<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslamda kadın - Mesut Özbilir</title>
	<atom:link href="https://mesutozbilir.com.tr/tag/islamda-kadin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mesutozbilir.com.tr</link>
	<description>Mesut Özbilir&#039;in ilmi ve fikri yazılarının yayınlandığı şahsi web sitesidir.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Jan 2025 11:09:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://mesutozbilir.com.tr/wp-content/uploads/2023/01/cropped-Mesut-Ozbilir-Resim-1-32x32.jpg</url>
	<title>İslamda kadın - Mesut Özbilir</title>
	<link>https://mesutozbilir.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KADININ YARATILIŞI VE &#8220;KABURGA KEMİĞİ&#8221; HADİSİNİN TAHLİLİ</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/kadinin-yaratilisi-ve-kaburga-kemigi-hadisinin-tahlili/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kadinin-yaratilisi-ve-kaburga-kemigi-hadisinin-tahlili</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/kadinin-yaratilisi-ve-kaburga-kemigi-hadisinin-tahlili/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jan 2025 11:09:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[havva]]></category>
		<category><![CDATA[havvanın yaratılışı]]></category>
		<category><![CDATA[insanın yaratılışı]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kaburga kemiği]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadının yaratılışı]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[tevratta kadın]]></category>
		<category><![CDATA[tevratta kadının yaratılışı]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=589</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sık sık tartışma konusu olan bir başka mesele de kadının ilk yaratılışı ve bu bağlamda varid olan “kaburga kemiğinden yaratıldığı”na dair hadislerdir. Bunun son zamanlarda tartışmaya mahal olmasının sebebi; ilgili hadislerden yola çıkılarak kadının erkeğe nazaran daha değersiz olduğu çıkarımı yapılması ve nasların zahiri terk edilerek bir takım yeni yorumlara gidilmesidir. Kimisi ilgili hadislerin İsrailiyat ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinin-yaratilisi-ve-kaburga-kemigi-hadisinin-tahlili/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "KADININ YARATILIŞI VE &#8220;KABURGA KEMİĞİ&#8221; HADİSİNİN TAHLİLİ"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinin-yaratilisi-ve-kaburga-kemigi-hadisinin-tahlili/">KADININ YARATILIŞI VE “KABURGA KEMİĞİ” HADİSİNİN TAHLİLİ</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Sık sık tartışma konusu olan bir başka mesele de kadının ilk yaratılışı ve bu bağlamda varid olan “kaburga kemiğinden yaratıldığı”na dair hadislerdir. Bunun son zamanlarda tartışmaya mahal olmasının sebebi; ilgili hadislerden yola çıkılarak kadının erkeğe nazaran daha değersiz olduğu çıkarımı yapılması ve nasların zahiri terk edilerek bir takım yeni yorumlara gidilmesidir. Kimisi ilgili hadislerin İsrailiyat menşeli, yani Yahudi Hristiyan literatüründen kaynaklarımıza dâhil olduğunu iddia ederken, kimisi hadislerin sıhhatini tartışmaya açarak deyim yerindeyse bu rivayetlerden kurtulmak istemektedirler. Her ne kadar “kaburga kemiğinden yaratılma” kısmı öne sürülse de esasında üzerinde ittifak edilen kısımlar da kimilerinde rahatsızlık husule getirmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Mevzuyu izaha geçmeden önce önemli bir noktayı vurgulamak istiyorum; bilindiği üzere İslam&#8217;da kul olmak haysiyetiyle üstünlük ancak ve ancak takva iledir.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Hiçbir ırk, renk, cinsiyet, makam, mevki, şöhret, servet Allah indinde bir kıymeti haiz değildir. O, ne suretlere ne de şekillere bakar; yalnızca kalplere ve amellere bakar.<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> Kullarının değerini de ancak ve ancak buna göre takdir eder. Dolayısıyla izahı sadedinde bulunduğumuz hadislerin her ne şekilde anlaşılırsa anlaşılsın kadın erkek arasında bir üstünlük kıstası olamayacağını baştan belirtmiş olalım.</p>
<p style="text-align: justify">Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: <strong>“Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum. Zira kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. /Kaburga kemiği gibidir./ Eğri kemiği doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi hâline bırakırsan yine eğri kalır. /Eğer ondan faydalanmak istersen bu hâliyle de faydalanabilirsin./ Öyleyse kadınlar hakkındaki tavsiyemi tutunuz.”</strong></p>
<p style="text-align: justify">Bu hadisi şerifi sahabe tabakasından Hz. Âişe, Ebû Hureyre, Ebû Zer ve Semüre b. Cündeb (r. anhüm) Peygamberimizden rivayet etmiş olup sahih senetlerle bize ulaşmıştır. Ancak lafızlarında bir takım farklılıklar bulunmaktadır. Hadisin bazı vecihlerinde <strong><em>“kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır”</em></strong><a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><em><strong>[3]</strong></em></a> ifadesi geçerken bazılarında <strong><em>“kadın kaburga kemiği gibidir”</em></strong><a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> ifadesi geçmektedir. Her biri aynı kaynaklarda hatta aynı senetle dahi rivayet edildiği için birini diğerine tercih etmekte de çok belirgin bir karine saptanamamaktadır. Onun için öncelikle cumhur ulemanın görüşünü nakledip, daha sonra da günümüzde yapılan bazı yorumlara değineceğiz.</p>
<p style="text-align: justify">Allahu Teâlâ insanın yaratılışını Nisâ sûresinde şöyle anlatmaktadır: <strong>“Ey insanlar! Sizi &#8216;bir tek nefisten&#8217; yaratan ve &#8216;ondan da eşini&#8217; yaratan, &#8216;ikisinden&#8217; birçok erkek ve kadın üretip yayan rabbinize itaatsizlikten sakının.”</strong><a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a></p>
<p style="text-align: justify">Ayeti kerimenin mealinde <strong><em>“bir tek nefis”</em></strong> şeklinde tercüme edilen kısmın Arapça aslı <strong>“<em>nefs-i vâhide</em>”</strong>dir. Lügat olarak “can, canlı, kendi, kişi, şahıs” gibi anlamlara gelen  “<em>nefs</em>” Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de yetmiş küsur defa geçmekte ve “mükellef bir can” kastedilmektedir. Ayet bağlamlarının neredeyse tamamında hesapla ve sorumlulukla alakalandırılan “<em>nefs</em>”, meallerde çoğu kere tercüme dahi edilmediği halde halk arasında rahatlıkla anlaşılmaktadır. Mesela: <strong>“Her nefis ölümü tadacaktır. /Allah hiçbir nefse gücünün yetmeyeceği yük yüklemez / Her nefis yarına ne hazırladığına baksın.”</strong> gibi.</p>
<p style="text-align: justify">Allahu Teâlâ evvel emirde bütün insanları yaratmaya <strong><em>“tek bir nefis”</em></strong>ten başlamıştır, yani ilk olarak topraktan Âdem&#8217;i (a.s.) yaratmış, daha sonra <strong><em>“ondan da eşini yaratmış ve o ikisinden pek çok erkek ve kadın vücuda getirmiştir.”</em></strong><a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a> Şimdi burada Âdem&#8217;in (a.s.) topraktan yaratıldığını kesin ve kati olarak biliyoruz. Havva&#8217;ya (a.s.) gelince; ya o da topraktan yaratılmıştır diyeceğiz (Fahreddin er-Râzî bu yorumu yapar)<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a> ya da Havva (a.s.), Âdem&#8217;in (a.s.) cüzünden yaratılmıştır (ki o cüz de Âdem&#8217;in (a.s.) kaburga kemiğindendir) diyeceğiz.</p>
<p style="text-align: justify">Bazı istisnalar dışında müfessirler ayetin zahirine de muvafık olan bu yaklaşımı tercih etmişlerdir.<a href="#_ftn8" name="_ftnref8">[8]</a> Yani Âdem&#8217;in (a.s.) topraktan yaratıldığı, Havva&#8217;nın (a.s.) da onun kaburga kemiğinden yaratıldığı ve o ikisinden insan neslinin çoğaldığı genel kabulü oluşturmaktadır. Bizim kanaatimiz de bu yöndedir. Zira Havva&#8217;nın (a.s.) da topraktan yaratıldığına dair herhangi bir haber varid olmadığı gibi (naslarda sadece Âdem&#8217;in (a.s.) topraktan yaratıldığına vurgu yapılır) bunu kabul etmemiz halinde ise bütün insanların “iki nefis”ten yaratılması söz konusu olacağından ayet-i kerimede geçen “<strong><em>tek bir nefis</em></strong>” vurgusu ile tenakuz oluşmuş olacaktır. Dolayısıyla bu yorum kabule şayan görülmemektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Burada konuyla alakalı çok önemli bir noktaya temas etmek istiyorum. Tevrat ve İncil&#8217;de de insanın ve dahi kadının yaratılışı yaklaşık olarak bu şekilde anlatılmaktadır.<a href="#_ftn9" name="_ftnref9">[9]</a> Bu bilgilerin önemli bir kısmı -ilk insanın Âdem olması, topraktan yaratılması vb.- Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de de geçtiği halde İslâm&#8217;a, Tevrat ve İncil&#8217;den girdiği bir takım batılı yazarlar tarafından dile getirilmektedir. Ne yazık ki bu gibi iddiaları batı akademisinin üçüncü sınıf kaynaklarından alarak ilgili hadislerin de İsrailiyat kaynaklı olduğunu savunanlar görmekteyiz. Şunu açıklıkla söyleyelim ki –ister benzetme ister yaratma bağlamında olsun- <strong><em>“kaburga kemiği”</em></strong> ifadesini dört sahâbî Peygamberimizden işittiğini söylemiş ve bu bize sahih olarak ulaşmıştır. Kadının yaratılışı bağlamında Tevrat&#8217;ta da zikredilen <strong><em>“kaburga kemiği”</em></strong> bütün rivayetlerde ortaktır ve bu ifadeyi Allah Rasûlü&#8217;nün kullanması her halükârda bu bilginin doğru olduğunu ifade eder. Şayet hadislerde geçen <strong><em>“kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır”</em></strong> lafzı -sahâbînin manen rivayeti kaynaklı olmayıp- Peygamberimize aitse Tevrat&#8217;taki ifadenin de vahiy mahsulü olduğu ortaya çıkar. Yok <strong><em>“kadın kaburga kemiği gibidir”</em></strong> lafzı doğru ise Rasûlullah&#8217;ın (s.a.s.) bu benzetmeyi yapmasının tek bir izahı olabilir; o da Medine&#8217;de Yahudi nüfusu kaynaklı olarak Tevrat&#8217;taki yaratılış hikâyesinin biliniyor ve konuşuluyor oluşudur. Bir Peygamberin Tevrat&#8217;ta ki <strong><em>“kaburga kemiği”</em></strong> anlatısına atıf yaparak benzetme yapması ancak ve ancak buna işaret eder.</p>
<p style="text-align: justify">Batılı yazarların bu gibi hezeyanlar savurması anlaşılabilir; ancak Peygamberin Tevrat ve İncil&#8217;den intihal yaptığını ihsas eden bu gibi yaklaşımları Müslümanların dillendirmesi son derece talihsizdir. Zira batılılar “ilk insanın Âdem olması, topraktan yaratılması, vb.” bilgileri de Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.s.) bu kaynaklardan aldığı iddiasındadırlar. (Haşa) Oysaki Tevrat ve İncil tahrif edilmekle birlikte aslı vahye dayanmaktadır ve Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;le pek çok ortak yönü vardır. En azından İslam geldiğinde böyle olduğunu kesin olarak biliyoruz. <strong>“Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız zikir ehline/ilim sahiplerine sorun.”</strong><a href="#_ftn10" name="_ftnref10">[10]</a> ayetinde kastedilen Yahudi ve Hristiyan alimlerdir. Kuran inerken bile bu kaynaklara atıf yapıyorsa olur olmaz her bilginin bu kaynaklardan İslam&#8217;a girdiğini söylemek ancak bilgisizlikle izah edilebilir. Bu konuyu <em><strong>Dini Hayatımızı Manipüle Eden Sloganlar</strong></em> (s.71-82) kitabımızda genişçe kaleme aldığımız için tafsilatı oraya havale ediyoruz. Kısacası dört sahâbî tarafından nakledilen ve Peygamberimize aidiyetinde hiçbir şüphe bulunmayan <strong><em>“kaburga kemiği”</em></strong> ifadesinin İsrailiyattan kaynaklarımıza geçtiğini söylemek mümkün değildir. Belki “yaratılış bağlamı özelinde” söylenebilir ki bizce bu da isabetli değildir. Efendimizin “<em>eğri hurma dalı</em>”<a href="#_ftn11" name="_ftnref11">[11]</a> yerine “<em>kaburga kemiği</em>”ne benzetmesi açık bir biçimde Tevrat&#8217;taki bu ifadelere atıftır ve zımnen bu bilgiyi teyid etmektedir. Tabi kaburga kemiğinden yaratılmış olmak, kaburga kemiğinden alınan bir hücre, bir gen veya bir ilik vasıtasıyla olabilir; keyfiyetini ve en doğrusunu Allah bilir.</p>
<p style="text-align: justify">Öyle görülüyor ki bu meselenin ülkemizde tartışmaya açılması da batıda Tevrat&#8217;a yönelik yapılan tenkitlerin Türkçe&#8217;ye tercüme edilmesinden ibaret taklit mahsulü bir yaklaşımdır. Zira bizim kaynaklarımızda ve toplumumuzda bunun kadın erkek arasında bir üstünlük kıstası olarak görülmediği, ilgili hadisler vaazlarda ancak “kadınlara nezaket ve hoşgörüyle davranılması gerektiği” bağlamında anlatıldığı hepimizin malumudur. Nitekim İmam Buhârî de <em>es-Sahîh</em>&#8216;inde bu hadisi bu başlık altında (Bâbu&#8217;l-müdârâti meâ&#8217;n-nisâ) ele almıştır.</p>
<p style="text-align: justify">Cumhur ulemanın görüşünü beyan ettikten sonra, son zamanlarda daha çok dillendirilen yaklaşıma gelince; ilgili hadisin <strong><em>“kadın kaburga kemiği gibidir”</em></strong><a href="#_ftn12" name="_ftnref12">[12]</a> lafzıyla varid olan varyantı tercih edilmekte ve Havva&#8217;nın (a.s.) da Âdem (a.s.) ile aynı şeyden -yani topraktan- yaratıldığı kabul edilmektedir. Bazıları ise ayeti kerimede geçen “<em>nefs</em>” ifadesine hücre, atom, çekirdek gibi “<em>madde</em>”yi çağrıştıran manalar vermektedir ki Kur&#8217;ân ve sünnette bunun herhangi bir dayanağı yoktur. Geride de ifade ettiğimiz gibi “<em>nefs</em>” Kur&#8217;an-ı Kerîm&#8217;de yetmiş küsur defa geçmekte ve “mükellef bir can” kastedilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Bunun dışında bir de son zamanlarda yaygınlaşan “<em>ikisini aynı özden yarattı</em>” söylemi dikkatimizi çekmektedir ki açıkçası bunun naslarda neye tekabül ettiğini bilmiyoruz. Âdem&#8217;in (a.s.) topraktan yaratıldığını kesin olarak bildiğimize göre “<em>Her ikisini de topraktan yarattı</em>” demekten sarfı nazar ederek böyle muğlak bir ifade tercih edilmesini anlamış değiliz. Muhtemelen toprağa atfen her ikisi de özünde topraktır denilmek isteniyordur.</p>
<p style="text-align: justify">Bu konuda nasların zahirinin ve genel kabulün dışına çıkılarak farklı yorumlara müracaat edilmesinin sebebi, kadının bu şekilde yaratılmış olmasında, kadın-erkek eşitliğine halel getirecek bir manzara telakki edilmesidir. Sözüm ona Havva&#8217;nın (a.s.), Âdem&#8217;in (a.s.) cüzünden yaratılmış olması bir eksiklik ve değersizlik ifadesi olarak görülmektedir. Hâlbuki Kur&#8217;an-ı Kerîm böyle bir yaklaşımın İblis&#8217;in düştüğü büyük bir hata olduğuna dikkat çekmektedir. Kendisine, Âdem&#8217;e secde etmesi emredildiğinde <strong>“Ben ondan daha üstünüm; çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın”<a href="#_ftn13" name="_ftnref13">[13]</a></strong> diyerek secde etmemiş ve huzurdan kovulmuştur. Üstünlüğü yaratılış madde ve şekline indirgemek İblis&#8217;i böyle bir sona sevk etmiştir. Zira bunlar Allah indinde bir üstünlük sebebi değildir. İşte benzer bir hata burada da karşımıza çıkmaktadır. Kadının/Havva&#8217;nın, Âdem&#8217;in kemiğinden, iliğinden yahut müstakil olarak topraktan yaratılması arasında bir fark yoktur. Allah bunları bir üstünlük sebebi olarak kabul etmiyor ki. Kaldı ki her insan birey olarak meniden vücuda gelmiyor mu? Ana rahmine düşüş şekli de, daha sonra oradan dünyaya doğuş şekli de üzerine çok büyük hikâyeler yazılacak şeyler olmasa gerek! Öyleyse buradan bir meziyet telakki etmenin nasıl bir mantıklı izahı olabilir?</p>
<p style="text-align: justify">İkinci bir şey hadisin <strong><em>“kadının kaburga kemiğinden yaratıldığını”</em></strong> beyan eden vecihlerinin üstünü çizsek ve teşbih ifade eden <strong><em>“kadın kaburga kemiği gibidir”</em></strong> vecihlerini esas alsak dahi (<em>kadın kaburga kemiği gibi eğridir, düzeltmeye zorlarsanız kırarsınız. Öyleyse eğri olarak kabul edin) </em>bu haliyle belli çevreler razı olacaklar mıdır? Zira bu kısmı bütün vecihlerde sabit olup Rasûlullah&#8217;a (s.a.s.) aidiyetinde de hiçbir şüphe yoktur. Şu halde günümüz normlarına teslim olup alınganlık göstermek yerine bu hadis-i şerifin asıl vermek istediği mesaja dikkat kesilelim;</p>
<p style="text-align: justify">Hepimiz bizzat kendimizden bileceğimiz üzere aslında eğrilik insana mahsustur. Her insanda kronik veya genetik diyebileceğimiz düzelmesi pek de mümkün olmayan kusur ve noksanlıklar vardır. Yani eğrilikler vardır. Buna itiraz edecek kimse de yoktur. Lakin bu hadiste mahza “kadının eğriliğine” dikkat çekilmesinin sebebini -Allahu &#8216;âlem- iki şekilde anlamak mümkündür:</p>
<p>I) Resûlullah&#8217;ın (s.a.s.) o esnada erkeklere hitap ediyor olması.</p>
<p>II) Erkeklerin bedenen düzeltme “gücüne”, aile reisi olarak de yetkisine sahip olmaları.</p>
<p style="text-align: justify">Şimdi bu öncülleri dikkate alarak hadisi tekrar hatırlayalım: <strong>“Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum. Zira kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır /Kaburga kemiği gibidir. Eğri kemiği doğrultmaya kalkarsan kırarsın. Kendi hâline bırakırsan, yine eğri kalır. /Eğer ondan faydalanmak istersen bu hâliyle de faydalanabilirsin./ Öyleyse kadınlar hakkındaki tavsiyemi tutunuz.”</strong> Yani güç ve yetkiniz var diye her eğriliği düzelteceğiniz, her şeyi yoluna koyacağınız zannına kapılmayınız! Evet, gücünüz eğri bir kemiği düzeltmeye yeter lakin kemik güç ile düzelecek bir şey değildir, kırılıverir.</p>
<p style="text-align: justify">Efendimizin bu noktada erkeklere hitaben başka bir ikazları da vardır: <strong>“Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.”</strong><a href="#_ftn14" name="_ftnref14">[14]</a></p>
<p style="text-align: justify">Yine başka bir hadisi şerif ise şöyledir: Bir sefer esnasında Rasûlullah&#8217;ın (s.a.s.) hanımlarının bindiği develeri süren Enceşe ismindeki hizmetçi bir ara develeri hızlandırınca Efendimiz hanımları kastederek: <strong>“Yavaş ol Ey Enceşe! Camları kırmayasın!” </strong>buyurdu.<a href="#_ftn15" name="_ftnref15">[15]</a></p>
<p style="text-align: justify">Görüldüğü üzere Peygamberimiz (s.a.s.) kadınların hassas ve narin yaratılışlarını her zaman gözetmiş ve çeşitli benzetmeler yaparak onlara karşı kaba ve sert davranılmamasını öğütlemiştir. Mevzuu bahis olan hadiste de yine doğrudan erkeklere hitap etmekte ve kadınların üzerine varmamaları, bazı kusur ve noksanlıklarını hoş görmeleri hususunda ikaz etmektedir. Zira geride de belirttiğimiz gibi güç ve yetki sahibi olarak bu ikazın muhatabı erkekler olmalıdır. Çünkü kadın ne güç bakımından ne de yetki bakımından kocasını düzeltmeye muktedir değildir. Dolayısıyla buradan erkekler doğru da kadınlar eğri veya erkekler kusursuz da kadınlar kusurlu anlamında bir mana çıkarmak doğru değildir. Zira anne babalar da her zaman yaşları birbirine yakın iki kardeşten büyük olana ikaz ve nasihatte bulunurlar. Bu tavır, aralarında bir ayrım yaptıklarından değildir; büyüğün güçlü olmasından ve kardeşine karşı güç kullanmaya meyilli olmasındandır.</p>
<p style="text-align: justify">Hâsılı kelam günümüz normlarını esas alarak dini nasları anlamaya çalışmak tutarsız ve çarpık bir din anlayışından başka bir şey sunmaz bize. Unutmamak gerekir ki ne bazı hadisleri inkâr etmenin, ne de ayetleri (mahza günümüz normlarını merkeze alarak) tevil etmenin sonu yoktur. Herhangi bir sorunu da çözmekten uzaktır. Mevzumuz üzerinden örnek verirsek; her halükarda ilk insan erkektir, ilk peygamber erkektir, bütün peygamberler erkektir, halife ve imamlar erkektir, birkaç istisna dışında tarih boyunca idare ve komuta makamında bulunanlar da hep erkekler olmuştur. Dolayısıyla küresel hegemonyanın türedi eşitlik anlayışını esas alan bir insanın neredeyse dini toptan reddetmedikten sonra inkârla teville bir yere varması mümkün değildir.</p>
<p style="text-align: justify">Onun için insan inancında tutarlı olmalıdır, anlamayabildiği kadar anlamaya çalışmalı, anlayamadığı yerde tevakkuf etmelidir. Yani yorumsuz kalıp, doğrusunu Allah bilir demelidir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.”</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify">Mesut Özbilir</p>
<p style="text-align: justify">14 Recep 1446 / 14 Ocak 2025 /Salı</p>
<hr />
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> el-Hucurât, 13.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Müslim, Birr 34.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> el-Müsned, XXXIII/283; ed-Dârimî, Nikâh 35 [r: 2250]; el-Buhârî, Enbiyâ 1 [r: 3331]; Müslim, Radâ&#8217; 61,62.</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> el-Müsned, XV/361;366; XXXV/359; XLIII/395; ed-Dârimî, Nikâh 35 [r: 2251]; el-Buhârî, Nikâh 79 [r: 5184]; Müslim, Radâ&#8217; 60 [r: 1468].</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> en-Nisâ 1.</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> en-Nisâ, 1.</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Fahreddin er-Râzî, et-Tefsîru&#8217;l-Kebîr [Dâru İhyâi&#8217;t-Turasi&#8217;l-Arabî, Beyrut, H.1420] IX/478.</p>
<p><a href="#_ftnref8" name="_ftn8">[8]</a> et-Taberî, Câmiʿu’l-beyân [Dâru&#8217;l-kütübi&#8217;l-ilmiyye, Beyrut, 2005] III/565; ez-Zemahşerî, el-Keşşâf [Dâru&#8217;l-Hadîs, Kâhire, 2012] I/439; el-Âlûsî, Rûhu&#8217;l-Meânî [Dâru&#8217;l-Hadîs, Kâhire, 2005] IV/541.</p>
<p><a href="#_ftnref9" name="_ftn9">[9]</a> Doç. Dr. Asife ÜNAL, Yahudi Geleneğinde Kadının Yaratılışı ve Lilit Efsanesi, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2017, cilt: XVII, sayı: 2, s. 103-115.</p>
<p><a href="#_ftnref10" name="_ftn10">[10]</a> Enbiyâ, 7.</p>
<p><a href="#_ftnref11" name="_ftn11">[11]</a> Yasin, 39.</p>
<p><a href="#_ftnref12" name="_ftn12">[12]</a> el-Müsned, XV/361;366; XXXV/359; XLIII/395; ed-Dârimî, Nikâh 35 [r: 2251]; el-Buhârî, Nikâh 79 [r: 5184]; Müslim, Radâ&#8217; 60 [r: 1468].</p>
<p><a href="#_ftnref13" name="_ftn13">[13]</a> el-A&#8217;râf, 12.</p>
<p><a href="#_ftnref14" name="_ftn14">[14]</a> Müslim, Radâ 61 [r: 1469].</p>
<p><a href="#_ftnref15" name="_ftn15">[15]</a> Buhârî, Edeb, 90 [r:6149]; 95 [r: 6161]; Müslim, Fedâil 70 [r:2323].</p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinin-yaratilisi-ve-kaburga-kemigi-hadisinin-tahlili/">KADININ YARATILIŞI VE “KABURGA KEMİĞİ” HADİSİNİN TAHLİLİ</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/kadinin-yaratilisi-ve-kaburga-kemigi-hadisinin-tahlili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;KADINLARIN AKLI VE DİNİ EKSİKTİR&#8221; MEALİNDEKİ HADİSLERE DAİR</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Sep 2024 09:03:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[aklı ve dini eksik]]></category>
		<category><![CDATA[İslamda kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların aklı]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların aklı ve dini eksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=535</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zaten modern dünyanın pençelerinde çırpınan kadınlarımıza tahkir maksadıyla “kıt akıllı” imasında bulunmak, bunu yaparken de ayet ve hadisleri mesnet edinmek son derece problemli bir yaklaşımdır. Bu gibi tavırlar yeterli ilmi müktesebatı haiz olmayan insanımızı çıkmaza hatta inkâra sürükleyebilmektedir. Dolayısıyla günlerdir sosyal medyayı meşgul eden bu mesele hakkında bir iki şey söylemek istedim. Öncelikle bahse konu olan ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "&#8220;KADINLARIN AKLI VE DİNİ EKSİKTİR&#8221; MEALİNDEKİ HADİSLERE DAİR"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/">“KADINLARIN AKLI VE DİNİ EKSİKTİR” MEALİNDEKİ HADİSLERE DAİR</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Zaten modern dünyanın pençelerinde çırpınan kadınlarımıza tahkir maksadıyla “kıt akıllı” imasında bulunmak, bunu yaparken de ayet ve hadisleri mesnet edinmek son derece problemli bir yaklaşımdır. Bu gibi tavırlar yeterli ilmi müktesebatı haiz olmayan insanımızı çıkmaza hatta inkâra sürükleyebilmektedir. Dolayısıyla günlerdir sosyal medyayı meşgul eden bu mesele hakkında bir iki şey söylemek istedim. Öncelikle bahse konu olan ve sık sık tartışılan ilgili hadisin metnini vererek başlayalım: Ebû Hureyre, Ebû Said el-Hudrî, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Mes&#8217;ûd ve bazı sahâbîlerin (Allah hepsinden râzı olsun) anlattığına göre: Rasûlullah (s.a.s.) kadınlara hitaben şöyle buyurdu:</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">“Ey kadınlar! Sadaka verin ve tevbe istiğfarı çoğaltın. Çünkü bana cehennemliklerin çoğunun sizler olduğunuz gösterildi.” </span></strong>Orada bulunanlar bunun sebebini sorduğunda ise şöyle izah buyurdu: <strong><span class="r-b88u0q">“Çünkü sizler çokça lanet eder, (kocalarınıza karşı) nankörlükte bulunursunuz. Ne gariptir ki, din ve akıl noksanlığınıza rağmen kendine hâkim akıllı ve dinine bağlı bir adamın aklını sizin kadar hiç kimsenin çelebildiğini görmedim.”</span> </strong>Kadınlar tekrar sordular: “Aklımızın ve dinimizin noksanlığı nedir, Ya Rasûlallah?” Şöyle buyurdu: <strong><span class="r-b88u0q">“Kadının şahitliğinin erkeğin şahitliğinin yarısı olması aklının noksanlığı, hayız halinde namazı ve orucu terk etmesi ise dininin noksanlığıdır.”</span></strong> (<em><span class="r-36ujnk">el-Buhârî, Müslim, vd.</span></em>)</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify">Evet, hadisin tercümesi yaklaşık olarak bu şekilde. Metnin izahına geçmeden önce teknik boyutuyla alakalı bir parantez açmak istiyorum ki kaç gündür tartışılan kısım da burasıdır. Bazı kardeşlerimiz bu hadisin bazı versiyonlarında <span class="r-b88u0q r-36ujnk">“din ve akıl noksanlığı” </span>ifadesinin bulunmamasına, bazı versiyonlarında ise bu ifadenin Abdullah b. Mes&#8217;ûd&#8217;un sözü olarak nakledilmiş olmasına dikkat çekerek bu kısmın Peygamberimize ait ola-ma-ya-bileceğini (kat&#8217;i ve keskin bir çıkış ben duymadım) ifade ettiler. Biz, bunu hadisin bütün vecihlerine şöyle bir bakıldığı zaman bir araştırmacının dikkatini çekebilecek ve kuşkuya sevk edebilecek bir iddia olarak makul karşılarız; ancak <strong>yukarıda tercümesini verdiğimiz metnin, farklı vecihlerden, alanında otorite olmuş pek çok âlim tarafından sahih ve merfu olarak (Peygamberimizin dilinden) bir bütün halinde rivayet edildiğinin altını çizerek buna katılmadığımızı belirtmek isteriz.</strong> Sadece Abdullah b. Mes&#8217;ûd tarikiyle nakledilmiş olsa böyle bir ihtimali daha fazla ciddiye almamız gerekirdi; lakin bu hadisi bir bütün olarak bizzat Rasûlullah&#8217;tan işittiğini beyan eden Ebû Hureyre, İbn Ömer ve Ebû Saîd gibi sahâbîlerin mevcudiyeti böyle bir şeye ihtimal bırakmamaktadır. Her birinden gelen rivayetleri zayıf kabul etsek bile üçü bir araya gelince yine hasen derecesine çıkar ve reddetmek mümkün olmaz. Bu noktayla alakalı tafsilat herkesin anlayamayacağı teknik bilgiler ihtiva etmesi hasebiyle bu kadarla iktifa ederek metnin izahına geçmek istiyoruz.</p>
<p style="text-align: justify">Dişiliğini yitirmemiş, yaratılışına muvafık hareket eden bir kadının akli mekaniği erkek gibi değildir. Duyguları daha baskın olup akli manevralarını kısıtlayabilmektedir, bu doğru; ancak bu bir kusur mudur? Bilakis “anne” olmanın zaruri gereğidir. Çünkü rasyonel akılla hareket eden bir kadın çocuğuna ancak akli ölçüler çerçevesinde, yani güç yetirebildiği nispette koruyucu ve kalkan olabilir; lakin duygusal akılla hareket eden bir kadının gerektiğinde gücünün de fevkinde bir fedakârlık gösterdiğini görmekteyiz. Canı pahasına kalkan olur da, demez ki <em><span class="r-36ujnk">“Yahu ben öldükten sonra bu sabi yaşasa ne olacak?”</span></em> Onun tek düşündüğü şey yavrusunu korumak ve yaşatmaktır. Hayvanlarda dahi bu böyledir; civcivlerini korumaya çalışan bir tavuğun kendisinden kat be kat büyük bir köpeğe nasıl canhıraş bir biçimde saldırdığını muhtelif videolarda seyretmişsinizdir. Keza kadının en temel insani ihtiyaçlarını bile göz ardı etmesi yine bu duygu yoğunluğunun bir tezahürüdür. Gece boyu bebeği kırk defa uyansa anne de kırk defa uyanır, elinde tabak saatlerce çocuğunun peşinde dolaşır karnını doyurabilmek için… Oysaki erkek aklına göre: “Acıkınca yer, açından ölecek değil ya!” Ve daha nicesi… Örneklerini siz çoğaltın…</p>
<p style="text-align: justify">Yani kadının yaratılış kodları fevkalade hikmete uygundur. Ne var ki bugünlerde anneliği küçümseyen nevzuhur çevreler bunu idrakte zorlanmaktadır. 12 yaşından 55 yaşına kadar biteviye her ay -bir hafta on gün boyunca- bunun sancısını çekerler de yine de ibret almazlar. Hâlbuki bu demektir ki kadınların sadece ruhları değil bedenleri de annelik ekseninde yaratılmıştır. <span class="r-b88u0q">Hoşumuza gitsin veya gitmesin; kadın annedir!</span></p>
<p style="text-align: justify">Durum böyle olunca dinin kadına yüklediği sorumluluk da bu yaratılışa muvafık olarak şekillenmiştir. Şahitlik, miras, nikâh ve hakkında fırtınalar koparılan pek çok hukuki meselede erkekle kadın eşit tutulma-mıştır. Biz bunlara “sorumluluk” derken, külfet olarak nitelerken, modern dünya “hak” diyerek nimet suretinde takdim etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Daha evvel ki bir yazımda da vurguladığım üzere, zamanımız göstermiştir ki duygularını baskılayarak körelten kadınlar da hemen her alanda erkeklerle yarışabilmektedirler. Hatta beden gücüne taalluk etmeyen bazı alanlarda erkekleri geçmişlerdir de. (Tabi bunun dinî ve fıtrî anlamdaki faturası ayrı mesele.) Bu demektir ki mücerret olarak akıl noktasında erkekten bir eksikleri yoktur. Keza <span class="r-b88u0q">din de kadını mükellef kabul ederek akıl hususunda erkekten ayırmamıştır.</span> Aklı eksik olsa mükellef olabilir miydi? İlgili hadisin bizzat muhtevası da bu tezimizi doğrulamaktadır. <strong><em><span class="r-b88u0q r-36ujnk">“…Ne gariptir ki, din ve akıl noksanlığınıza rağmen kendine hâkim akıllı ve dinine bağlı bir adamın aklını sizin kadar hiç kimsenin çelebildiğini görmedim.” </span></em></strong>Hadiste geçen bu ifade “mücerret” akıl noksanlığına mı delalet eder yoksa icabında erkeği suya götürüp susuz getirecek bir potansiyele sahip olduğuna mı? Demek ki kadında o akli potansiyel var; ancak biraz duyguların güdümünde hareket ediyor. Hırs, kıskançlık, duygusallık vs… İşte o &#8220;noksanlık&#8221; vurgusu da Allahu &#8216;âlem bu noktaya işaret etmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Şu durumda kadında din bağlamında eksik olan ne olmuş oluyor? dersek; cevabımız “Sorumluluk!” olur. Fizyolojik olarak hayız ve nifas halleri mazur görülmüş; namaz ve oruçtan muaf tutulmuş. Psikolojik olarak yoğun duyguları mazur görülmüş; şahitlik, yönetim, kaza vb. hukuki işlerden kısmen muaf tutulmuş. Biyolojik olarak nahif bedeni mazur görülmüş; cihattan, aile geçiminden vs. muaf tutulmuş… Ne yazık ki bugün bunlar kadının aleyhine şeylermiş gibi propaganda yapılıyor.</p>
<p style="text-align: justify">Ben burada kadını otomobile, erkeği arazi aracına benzeterek bir misal vermek istiyorum. Otomobil ve arazi aracını birbirine mukayese ettiğimiz zaman; hareket edecekleri zemine göre birbirlerine üstünlüklerinin değiştiğini görürüz. Asfalt zemin üzerinden konuşuyorsak otomobil daha hızlı, daha konforlu ve daha estetik bir tasarıma sahip olduğundan arazi aracından üstündür. Çünkü arazi aracı daha hantal, daha konforsuz ve kaba tasarım bir araçtır. Araziye çıktığımız zaman ise daha güçlü, daha dayanıklı ve engebeli zeminde yürümeye daha elverişli olduğundan arazi aracı daha üstündür. Zira otomobilin hem çekiş gücü ve mekaniği arazide yetersiz kalır, hem de arazinin engebesi, motor ve yürür aksamına ağır hasarlar verir.</p>
<p style="text-align: justify">Kadınların ve erkeklerin pek çok konuda anlaşamama sebebi de bu değil midir? Kadınlar erkeklerin duygusal akılla hareket etmemelerinden, erkekler de kadınların rasyonel akılla hareket etmemelerinden yakınıp durmuyorlar mı? Dolayısıyla otomobilden arazi aracı gibi tırmanmasını, arazi aracından da otomobil gibi hız ve konfor sunmasını beklemeyen İslâm mı, yoksa otomobili dağ yoluna süren modern dünya mı kadına karşı adil ve şefkatlidir? Günümüz kadınları dağ yoluna vurulan bir otomobil gibi patinaj çekerek, altını sürte sürte, motorundan dumanlar çıka çıka ilerlemeye çalışmaktadır. <em><span class="r-36ujnk">“Artık biz de bu yollarda varız” </span></em>diye seviniyorlar ama tekerleklerinin yalpa yaptığını, amortisörlerinin patladığını, motordan dumanlar çıkmaya başladığını henüz idrak etmiş değiller. Şimdilik paldır küldür, tozun toprağın içinde ilerliyorlar bakalım…</p>
<p style="text-align: justify">Hâsılı kelam; Allah insanı bir hikmet üzere yarattığı gibi ona tanzim ettiği hayatı da aynı hikmet üzerine bina etmiştir. Dolayısıyla <strong><span class="r-b88u0q">kadını bu yaratılış özelliklerinden dolayı tahkir etmenin ucu Allah&#8217;ın hikmetine ve onun tezahürü olan bu nizama dokunmaktadır.</span></strong> Geride ifade ettiğimiz gibi günümüzde duygularını bastıran ve rasyonel akılla hareket eden, her alanda erkekle eşit sayılan kadınlar mevcuttur; lakin bu kadın için bir meziyet midir, bunun uzun vadede kendilerine ve topluma yansımaları nedir? Takdirlerinize bırakarak sözlerimi nihayetlendiriyorum.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">“Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.”</span></strong> (Zümer, 18)</p>
<p style="text-align: justify">Selâm, hidayete tabi olanlara…</p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/">“KADINLARIN AKLI VE DİNİ EKSİKTİR” MEALİNDEKİ HADİSLERE DAİR</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/kadinlarin-akli-ve-dini-eksiktir-mealindeki-hadislere-dair/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
