#8221; denmez. Şöyle ki; İslamiyet şirk içerisindeki Arap toplumuna geldiğinde yanlış inanç ve itikatları söküp atma noktasında son derece katı bir tavır takınmıştır. İlk zamanlar kabir ziyaretini bile yasaklamıştır. Haliyle bu durum sahabe-i kiramda da benzer bir tavır oluşturmuştur. Mesela cahiliye döneminde Safa ve Merve tepelerinde birer put dikiliydi ve cahiliye Arapları bu iki put arasında gidip gelirdi, buna Sa&#8217;y diyoruz. İslam&#8217;ın gelmesinden sonra her ne kadar o putlar kırılmış olsa da Müslümanlar artık o iki tepe arasında sa&#8217;y etmekten geri durdular. Bunun üzerine <strong>&#8220;Safâ ile Merve Allah’ın nişanelerindendir…&#8221;</strong> (el-Bakara, 158) ayeti nazil oldu ve o iki tepe arasında sa&#8217;y edilmesinin meşru olduğu, o iki tepenin da Allah indinde kıymetli olduğu ifade edildi. Dolayısıyla da Arapların yaptığı her şey batıl değildir. Sadece bir takım yanlış inanç ve fikirler karıştırılmıştır ki İslam bunların yanlış olanlarını kaldırıp, diğerlerini sabit bırakmış veya tadil edip güncellemiştir.</p>
<p style="text-align: justify">Bugün bu bağlamda en fazla gürültü koparılan meselelerden biri, bu çağa uymayan kadınlara ait hükümlerdir. Kadınlar, Arap kültürüne uyularak evlere kapatılmış güya… Bilinenin aksine Araplarda kadınlar son derece açık ve rahat bir pozisyondaydı. Bunu Ahzab 33. Ayet şöyle ifade eder: <strong>“Evlerinizde oturun ve daha önce &#8216;câhiliye döneminde olduğu gibi&#8217; açılıp saçılmayın…”</strong> Buradan da anlaşılıyor ki cahiliye kadını evlere kapanmış değildir. Bilakis açık saçık rahat bir biçimde sokaktadır. Aynı şeklide İslam&#8217;ın gelmesiyle birlikte <strong>Hicab Ayeti</strong> diye bildiğimiz Ahzab suresinin 53. ayeti <strong>“Peygamber’in hanımlarından bir şey isteyeceğiniz/soracağınız vakit perde arkasından isteyin/sorun. Bu sayede sizin kalpleriniz de, onların kalpleri de daha temiz kalır…”</strong> nazil oldu ve haremlik selamlık ilk defa Arap toplumunda bu ayet ile tesis edildi. Nitekim Aişe validemiz bu ayetin bir yansımasını şöyle ifade eder: <strong>&#8220;…ben de Rasûlullah’la beraber sefere çıktım. ‘Hicâb ayeti’nin indirilmesinden sonraydı. Ben (seferde) ‘hevdec’imin içinde taşınır ve (konak yerinde) hevdec içinde indirilirdim.&#8221;</strong> (<em>el-Buhârî</em>, Megâzî, 36, nr. 4141; Tefsîr, en-Nûr, 6, nr. 4750) Hevdec dediği kapalı tahtırevan gibi bir mahfildir, dışarıdan bakılınca içi görünmez. Yine bu uygulama da hicab ayetinin seferdeki bir yansımasıdır.</p>
<p style="text-align: justify">İkinci bir şey; bütün bu ahkâmın tesis ediliş serencamından aktarılan rivayetlere baktığımızda içine kapanık ve sinmiş bir kadın profili görmüyoruz. Sürekli bir şeylere itiraz eden, hak arayan cevval bir Arap kadını var. Bu da Arap toplumunda kadınların iddia edildiği gibi olmadıklarını ortaya koyan bir başka örnektir. Bu yanlış anlayış zannediyorum Batılılara İslam&#8217;ın kadına verdiği değeri vurgulamak için senaryo edilen Çağrı filminden gelen bir yanılgıdır. Mal gibi alınıp satılmak o devirde sadece kadınlara mahsus değildir, erkekler de alınıp satılırdı. Üstünlük, güç ve servete bağlıydı, kadınlık ve erkeklik kendi başına bir meziyet değildi. Bunun en bariz örneği Hz. Hatice değil midir? Onun cahiliye devrinde tüccar ve zengin bir kadın olduğunu vurgulayıp durmuyorlar mı sürekli? Keza Ebu Leheb ve Ebu Süfyan gibi Mekke liderlerin karıları da böyledir. Hind, Uhud Savaşında Mekke ordusuna önderlik etmiştir.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify"><strong>Görünen o ki; dinin hükümlerini &#8220;Arap kültürü&#8221; yaftasıyla ekarte etmek isteyenler aslında Cahiliye Araplarının kültürüne sığınmaktadırlar.</strong></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify">Konumuza dönecek olursak cahiliye alışkanlıklarını sürdüren kadınlar her seferinde Peygamberimiz tarafından ve çeşitli ayetlerle ikaz edilmişler ve neticede Nisa 34 ayetiyle son derece üst perdeden bir hitapla Allah erkek ve kadın arasında net bir çizgi çizmiştir.</p>
<p style="text-align: justify">Dolayısıyla sübutu ve delaleti kat&#8217;i nasları bırakarak, sıhhati ve sarahati olmayan rivayetlerden yola çıkarak, cahiliye döneminden istinbatlar yaparak İslam kadınını günümüz dünyasına monte etme gayretleri beyhudedir. Hevâ ve heves merkezli yönelimlerdir.</p>
<p style="text-align: justify">Burada belki denilebilir ki İslam belli oranda toplumların örf ve adetlerini de dikkate almıştır. Evet, fıkıh kitaplarımızdaki bazı hükümler böyledir. İçtihada mahal olan yerlerde bunu kabul edebiliriz ancak itiraz edilen hatta inkâr edilen hükümler çoğunlukla hakkında kat&#8217;i naslar bulunan hükümlerdir. Yani reddettikleri aslında Nisa:34, Ahzab:33 ve 53 gibi ayetlerdir.</p>
<p style="text-align: justify">Son olarak Arap kültürü bağlamında şunun da altını çizerek bitirelim. İctihad edilen kısımlarda bile Arap kültüründen bahsetmemiz yine tartışılır.<strong> Zira mezheplerin teşekkül süreci mahza Arap toplumu içerisinde değil; Kûfe, Bağdat, Basra gibi bir kısmı yeni kurulmuş ve çok farklı kültürlerin bir arada yaşadığı şehirlerde gerçekleşmiştir.</strong> Dolayısıyla bugün içerisinde &#8220;Arap kültürü&#8221; ifadesi geçen cümlelerin büyük çoğunluğu varsayımlar üzere kurulmuş olup, sağlam bir temele dayamayan günü kurtarmalık yaklaşımlardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Yoksa onlar Cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Gerçeği kesin olarak bilip kabul eden kimseler için Allah&#8217;tan daha güzel hüküm sahibi kim olabilir?&#8221;</strong> (Maide, 50)</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mesut Özbilir</p>
<p>07/01/2024</p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/falanca-mesele-arap-kulturunden-islama-girdi-soylemi-uzerine/">“FALANCA MESELE ARAP KÜLTÜRÜNDEN İSLAM’A GİRDİ” SÖYLEMİ ÜZERİNE</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/falanca-mesele-arap-kulturunden-islama-girdi-soylemi-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelinlik giymek üzerine bir mülahaza</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/gelinlik-giymek-uzerine-bir-mulahaza/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=gelinlik-giymek-uzerine-bir-mulahaza</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/gelinlik-giymek-uzerine-bir-mulahaza/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jun 2023 12:45:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[abiye]]></category>
		<category><![CDATA[bindallı]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[gelin]]></category>
		<category><![CDATA[gelinlik]]></category>
		<category><![CDATA[İslami düğün]]></category>
		<category><![CDATA[kına kıyafeti]]></category>
		<category><![CDATA[nikah]]></category>
		<category><![CDATA[nikah kıyafeti]]></category>
		<category><![CDATA[nişan]]></category>
		<category><![CDATA[tarlatan]]></category>
		<category><![CDATA[tesettürlü gelinlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=383</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir kaç gündür Twitter&#8217;da &#8220;gelinlik&#8221; meselesi konuşulup tartışılıyor. Bu hususta ben de bir şeyler söylemek istiyorum. Hatta bir şeyler söylemenin zamanının da çok geçtiğini düşünüyorum.   Gelinlik malumunuz bizim kültürümüze ait olmayan, Batı&#8217;dan ithal bir kıyafettir. Osmanlı&#8217;da ilk defa Sultan Abdulhamid&#8217;in kızı Nâime Sultan&#8217;ın giydiği söylenir. Ondan sonra yayıla yayıla Batı&#8217;nın bütün adetleri gibi ülkemizde ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/gelinlik-giymek-uzerine-bir-mulahaza/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "Gelinlik giymek üzerine bir mülahaza"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/gelinlik-giymek-uzerine-bir-mulahaza/">Gelinlik giymek üzerine bir mülahaza</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="9lum6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" style="text-align: justify" data-offset-key="9lum6-0-0"><span data-offset-key="9lum6-0-0">Bir kaç gündür Twitter&#8217;da &#8220;gelinlik&#8221; meselesi konuşulup tartışılıyor. Bu hususta ben de bir şeyler söylemek istiyorum. Hatta bir şeyler söylemenin zamanının da çok geçtiğini düşünüyorum.</span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="7g7ih-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7g7ih-0-0"><span data-offset-key="7g7ih-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="bmqpe-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bmqpe-0-0"><span data-offset-key="bmqpe-0-0">Gelinlik malumunuz bizim kültürümüze ait olmayan, Batı&#8217;dan ithal bir kıyafettir. Osmanlı&#8217;da ilk defa Sultan Abdulhamid&#8217;in kızı Nâime Sultan&#8217;ın giydiği söylenir. Ondan sonra yayıla yayıla Batı&#8217;nın bütün adetleri gibi ülkemizde de adet haline gelmiş &#8220;gelin&#8221;le bütünleşmiştir. Hatta gelinlik giymek bir çok genç kızın hayali olmuştur.</span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="a8uhe-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="a8uhe-0-0"><span data-offset-key="a8uhe-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="dodu5-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="dodu5-0-0"><span data-offset-key="dodu5-0-0">Bu durumu yakın zamana kadar belki mazur görebiliriz, çünkü Kadir Mısıroğlu&#8217;nun değimiyle &#8220;Bir silindir altından kalkan ezilmiş çimenler gibidir bu millet!&#8221; Yaklaşık iki asır boyunca Batılı olmaya itilmiş; dini, geleneği, göreneği terk etmeye zorlanmıştır. </span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="9nnq3-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="9nnq3-0-0"><span data-offset-key="9nnq3-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="ajqjn-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ajqjn-0-0"><span data-offset-key="ajqjn-0-0">Dini, asgari düzeyde de olsa öğrenmekten mahrum kalan Anadolu insanı, büyük şehirlere göçün akabinde özellikle ehli sünnet cemaatlerin de büyük katkısıyla dini öğrenme ve yaşama imkanı bulabilmişlerdir. Şöyle ki; bir köy hakkında &#8220;Bu köyde 70&#8217;li yıllarda dolabında rakı bulunmayan bir ev bulamazdın, şimdi hepsi hacı oldu, çocukları torunları hafız oldu.&#8221; demişlerdi. Bu, hem Batılılaşma hırsının Anadolu&#8217;da yaptırdığı tahribatı, hem de büyük şehirlere göç ile birlikte kısmen de olsa yeniden özünü bulabilen insanımızı tasvir eder niteliktedir.</span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="cmbvf-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cmbvf-0-0"><span data-offset-key="cmbvf-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="ao1ar-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ao1ar-0-0"><span data-offset-key="ao1ar-0-0">Buraya şunun için girdim, şimdi böyle bir ortamda gelinliğin meşruiyetini tartışacak insanların bulunmayacağı açıktır. Köy düğünlerine bile römork dolusu içki gittiğini büyüklerimizden dinledim. Bundan dolayı yakın zamana kadar insanlar bu konuda mazur sayılabilir, dedim. Ancak artık bazı şeyleri sorgulamanın zamanı gelip geçmektedir. Bunlardan birisi de işte bu gelinliktir. Bu noktada bize fikir verebilecek son derece açık bir kaç noktayı zikretmek yeterli olacaktır ama öncelikle şunu belirteyim; burada konu ettiğimiz gelinlik, gelinlerin düğünde giydiği herhangi bir kıyafet olmayıp, günümüzde &#8220;gelinlik&#8221; denilince akla gelen tarlatanlı klasik gelinliktir. Dolayısıyla çok nadir olmakla birlikte bazı gelinlerin özel tasarlattığı veya hususi diktirdiği, biraz sonra sayacağımız vasıfları taşımayan gelinlikler bahis konusu değildir:</span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="1buf8-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1buf8-0-0"><span data-offset-key="1buf8-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="7g7lf-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="7g7lf-0-0"><span data-offset-key="7g7lf-0-0">I. Başta da ifade ettiğim gibi gelinlik İslam ümmetine aidiyeti olmayan gayri Müslimlere ait bir kıyafettir. Efendimizin (s.a.s.) bu noktadaki hassasiyeti ve ikazları malumdur: <strong>&#8220;Kim bir kavme benzerse o da onlardandır.&#8221;</strong> Artık gelinliğin &#8220;örf haline geldiği&#8221; savunulacak olursa, deriz ki;  gelinlik Müslüman bir toplum için örf olma salahiyetini haiz değildir. Aşağıda geleceği üzere abdest alıp namaz kılmaya imkan vermeyen, bel ve göğüs detaylarını izhar ederek tesettürü ihlal eden bir kıyafet nasıl olur da Müslümanlar için bağlayıcı bir örf kabul edilebilir?</span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="b3jl9-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="b3jl9-0-0"><span data-offset-key="b3jl9-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="ctcag-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ctcag-0-0"><span data-offset-key="ctcag-0-0">II. Başörtülü bile olsa gelinlik tesettürü ihlal ve iptal eden bir kıyafettir. Allah Teala Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de <strong>&#8220;Mümin kadınlara da söyle (&#8230;) ziynetlerini göstermesinler.&#8221;</strong> (24/en-Nûr, 31) buyurarak ziynet ve süslerini örtmelerini, namahrem erkeklere göstermemelerini emretmektedir. Gelinlik ise baştan aşağı ziynet ve süs dolu bir kıyafettir. </span></div>
<blockquote>
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="ctcag-0-0"><span data-offset-key="ctcag-0-0">Ayrıca eteği bol olsa da bel ve göğüs detaylarını açığa çıkarıp tasvir etmektedir.</span></div>
</blockquote>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="5gos8-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5gos8-0-0"><span data-offset-key="5gos8-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="3kr4h-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3kr4h-0-0"><span data-offset-key="3kr4h-0-0">III. Gelinlik etek veya pardösü giyer gibi giyilip çıkarılan basit bir kıyafet olmayıp kuaför vb. yardımıyla erken saatlerde giyilen ve geç saatlerde çıkarılan bir kıyafet olması sebebiyle gün içinde bununla abdest almak da, namaz kılmak da mümkün olmamaktadır. </span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="bhkth-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="bhkth-0-0"><span data-offset-key="bhkth-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="1jt3b-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="1jt3b-0-0"><span data-offset-key="1jt3b-0-0">IV. Gelinlik son derece pahalı olmasının yanı sıra düğün haricinde de giyilmeye elverişli bir kıyafet olmadığından apaçık müsrifliktir. Birçok kimsenin faizli kredi çekerek düğün masraflarını karşıladığı günümüzde tabir yerindeyse &#8220;kullan at bir kıyafet&#8221; için çok fahiş meblağlar ödenmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Allah Teala Kuran-ı Kerim&#8217;de israf edenleri sevmediğini (7/el-A&#8217;râf, 31) beyan etmektedir.</span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="4nsah-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="4nsah-0-0"><span data-offset-key="4nsah-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="6mjuk-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6mjuk-0-0"><span data-offset-key="6mjuk-0-0">Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere Müslüman bir hanımın bir çok haramın işlenmesine sebep olan böyle bir kıyafeti giymesi kesinlikle caiz olmayacaktır. Hele bu kıyafetle namahrem erkeklerin içine çıkması küçümsenmesi mümkün olmayan bir günahtır. Malesef mütedeyyin ailelerin bile bu konuda hiç bir sorgulama yapmadan topluma dayatılan bu geleneği sürdürdüklerini görüyoruz.  Siz de takdir edersiniz ki dindar bir hanımefendinin böyle bir kıyafeti giymesi yadırganacak bir tutumdur. Bu yazımızın bir vesile olacağını ve artık toplumumuza dayatılan </span>bu gayri İslami kıyafetin sorgulanacağını ümit ediyoruz. En azından dini hassasiyetler taşıyan, evliliği bir ahiret yolculuğu olarak gören hanım kardeşlerimizin bu konuya eskisi gibi bakmayacaklarından şüphemiz yoktur. Allah Teala tesirini halk eylesin, cümlemizi muvaffak eylesin&#8230;</div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="e742b-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="e742b-0-0"><span data-offset-key="e742b-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="6ntr3-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="6ntr3-0-0"><span data-offset-key="6ntr3-0-0">Hanım kardeşlerimize tavsiyemiz odur ki; evet, son derece ulvi bir gaye için evliliğe adım atarken bu günün özelliğini ve güzelliğini yansıtacak özel ve güzel bir kıyafetimiz olsun ama bize ait olsun. Geride geçen vasıflardan uzak olsun. Şayet tesettürü temin etmeyecek nitelikte ise namahrem içerisine çıktığımızda cilbâb (çarşaf, ferace vb.) ile örtünmeye imkan tanısın. Kullan at şeklinde bir kıyafet anlayışının İslam&#8217;la bağdaşan bir yanının olmadığı açıktır. Onun için hiç olmazsa bazı özel günlerde giyebileceğimiz tarzda bir kıyafet olsun&#8230; </span><span data-offset-key="6ntr3-0-0">&#8220;Herkesin razı olduğu bir haksızlığa isyan etmek kolay değildir&#8221; ancak ömrümüzde belki bir defa imtihanını vereceğimiz düğün merasimimizin Allah&#8217;ın rızasına uygun olması en önemli kriterimiz olmalıdır.</span></div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="30s7o-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="30s7o-0-0">
<hr />
<p><span data-offset-key="30s7o-0-0"> </span></p>
</div>
</div>
<div class="" style="text-align: justify" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="2appj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="2appj-0-0"><span data-offset-key="2appj-0-0">Mesut Özbilir</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="e6cfp" data-offset-key="m882-0-0">
<div class="_1mf _1mj" style="text-align: justify" data-offset-key="m882-0-0"><span data-offset-key="m882-0-0">18.06.2023</span></div>
</div><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/gelinlik-giymek-uzerine-bir-mulahaza/">Gelinlik giymek üzerine bir mülahaza</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/gelinlik-giymek-uzerine-bir-mulahaza/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Apartman dairesinde kedi beslemek üzerine&#8230;</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/apartman-dairesinde-kedi-beslemek-uzerine/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=apartman-dairesinde-kedi-beslemek-uzerine</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/apartman-dairesinde-kedi-beslemek-uzerine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jun 2023 22:22:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[apartmanda hayvan beslemek]]></category>
		<category><![CDATA[apartmanda kedi beslemek]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu Hureyre]]></category>
		<category><![CDATA[ev kedisi]]></category>
		<category><![CDATA[evde kedi beslemek günah mı]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[kedi kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[kedi kumu]]></category>
		<category><![CDATA[kedi maması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=374</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kedi beslemek çok kadim bir gelenek olmasının yanı sıra şehir hayatına geçip apartmanlara yerleşinceye kadar da bir zaruretti insanlar için. Hayvan sevgisinin ötesinde eve ve müştemilatına fare, börtü böcek yaklaşmasın diye insanlar  mutlaka bir veya bir kaç kedi bulundururdu evlerinde. İçeri girer dışarı çıkar, kışın sobanın başında uyur, zaman zaman kısa süreli kilere hapsedilirdi fareleri ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/apartman-dairesinde-kedi-beslemek-uzerine/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "Apartman dairesinde kedi beslemek üzerine&#8230;"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/apartman-dairesinde-kedi-beslemek-uzerine/">Apartman dairesinde kedi beslemek üzerine…</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Kedi beslemek çok kadim bir gelenek olmasının yanı sıra şehir hayatına geçip apartmanlara yerleşinceye kadar da bir zaruretti insanlar için. Hayvan sevgisinin ötesinde eve ve müştemilatına fare, börtü böcek yaklaşmasın diye insanlar  mutlaka bir veya bir kaç kedi bulundururdu evlerinde. İçeri girer dışarı çıkar, kışın sobanın başında uyur, zaman zaman kısa süreli kilere hapsedilirdi fareleri yakalasın diye. Ancak kendi doğal mecrasından da kopmaz yaratılış gereksinimlerine uygun bir biçimde çiftleşir çoğalır tabiatla temas halinde yaşarlardı.</p>
<p style="text-align: justify">Keza Efendimiz (s.a.s) döneminde de kediler insanlarla ve evlerle iç içedir. Kapısı bacası zaten pek muhkem olmayan evlere gelişi güzel girer çıkarlardı. Bundan dolayı <strong>&#8220;bir hayvanın etinin haram olması, artığının da necis olmasını gerektirir&#8221;</strong><a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> kaidesince kıyasen necis olduğu halde kedinin artığı necis görülmemiştir ve bunu Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şerifinde <strong>&#8220;Çünkü kedi fazlaca etrafınızda dolaşır&#8221;</strong><a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> şeklinde ta&#8217;lil etmiştir. Yani kediyi evinizden ve etrafınızdan def etme imkânınız yok, devrin evleri itibariyle kapıdan kovsanız bacadan giriyor; ağzını değdirdiği her şeyi dökemezsiniz ya da her ağzını değdirince elbisenizi değiştiremezsiniz. Sürekli tekerrür eden ve insanı zora sokacak bir durum söz konusu olmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">Günümüze gelecek olursak, kedilerin apartman dairelerinde beslenmesine aynı zaviyeden bakmak pek mümkün olmayacaktır. Bu meseleyi modern zamanların getirdiği bir takım yeni durumları da göz önünde bulundurarak birkaç vecihten ele almak istiyorum.</p>
<p style="text-align: justify">Birincisi; artığının/ağzını sürmesinin Hanefî mezhebince mekruh görülmesidir. Bu, maalesef birçok kimse tarafından bilinmiyor veya dikkate alınmıyor. Geride temas ettiğim illet (evlere fazlaca girip çıkması) kedinin artığından necaset hükmünü kaldırsa da kerahet baki kalmıştır ve Hanefî mezhebimize göre (tahrimen/ harama yakın) mekruh kabul edilmiştir.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> Nitekim Ebu Hureyre (r.a.) Peygamberimiz&#8217;in (s.a.s.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: <strong>“Kedinin yalayıp su içmesi halinde kabın temizlenmesi, bir yahut iki defa yıkanması ile olur.”</strong><a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> Bu da kedinin artığının/ağzını değdirmesinin kerahetine delalet etmektedir. Bu sebeple hiçbir zaruret yokken bir kediyi sürekli olarak evde bulundurmak doğru olmasa gerekir.</p>
<p style="text-align: justify">İkincisi; kedilerin tabiatla temas halinde kendilerini temizledikleri, kıllarını bitlerini döktükleri, çiftleşme gibi fıtri ihtiyaçlarını karşıladıkları kendilerine has yöntem ve yönelimleri vardır. Bugün apartman dairelerine hapsedilen kediler bu imkânı bulamamaktadırlar. Özel üretilmiş ev kedileri için bu durumdan tam olarak bahsedemesek de onlar açısından da farklı problemler söz konusudur. Kedi sahipleri kabul etmese de dışarıdan kedi beslenen evlere girenlerce fark edilen kötü koku, bu kedilerin tuvalet ihtiyacını giderirken içine girip çıktıkları kumun patilerine ve tüylerine temas etmesi ve daha sonra evin içinde dolaşmaları gibi durumlar da bu işe mesafeli durmayı gerektiren bir başka yöndür.</p>
<p style="text-align: justify">Üçüncüsü; küresel hegemonya tarafından çocuk yerine kedi köpeğin ikame edilme plan ve çabaları malumunuzdur. Bunda da başarılı olduklarını ve gün be gün mesafe aldıklarını maalesef söylememiz gerekmektedir. Kediler artık kedi olarak değil de daha çok bir aile ferdi gibi görülmektedir. Kedi besleyen birçokları anne babalık yönelimlerini kedi vasıtasıyla gidermekte ve köreltmektedir. En azından kediyi ikinci üçüncü çocuk mesabesinde görmektedir. Maalesef bazı genç kadınların bile annelik içgüdülerini kedi vasıtasıyla tatmin ederek evlenmekten sarfı nazar ettiklerine şahit olmaktayız. Her geçen gün yaygınlık gösteren bu durum üzerinde de gelecek nesiller adına dikkatle durulup düşünülmesi gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Son olarak; bir takım psikolojik sorunlar veya özel durumlar elbette istisna edilebilir; ancak bunları genele teşmil ederek bahsi geçen problemleri göz ardı etmemek gerekir. Sanki çok yaygın dermansız dertler varmış da tek çaresi kedi beslemekmiş gibi bir algı oluşturuluyor ki bu asla isabetli bir yaklaşım değildir. Hiç şüphesiz haklı örnekleri olmakla birlikte genele nazaran yok denecek kadar azdır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Sonuç:</strong></p>
<p style="text-align: justify">Geride saydığımız mahsurların bulunmaması veya giderilmesi halinde -apartman dairesi de olsa- evde kedi beslenmesinde haddi zatında bir sakınca yoktur. Ancak dinimizin, günümüz şartlarında apartman dairesinde kedi beslemeyi teşvik ettiği şeklinde yanlış bir algı oluşturulduğunu, evinin içinde bir kediyle birlikte yaşamayı reddeden aile fertlerinin, bundan hoşlanmayan hatta tiksinen insanların; &#8220;kedi beslemek sünnettir&#8221; gibi argümanlarla baskılandığını, &#8220;Kediyi sevmek imandandır&#8221; gibi mevzu (Peygamberimiz adına uydurulmuş)<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a> rivayetlerle iknaya çalışıldığını çeşitli vesilelerle duyuyoruz. Açıklıkla ifade edelim ki böyle bir şeyin teşvik edilmesini ve sünnet olmasını geçtik cevazı bile şüphelidir. Geride geçtiği üzere birçok açıdan kerahetle malul olduğu aşikârdır. Peygamberimizin (s.a.s.) ne insanın ne de hayvanın doğasıyla bağdaşmayan petshop kültürüne mesnet yapılmaya çalışılması son derece talihsiz bir yaklaşımdır. Evet, Peygamberimiz (s.a.s.) bütün mahlûkata olduğu gibi kedilere karşı da şefkat ve merhametle yaklaşmış, kedilere muhabbet besleyen sahâbîyi memnuniyetle karşılamıştır. Bugün biz de aynı şekilde sokakta, evimizin bahçesinde, kapımızın önünde yani kendi doğal ortamlarında kedilere karşı aynı hassasiyeti ve muhabbeti gösterebilir, onları sahiplenip beslenmelerine katkı sunabiliriz; sünnet olan, teşvik ve tasvip edilen budur&#8230; Allahu &#8216;âlem…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: 'times new roman', times, serif">Mesut Özbilir &#8211; </span><span style="font-family: 'times new roman', times, serif">Twitter/06.06.2023</span></p>
<hr />
<p style="text-align: justify"><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> el-Merğînânî, el-Hidâye, (nşr. Ṭallâl Yûsuf, I-IV, Dâru İḥyâʾi&#8217;t-Turâŝi&#8217;l-ʿArabî, Beyrut) I, 26.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Ebû Dâvûd, Taharet 37 (nr: 75); Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî, el-Muvatta&#8217;, (thk. Safvân Dâvûdî, Dâru&#8217;l-Kalem, Dımeşk, 2020) s.146.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî, el-Câmiû&#8217;s-Sağîr (thk. Mehmet Boynukalın, Dâr İbn Hazm, Beyrut, 2011) s. 63; eṭ-Ṭaḥâvî, Şerḥu Meʿâni&#8217;l-Âŝâr (Dâr İbn Hazm, Beyrut, 2021), I, 142; İbn Nüceym, el-Bahru&#8217;r-Râik (Dâru İhyâi&#8217;t-Turâsi&#8217;l-Arabî, Beyrut, 2015) I, 287.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> eṭ-Ṭaḥâvî, Şerḥu Meʿâni&#8217;l-Âŝâr (Dâr İbn Hazm, Beyrut, 2021), I, 136; ed-Dâreḳuṭnî, es-Sunen (Muessesetu&#8217;r-Risâle, Beyrut, 2004) I, 105; el-Ḥâkim, el-Mustedrek (Dâru&#8217;l-Kutubi&#8217;l-ʿİlmiyye, Beyrut, 1990), I, 264; el-Beyhaḳî, es-Sunenu&#8217;l-Kubrâ (nşr. Muḥammed ʿAbdulḳâdir ʿAṭâ, Beyrut, 2003), s. 374.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> eṡ-Ṡağânî, el-Mevḍûʿât (nşr. Necm ʿAbdurrahman Ḫalef), Dâru&#8217;l-Meʾmûn li&#8217;t-Turâŝ, Dimeşḳ 1405), s. 54; ʿAlîyyul-Ḳârî, el-Maṡnûʿ fî Mʿarifeti&#8217;l-Ḥadîŝi&#8217;l-Mevḍûʿ (nşr. ʿAbdu&#8217;l-Fettâḥ Ebû Ğade), Muessesetu&#8217;r-Risâle, Beyrût 1398), s. 91; el-ʿAclûnî, Keşfu&#8217;l-Ḫafâʾ (Mektebetu&#8217;l-Ḳudsî، li&#8217;Ṡâḥibihâ Ḥusâm ed-Dîn el-Ḳudsî, Ḳahire 1351), s. 347.</p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/apartman-dairesinde-kedi-beslemek-uzerine/">Apartman dairesinde kedi beslemek üzerine…</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/apartman-dairesinde-kedi-beslemek-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
