<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>inziva - Mesut Özbilir</title>
	<atom:link href="https://mesutozbilir.com.tr/tag/inziva/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mesutozbilir.com.tr</link>
	<description>Mesut Özbilir&#039;in ilmi ve fikri yazılarının yayınlandığı şahsi web sitesidir.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 12 Oct 2024 17:52:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://mesutozbilir.com.tr/wp-content/uploads/2023/01/cropped-Mesut-Ozbilir-Resim-1-32x32.jpg</url>
	<title>inziva - Mesut Özbilir</title>
	<link>https://mesutozbilir.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İSLAM VE RUHBANLIK</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/islam-ve-ruhbanlik/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=islam-ve-ruhbanlik</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/islam-ve-ruhbanlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Oct 2024 17:52:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[çile]]></category>
		<category><![CDATA[çilehane]]></category>
		<category><![CDATA[halvet]]></category>
		<category><![CDATA[inziva]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda ruhbanlık]]></category>
		<category><![CDATA[itikaf]]></category>
		<category><![CDATA[ruhbanlık]]></category>
		<category><![CDATA[sufi]]></category>
		<category><![CDATA[tasavvuf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=560</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tasavvufa son derece sığ ve sathi düzeyde yaklaşan belli çevrelerin temcit pilavı gibi önümüze koyduğu bir slogan da: “İslâm&#8217;da ruhbanlık yoktur!” söylemidir. Sûfîlere hücum etmek maksadıyla elverişli bir argüman olarak görülen bu söylemin altının ne kadar dolu olduğunu görmek üzere bir tahlil yapma ihtiyacı hissettim. Zira bu gibi sloganlarla bütün meseleleri üstün körü çözmek gibi ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/islam-ve-ruhbanlik/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "İSLAM VE RUHBANLIK"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/islam-ve-ruhbanlik/">İSLAM VE RUHBANLIK</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="css-175oi2r">
<div class="css-175oi2r r-a1ub67">
<div id="id__qyg3qv5k63" class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"> Tasavvufa son derece sığ ve sathi düzeyde yaklaşan belli çevrelerin temcit pilavı gibi önümüze koyduğu bir slogan da: <em><strong><span class="r-b88u0q r-36ujnk">“İslâm&#8217;da ruhbanlık yoktur!”</span></strong></em> söylemidir. Sûfîlere hücum etmek maksadıyla elverişli bir argüman olarak görülen bu söylemin altının ne kadar dolu olduğunu görmek üzere bir tahlil yapma ihtiyacı hissettim. Zira bu gibi sloganlarla bütün meseleleri üstün körü çözmek gibi bir konfor alanı var ve ben bundan rahatsızlık duyuyorum. </span></div>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Öncelikle “<em><span class="r-36ujnk r-b88u0q">ruhbanlık</span></em>” kavramını ele alarak incelememize başlayalım. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de konuyla ilgili şöyle buyurulmaktadır: <strong><span class="r-b88u0q">“(Hristiyanların) Kendilerinin icat ettikleri &#8216;</span><em><span class="r-b88u0q r-36ujnk">ruhbanlık</span></em><span class="r-b88u0q"><em>&#8216;a</em> gelince, biz onlara bunu emretmemiştik; sırf Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapmışlardı, ama buna hakkıyla riayet etmediler. Biz de içlerinden iman edenlere mükâfatlarını verdik, ama çokları yoldan çıkmışlardır.” </span></strong>(el-Hadîd, 27) </span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Ayet-i kerîme&#8217;de geçen “<em><span class="r-b88u0q r-36ujnk">ruhbanlık</span></em>” ifadesi, Hz. İsa&#8217;nın vefatından sonra zalim kralların baskı ve zulmüne maruz kalan bazı Hristiyanların dinlerini muhafaza etmek maksadıyla dağlara çekilip yeme içme ve evlenmeyi terk etmek, kaba elbiseler giymek ve mağaralarda bütünüyle ibadete yönelmek suretiyle sürdürdükleri meşakkatli yaşam tarzını ifade eder. <em>(<span class="r-36ujnk">ez-Zemahşerî, el-Keşşâf [Dâru&#8217;l-hadîs, Kâhire, 2012], IV/337; el-Kurtubî, el-Câmî li-ahkâmi&#8217;l-Kur&#8217;ân [Dâru&#8217;l-kütübi&#8217;l-mısriyye, Kâhire, 1964], XVII/263.</span>) </em></span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Ayetten anlaşıldığına göre Allahu Teâlâ ihdas ettikleri bu yaşam tarzını zemmetmeyip riayet edenlerin de mükâfatlarını vermiştir; ancak İslam ümmeti için “bu haliyle” bir ruhban hayatı yasaklanmış, bu gibi tavırlar sergileyen bazı sahâbîler Rasûlullah (s.a.s.) tarafından şu sözlerle ikaz edilmiştir: <strong><span class="r-b88u0q">“Ben bazı günler oruç tutuyorum bazı günler ise tutmuyorum, gecenin bir kısmında ibadet ediyorum, bir kısmında ise uyuyorum, et yiyorum, kadınlarla da evleniyorum; şu halde kim benim sünnetime aykırı davranırsa benden değildir!”</span></strong> (<em><span class="r-36ujnk">Buhârî, Nikâḥ 1 [r: 5063]; Müslim, Nikâḥ 5 [r: 1401]</span></em>) </span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">İslam ümmeti içerisinde bu konu hakkında bir ihtilaf vaki olmadığı gibi <span class="r-36ujnk">ruhbanlık</span>la maruf bir fırka da bilmiyoruz. <span class="r-b88u0q">Tasavvuf ehlinin ruhbanlıkla itham edilmesi ise tam anlamıyla bühtandır.</span> Sûfîler arasında evlenmemek gibi bir yaklaşım asla bulunmadığı gibi pek çoğu ticaret ve zanaat erbabı olup meslekleriyle maruftur; Somuncu Baba, Terzi Baba, Ali Rıza Bezzâz (kumaş tüccarı) vs&#8230; Keza sûfiler arasında medrese faaliyetleri yürütenler olduğu gibi Ahî Evrân gibi iktisadî hayatı düzenleyen Ahîlik Teşkilatının Anadolu’da kurulup gelişmesine öncülük eden içtimâî örnekleri de mevcuttur. </span><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"> Dolayısıyla tasavvufun ruhbanlıkla uzaktan yakından bir alakası yoktur. Bilakis tasavvufta asıl ve esas olan <em><strong><span class="r-36ujnk r-b88u0q">“Halk içinde Hakk ile beraber olabilmek”</span></strong></em>tir. Yani sosyal hayatın içinde bulunmakla birlikte Allah&#8217;tan gafil olmama hali kazanabilmektir. İşte bu hali elde edebilmek maksadıyla belli bir eğitim süreci geliştirilmiştir ki bunun bir halkası da -Musa (a.s)&#8217;ın kavminden ayrılarak Tur dağına çıkmasından mülhem- 40 günlük halvettir. Halk arasında bu eğitime “<em><span class="r-36ujnk">çile</span></em>” denilir ki Farsça kökenli bir sözcük olup; kırk (çihil) manasına gelir. <em>(<span class="r-36ujnk">Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü,[Kabalcı Yayınları İstanbul, 2002] s.102</span>)</em> </span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Bilindiği üzere Hz. Peygamber de İslâm öncesinde sık sık azığını alarak Hira mağarasında inzivaya çekilirdi. Aynı şekilde İslam sonrasında da Ramazan ayında girdiği 10 günlük itikâfla bir müddet sosyal hayattan soyutlanıp tamamen ibadete yönelmiştir. Dolayısıyla tasavvufun kısa bir süreliğine “<em><span class="r-36ujnk">halvet, uzlet, riyazet, inziva, çile</span></em>” vb. isimlerle anılan uygulamalarının dine aykırı bir tarafı yoktur. Bir takım uzak doğu dinlerinde ve mistik inançlarda da benzer ritüellerin bulunması bunu tek başına gayri meşru kılabilecek bir etken değildir. Zira namaz, oruç, kurban, adak, sadaka vb. pek çok ibadet de farklı dinler arasında müşterektir. <span class="r-b88u0q">Nihayetinde batıl dinler de hak dinlerin tahrif edilmesi suretiyle ortaya çıkmış ve pek çok uygulamayı benzer biçimde devam ettirmişlerdir. </span>Mekke müşriklerinin inançlarına da baksak pek çok noktada Hz. İbrahim&#8217;in dininin izlerini görürüz. İki put diktikleri Safa ve Merve arasındaki <span class="r-36ujnk"><em>sa&#8217;y</em> </span>ibadeti bunun misallerinden sadece biridir. (Bkz: el-Bakara, 158) </span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Evet, insanın ruhen ve bedenen kendisini eğitmek için inzivaya çekilmesi Şamanizm, Taoizm, Manihaizm, Budizm gibi batıl dinlerde de bulunmaktadır. Psikiyatrist yazar Stanislav Grof ilkel ve uygar toplumlarda din ve inziva/çile olgusunun psikolojik yönlerini incelemiş ve <span class="r-b88u0q">ilkel kabilelerden tutun da dört büyük dine kadar her inanışta inziva/çile kavramının bulunduğunu belirtmiştir.</span> (<em><span class="r-36ujnk">Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, 2016/77, s.179</span></em>) Dolayısıyla gerek Hz. Musa&#8217;nın (a.s.) Tur Dağı&#8217;nda, gerekse Hz. Peygamberin (s.a.s.) Nur Dağı&#8217;nda halktan ve hayattan soyutlanarak ibadete yönelmiş olmaları bunun İslam öncesi dönemlerde de zaten var olduğunu açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Rasûlulullah (s.a.s.) Hindistan&#8217;a gitmediğine ve Hindulardan ilham almadığına göre (haşa) Hindu tapınaklarında iz sürmenin bir anlamı olmasa gerek. Böyle bir yöneliş Peygamberlerin hayatında da vardır! </span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Tabi buraya kadar vermiş olduğumuz bilgiler olağan hayat şartları dâhilindedir. Ne var ki dünyanın zaman zaman sürüklendiği fetret devri kabilinden olağan dışı süreçleri de olmuştur. Buna dair Huzeyfe b Yemân (r.a) Efendimizden şunu naklediyor: “Rasûlullah (s.a.s)&#8217;a herkes hayırdan sorardı ben ise, bana da ulaşabilir korkusuyla şerden sorardım. (Bir gün): <span class="r-b88u0q">“Ey Allah&#8217;ın Rasûlü! Biz cahiliye devrinde şer içerisindeydik. Allah bize bu hayrı (İslâm&#8217;ı) nasip etti. Bu hayırdan sonra tekrar şer var mı?”</span> diye sordum. <span class="r-b88u0q">“Evet, var!”</span> buyurdular. Ben tekrar: <span class="r-b88u0q">“Peki bu şerden sonra hayır var mı?”</span> dedim. <span class="r-b88u0q">“Evet var! Fakat onda duman (bulanıklık) da var” </span>buyurdular. Ben: <span class="r-b88u0q">“Duman da ne?”</span> dedim. <span class="r-b88u0q">“Bir topluluk var ki; sünnetimden başka bir sünnet edinir, hidayetimden başka bir hidayet arar. Bazı işlerini iyi (maruf) bulursun, bazı işlerini kötü (münker) bulursun”</span> buyurdular. Ben tekrar: “Bu hayırdan sonra başka bir şer kaldı mı?” diye sordum. <span class="r-b88u0q">“Evet! Cehennem kapısına çağıran davetçiler var; kim onlara icabet ederek o kapıya doğru giderse, onlar bunu ateşe atarlar”</span> buyurdular. Ben: <span class="r-b88u0q">“Ey Allah&#8217;ın Rasûlü! Ben (o güne) ulaşırsam, bana ne emredersiniz?”</span> dedim. <span class="r-b88u0q">“Müslümanların cemaatine ve imamlarına uy, onlardan ayrılma.”</span> buyurdular.<span class="r-b88u0q"> “O zaman ne cemaat ne de imam yoksa?”</span> dedim. <strong><span class="r-b88u0q">“O takdirde bütün fırkaları terk et (ve kaç)! Öyle ki, bir ağacın köküne dişlerinle tutunmuş olsan bile, ölüm sana gelinceye kadar öylece kal (aralarına katılma)!” </span></strong>buyurdular. (<em><span class="r-36ujnk">Buhârî, Fiten 11 [r: 6673], Menakıb 25 [r: 3606]; Müslim, İmaret 51 [r: 1847]; vd</span>.</em>) </span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Rasûllah&#8217;ın (s.a.s) vefatından hemen sonra vukua gelen Ridde (dinden dönme) hadiseleri başta olmak üzere gerek Emevîler dönemindeki bazı iç karışıklıklar gerekse de tarih boyunca zaman zaman yaşanan fetret dönemleri bu hadisin tecelli ettiğini düşündürmüştür. Tasavvufun ve zühd hayatının İslâm tarihinde ilk olarak öne çıkması da bahusus Emevîler dönemindeki çalkantılı süreçlerde olmuştur. Dolayısıyla İslâm ümmeti için de belli dönemlerde bu hadisin muktezasınca amel etmeyi gerektirecek durumlar olmuştur, olacaktır. (Allah muhafaza buyursun) Onun için ruhbanlık mutat anlamda reddedilmişse de kişinin birey olarak altından kalkamayacağı ve dinini muhafaza etmek için toplumdan uzaklaşmak dışında bir yol bulamayacağı hallerde buna açık bir kapı bırakılmıştır. </span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Hâsılı kelam; İslam ümmeti içinde sanki birileri sosyal hayattan, cemaatten, evlilikten vs. kendisini soyutlamış, bir köşeye çekilip ruhban hayatı yaşıyormuş gibi <em><span class="r-b88u0q r-36ujnk">“İslam&#8217;da ruhbanlık yoktur!”</span></em> vurgusu yapılması; ehli tasavvufa hücum etmek için kullanılagelen ve hiçbir tabanı olmayan “kasıtlı” bir slogandır. İslâm&#8217;ın ruhbanlık diye bir gündemi yoktur, olmamıştır. Ne yazık ki Tasavvufun nefis terbiyesine yönelik tertip ettiği eğitim sürecinin bazı <span class="r-b88u0q">aşama</span>larını genele hamletmek, <span class="r-b88u0q">araç olanları amaç olarak görmek</span> belli kesimlerin aşamadığı bir tavırdır. </span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<blockquote>
<div class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><strong><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3"><span class="r-b88u0q">Söz buraya gelmişken biz bugün buradan hayatımıza ne katabiliriz?</span> </span></strong></div>
</blockquote>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<div class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">İtikâfı biz daha çok Ramazan ayına mahsus olan vacip kısmını biliyoruz; ancak <span class="r-b88u0q">nafile bir ibadet olarak da itikâfa girilebileceği</span> imamlarımız tarafından beyan edilmiştir. <span class="r-b88u0q">Nâfile olan itikâf için oruç tutmak şart olmayıp</span>; en az müddeti Ebû Yûsuf&#8217;a göre günün yarısından fazlasıdır, <span class="r-b88u0q">İmam Muhammed&#8217;e göre ise bir an dahi durmak itikâf için yeterli olur. </span>Camide itikâfa girmek erkeklere mahsus olup kadınlar evlerinin mescidinde, eğer mescitleri yoksa namaz kılmak üzere belirledikleri bir yerinde itikâfta bulunabilirler. <em>(<span class="r-36ujnk">el-Merğinânî, el-Hidâye [Dârü&#8217;d-dekâik-Dâru&#8217;l-feyhâ, Beyrut-Dimaşk, 2019], 1/585-586; Alî el-Kārî, Fethu bâbi&#8217;l-&#8216;înâye [Dâru&#8217;s-Sultân, İstanbul, 2022] 2/185-186</span>)</em>. </span></div>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Günümüzde hem manasını yitirip şekillere indirgediğimiz ibadetlerimize ihlas kazandırmak hem de ekranlar ve beton duvarlar arasına sıkışan hayatımızı bir mescidin münzevi havasıyla rahatlatmak için zaman zaman bir kaç saat de olsa itikâfta kalmayı son derece önemli görüyorum. Konfor ve haz odaklı yaşam tarzımızın nefsimizi azgınlaştırdığı ve ciddi bir tatminsizlik yaşadığımız aşikârdır. Her şeyimiz olsa da olmayanların arzusu, güvende olsak da muhtemel bir tehlike kaygısı, gün be gün devleşen egolarımızın zorbalığı değirmen taşı gibi biteviye zihinlerimizde dönmekte; yaşamımızı da ibadetlerimizi de olumsuz anlamda etkilemektedir. </span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Onun için bireylerin -hatta devletlerin bile- çaresiz kaldığı bu amansız sürükleniş karşısında bizi himaye edecek yegâne yerler Hîrâ&#8217;lardır… Günlük ibadetlerimiz dışında mutlaka <span class="r-b88u0q">seccade üzerinde en az 30-40 dk.</span> geçirilmesini tavsiye ederim. Loş ve sessiz bir mekânda baş gözümüz kapalı, gönül gözümüz açık; Peygamber mescidinde, âlimlerin meclislerinde bulunduğumuzu tahayyül ederek; telefondan, televizyondan, dünden, bugünden, yarından sarfı nazar ederek, dünyalık her şeyden izole olup, ruhumuza bir teneffüs vermeye ve biraz Rabbimizle baş başa kalmaya ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim. Düzenli olarak biraz tefekkür, biraz zikir ile meşgul olmayı vird haline getirmeli <strong><span class="r-b88u0q">“kalplerin ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşacağını” </span></strong>(Ra&#8217;d, 28) unutmamalıyız. </span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Zikir ve tefekkür konularını hususi olarak yazacağım inşallah; ancak şimdilik <span class="r-b88u0q">Peygamberimizin (s.a.s.) tavsiye ettiği günlük zikir ve dualardan </span>derlediğim (benim de mümkün mertebe riayet ettiğim) çalışmamı sizinle paylaşarak sözlerimi nihayetlendiriyorum&#8230; Selâm, hidayete tabi olanlara&#8230; </span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span style="text-decoration: underline"><strong><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">ZİKİRLER</span></strong></span></p>
<p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/peygamberimizin-s-a-s-tavsiye-ettigi-zikirler/">https://mesutozbilir.com.tr/peygamberimizin-s-a-s-tavsiye-ettigi-zikirler/</a></p>
<p class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><span style="text-decoration: underline"><strong><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">DUALAR:</span></strong></span></p>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"><a href="https://mesutozbilir.com.tr/peygamberimizin-s-a-s-dilinden-dualar/">https://mesutozbilir.com.tr/peygamberimizin-s-a-s-dilinden-dualar/</a></div>
<div dir="auto" lang="tr" data-testid="tweetText"></div>
<div class="css-146c3p1 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-37j5jr r-ubezar r-16dba41 r-bnwqim r-7ptqe7" dir="auto" lang="tr" style="text-align: justify" data-testid="tweetText"><strong><span class="css-1jxf684 r-bcqeeo r-1ttztb7 r-qvutc0 r-poiln3">Her iki dosyayı da pdf formatında <a href="https://t.me/+KGpeu3HtnLE2YmU8">Telegram kanalım</a> dan temin edip çıktı alabilirsiniz.</span></strong></div>
</div>
</div><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/islam-ve-ruhbanlik/">İSLAM VE RUHBANLIK</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/islam-ve-ruhbanlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
