<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Evlilik &amp; Aile Yazıları - Mesut Özbilir</title>
	<atom:link href="https://mesutozbilir.com.tr/category/evlilik-aile-yazilari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://mesutozbilir.com.tr</link>
	<description>Mesut Özbilir&#039;in ilmi ve fikri yazılarının yayınlandığı şahsi web sitesidir.</description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Feb 2025 11:26:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://mesutozbilir.com.tr/wp-content/uploads/2023/01/cropped-Mesut-Ozbilir-Resim-1-32x32.jpg</url>
	<title>Evlilik &amp; Aile Yazıları - Mesut Özbilir</title>
	<link>https://mesutozbilir.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>PORNOGRAFİ KÜLTÜRÜNÜN AİLE HAYATINA OLUMSUZ ETKİLERİ</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jun 2024 11:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[anal]]></category>
		<category><![CDATA[cima]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[İslam'da cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[porno]]></category>
		<category><![CDATA[porno bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[pornografik]]></category>
		<category><![CDATA[ters ilişki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=485</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte müstehcen görüntüler ve pornografik içerikler çok daha ulaşılabilir hale geldiler. Son derece dirayetli ve dikkatli insanlar bile &#8220;yalnız ve boş&#8221; oldukları bir anda karşılarına çıkan bir bağlantıya tıklayarak bu alana sürüklenebilmektedirler. &#8220;Yalnız ve boş&#8221; diye vurguladım, çünkü &#8220;yalnız ve boş&#8221; insan şeytana av olmaktan kolay kolay kurtulamaz. Hele de şehveti ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "PORNOGRAFİ KÜLTÜRÜNÜN AİLE HAYATINA OLUMSUZ ETKİLERİ"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri/">PORNOGRAFİ KÜLTÜRÜNÜN AİLE HAYATINA OLUMSUZ ETKİLERİ</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto" style="text-align: justify">Özellikle akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte müstehcen görüntüler ve pornografik içerikler çok daha ulaşılabilir hale geldiler. Son derece dirayetli ve dikkatli insanlar bile &#8220;yalnız ve boş&#8221; oldukları bir anda karşılarına çıkan bir bağlantıya tıklayarak bu alana sürüklenebilmektedirler. &#8220;Yalnız ve boş&#8221; diye vurguladım, çünkü &#8220;yalnız ve boş&#8221; insan şeytana av olmaktan kolay kolay kurtulamaz. Hele de şehveti ve merakı tavan yapmış bekâr bir genç ise. Ama ne yazık ki durum sadece bekâr gençlere münhasır değil; evli olanlar da bu alana sürüklenmekten hâli değiller ve bu meseleyi yazmaya bizi sevk eden asıl unsur da evlilerdir.</div>
<div dir="auto" style="text-align: justify"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">Daha önce kocasına veya nişanlısına suçüstü yapan / tarayıcı geçmişini kurcalayan bazı kadınlardan bu minvalde mesajlar almıştım ama geçen gün bir kardeşimizin bu meselenin acilen dile getirilmesi gerektiğine dair bazı gözlemelerini paylaşması üzerine konuyu gündeme taşıma zorunluluğu hissettim. Zira bu yazacağım şeyler herkese açılamayacak, sorulamayacak ve kolay kolay konuşulamayacak şeyler. Onun için mümkün olduğu kadar sansürsüz olarak bu mesele ve etrafında dolaşan bazı noktaları izaha gayret edeceğim.</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">Allah hem kadına hem erkeğe ayrı ayrı <strong>&#8220;Gözlerini yumsunlar&#8221;</strong> <em>(en-Nûr, 31)</em> buyurarak başkasının mahremine ve avretine bakmayı yasaklamıştır. Peygamberimiz (s.a.s.) de bunu <strong>&#8220;göz zinası&#8221;</strong> olarak nitelemiştir. Bu hepimizin malumudur; ne var ki bir tık kadar yakın hâle gelen görüntüler ister istemez insanların önüne düşmekte ve bir gaflet anında bu alana sürüklenebilmektedirler. Bu, kişinin vicdanıyla arasındaki bir şey olduğu için üzerinde çok fazla durmuyorum. Benim dikkat çekeceğim nokta:</p>
<div dir="auto">I. Bu meselenin tıpkı uyuşturucu bağımlılığı gibi tedavi gerektirecek büyüklükte bir bağımlılığa dönüştüğü ve &#8220;porno bağımlılığı&#8221; adı altında hususi kitaplara ve araştırmalara konu olan bir hastalık olduğu.</div>
<div dir="auto">II. Belki hayatında bir kere seyretmiş olsa bile zihninde kalan görüntülerin bir şekilde aile hayatına taşınması; bilerek veya bilmeyerek.</div>
<div dir="auto"></div>
<p dir="auto"><strong>&#8220;Bilerek&#8221; tamam ama &#8220;bilmeyerek&#8221; nasıl oluyor?</strong></p>
<div dir="auto">Maalesef insanların büyük çoğunluğu seyrettiği o görüntülerin &#8220;film&#8221; olduğunun farkında değil. Oyuncuların &#8220;rol&#8221; yaptığının bilincinde değil. Ekranda gördüğü vücutları, uzuvları, tavırları, hal ve hareketleri tabii/doğal zannediyor. Bu da evlilik hayatında tatminsizlik ve yetersizlik hissi meydana getiriyor. Hem cinsel yaşamını hem de karısını/kocasını kusurlu, eksik ve yetersiz görmeye sebebiyet veriyor. İşte &#8220;bilmeyerek&#8221; bu oluyor. Ve zannımca toplumun büyük çoğunluğu buna müpteladır.</div>
<div dir="auto"></div>
<p dir="auto">Söz konusu &#8220;film&#8221;ler birçok kamera ve açıdan mükerrer olarak çekilip montajlanarak servis ediliyor ama insanlar başlayıp biten sağlıklı, haz dolu uzunca bir süreçmiş gibi zannediyor, kendi evlilik hayatında da bunu arıyor ama bulamıyor. Çünkü o görüntüler Cüneyt Arkın&#8217;ın kaleden kaleye atlaması, dört oku aynı anda atıp dört kişiyi vurması kadar gerçeklikten uzak… İnsanlar filtre, makyaj ve estetik operasyonlarla tasvir edilmiş kusursuz yüzlere/vücutlara bakıyor bir de kendi karısına/kocasına bakıyor; yetersiz buluyor. Oradan gördüğü bazı pozisyonları taklide kalkıyor ama bilmiyor ki o pozisyonlar kameraya görüntü verebilmek ve seyirciye sunabilmek için öyle kurgulanıyor; daha çok haz verdiği için değil. Ekranda Nirvana yaşanıyormuş gibi görünen şey aslında ekstra abartılı bir orgazm taklidi. Kısacası orada gördüğünüz her şey ekran başındakilere hitap eden yapmacık şeyler; evlilik hayatında bir geçerliliği olmadığı gibi birçok hatalı yaklaşıma da sebebiyet vermektedir. Cinsellik hayvani bir içgüdüdür, doğal akışında gelişir, başkasından öğrenilmez ve tecrübesi de ancak eşler arasında birbirine özel oluşur.</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">Ve asıl meselemize gelecek olursak; orada gördüğü bazı uygulamaları kendi yatak odasına taşımaya kalkanlar…</p>
<div dir="auto">İslâm her alana dair kaide ve kurallar koyduğu gibi yatak odasını da bundan istisna tutmamıştır. Burada edep adap kabilinden kitaplarımızda yer alan tavsiyelere girmeyeceğim; ancak &#8220;iki kat&#8217;i haram var&#8221; ki bunlara dikkat çekeceğim:</div>
<div dir="auto">Birincisi; Ters/arka yoldan ilişki. Zira Rasûlullah (s.a.s.) <strong>“Hanımına arka yoldan/ters/anal ilişkiye giren melundur.” </strong>buyurmuştur.<em> (Ebû Dâvûd, Nikâh 45, nr: 2162) </em></div>
<div dir="auto">İkincisi: Hayız/adet halinde ilişki. Allah Teâlâ Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;de şöyle buyurmuştur: <strong>“Sana kadınların âdet dönemi hakkında soru soruyorlar. De ki: O sıkıntılı bir hâldir. Bu sebeple âdet günlerinde kadınlardan ayrı durun, temizlenmedikçe onlarla cinsel ilişkide bulunmayın…”</strong> <em>(el-Bakara, 222)</em></div>
<div dir="auto"></div>
<p dir="auto">Bunlar amasız fakatsız haramdır ve mutlak surette kaçınmak gerekir. Kadın, kocasının bu gibi taleplerine karşı çıkmalıdır. Ancak hayız/adet halinde iken üzerinde kısa tayt bulunmak suretiyle (ten teması, dokunma, sürtünme yoluyla) mübaşerette bulunabilirler. (Hadis ve fıkıh kitaplarında göbek ve diz kapağı arasını örten peştamal/izar diye ifade edilir, bundan maksat duhûl/girmeyi ve ihtimalini ortadan kaldırmaktır.)</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">Bu iki noktaya dikkat ettikten sonra –yeni bir şeyler ihdas edilmediyse- yatak odasını kısıtlayıcı fazla bir şey sayıp dökmeye gerek görmüyorum. Sadece konuya değinmişken birkaç şey daha söyleyip sözlerimi nihayetlendireceğim;</p>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">-Gusül abdestini hemen almak şart değildir, üzerinden namaz vakti geçmedikçe tehir edilebilir. Uyuyup uyandıktan sonra gusül alınabilir. Bir şey yiyip içmek istenirse eller yıkanıp ağız çalkalanmak suretiyle yiyip içilebilir.</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">-Erkeğin şehveti kadına yöneliktir, kadının şehveti eşya ve gösterişe… Onun için kadınlar kendilerini erkeklerle kıyaslamamalılar. Cinselliği asla bir silah olarak kullanmamalılar. Bir erkek yemek yapmasanız dışarıdan yemek söyleyebilir, elbisesini yıkamasanız yeni elbise alıp giyebilir; ancak cinselliğin Müslüman için dışardan ikamesi yoktur. Bu, kocanın kadından nikâh karşılığı aldığı hakkıdır. Bundan mütevellit Rasûlullah (s.a.s.) <strong>“Bir koca karısına ihtiyaç duyup da onu yatağına çağırdığında, kadın ocak başında bile olsa, hemen kocasının yanına gelsin.”</strong> (Tirmizî, Radâ 10) minvalinde pek çok ikazda bulunmuştur.</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">-Kadının cinselliği duygularında başlar, duygusallık varsa cinsellik vardır. Dolayısıyla koca, kadının duygularına hitap etmeli, kadın da kocası için süslenmeli en az dışarı çıktığı kadar kendisine özen göstermelidir. Tabi ki 7/24 demiyorum ama hiç olmazsa haftada bir iki günün bu anlamda farklılığı olmalıdır. Ve tabi ki karşılıklı kişisel bakıma da özen gösterilmelidir.</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">-Cinsellik sadece anlık bir hazdan ibaret değildir; eşler arasındaki bağı diri tutan, güncelleyip güçlendiren bedensel ve ruhsal çok farklı boyutları vardır. Onun için karı-koca cinsellikten kaçmak için değil cinsellik yaşamak için bahane aramalıdır. Yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz her şey gibi karı-koca da birbirine ihsan edilmiş iki büyük nimettir. İsraf ve ihmal edilmemelidir.</p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: <strong>“Kişinin oynadığı bütün oyunları batıldır. Ancak kişinin yayıyla ok atması (atış eğitimi yapması), atını terbiye etmesi ve eşiyle oynaşıp sevişmesi bundan müstesnadır. Çünkü bunlar haktan sayılır.”</strong> <em>(el-Müsned, XXVIII/573, nr:17337; Ebû Dâvûd, Cihâd 23, nr: 2513)</em></p>
<p dir="auto">Yine bir defasında: <strong>“Birinizin eşiyle cinsel ilişkide bulunması bile sadakadır.”</strong> buyurduğunda ashâb, “Ey Allah&#8221;ın Resûlü! Birimizin şehvetini tatmin etmesine de mi mükâfat var?” diye sormuştu. Allah Resûlü, <strong>“Peki, şehvetini haramla tatmin etmiş olsaydı, bundan dolayı ona günah var mıydı?”</strong> diye sorunca, “Evet!” demişlerdi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.s.), <strong>“İşte bunun gibi, ihtiyacını helâl yolla giderdiğinde de onun için bir mükâfat vardır!”</strong> buyurmuştu. <em>(Müslim, Zekât, 53)</em></p>
<div dir="auto"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<p dir="auto" style="text-align: justify">Tabiat boşluk kabul etmez. <strong>Hak ve helal ile doldurulmayan her boşluk haram ve batıl ile dolar</strong>; Ves-Selâm…</p>
<div dir="auto" style="text-align: justify"></div>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<div dir="auto"><strong><span style="font-family: 'book antiqua', palatino, serif">Mesut Özbilir</span></strong>/ 10.06.2024</div>
</div><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri/">PORNOGRAFİ KÜLTÜRÜNÜN AİLE HAYATINA OLUMSUZ ETKİLERİ</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/pornografi-kulturunun-aile-hayatina-olumsuz-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EVLİLİKTE &#8220;EŞLER ARASI DENKLİK&#8221; MESELESİ</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 May 2024 16:13:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[denklik]]></category>
		<category><![CDATA[eş seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[eşler arası denklik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik kriterleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda en çok muhatap olduğumuz sorulardan biri de evlilikte denklik meselesi. Özellikle kadınların top yekûn tahsil ve meslek sahibi olmaları bu anlamda farklı bir durum ortaya çıkardı. Şöyle ki; öğretmen, avukat vs. olup da evliliği erteleyen birçok kardeşimiz, hali hazırda kendilerine gelen taliplerinin dini ve ahlaki durumunu olumlu bulduklarını; ancak meslek ve tahsil anlamında ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "EVLİLİKTE &#8220;EŞLER ARASI DENKLİK&#8221; MESELESİ"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi/">EVLİLİKTE “EŞLER ARASI DENKLİK” MESELESİ</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Son zamanlarda en çok muhatap olduğumuz sorulardan biri de <strong>evlilikte denklik</strong> meselesi. Özellikle kadınların top yekûn tahsil ve meslek sahibi olmaları bu anlamda farklı bir durum ortaya çıkardı. Şöyle ki; öğretmen, avukat vs. olup da evliliği erteleyen birçok kardeşimiz, hali hazırda kendilerine gelen taliplerinin dini ve ahlaki durumunu olumlu bulduklarını; ancak meslek ve tahsil anlamında kendileriyle aynı denkliğe haiz olmadıklarını dile getirmektedirler. Bunlardan bir kısmı -kendisi de uygun görmekle birlikte- ailesi tarafından böyle bir evliliğe teşvik edildiğini belirtirken, bir kısmı kendi evlenmek istediği halde ailesi tarafından denklik bulunmadığı gerekçesiyle engellendiğini ifade ediyor.</p>
<p style="text-align: justify">Istılah olarak &#8220;kefâet&#8221; diye ifade ettiğimiz denklik, fıkıh kitaplarımızda ele alınan nikâh bahislerinden biridir ve kadın tarafının hukukunu koruyucu bir şart olarak<strong> <span class="r-b88u0q">&#8220;erkeğin kadından daha alt bir pozisyonda olmamasını&#8221;</span> </strong>ifade eder. Kadının erkekten alt bir pozisyonda olması ise denkliğe engel teşkil etmez.</p>
<p style="text-align: justify">Önemine işaret etme noktasında bir örnek verecek olursak; Hanefî fukahamız reşit bir kadının velisinin izni olmaksızın evlenebileceğini; ancak kendisine denk olmayan biriyle evlenmesi halinde velisinin bu nikâhı feshetme hakkına sahip olacağını, beyan etmişlerdir. Malumdur ki bu gibi durumlarda &#8220;Falancanın kızı gitmiş de kiminle evlenmiş&#8221; denilir. Aileye toplum tarafından bir ayıplama geleceğinden İslam hukuku veliye böyle bir yetki vermiştir.</p>
<p style="text-align: justify">Hanefî mezhebimiz erkeğin evleneceği kadınla aralarında altı noktada denklik arar: <strong><span class="r-b88u0q">Nesep, müslüman olma, dindarlık, mal, meslek ve hürriyet.</span></strong> Bunlar örf dikkate alınarak şekillenen kıstaslar olduğu için biz burada kısaca değinip, akabinde öne çıkan bir kaçını günümüz perspektifinden irdelemeye çalışacağız.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">I. Nesepte/soyda denklik:</span></strong> Özellikle erken dönemde Kureyş gibi kabilelerin nüfuz ve itibarı örfen de sabit olduğu için nikâhta bu denkliğe itibar edilmiştir. Günümüze uyarlarsak hırsızlık, arsızlık, fasıklık gibi kötü hasletlerle öne çıkmış bir sülaleyle, ahlakıyla tebarüz etmiş itibarlı bir sülale arasında denklik olmayacağı açıktır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">II. Müslüman olma: </span></strong>Bu da yine özellikle erken dönemlerde Müslüman olmaktaki kıdemi ifade eder. Yeni Müslüman olmuş bir adam üç nesildir Müslüman olan bir ailenin kızına denk sayılmaz.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">III. Dinde ve takvada denklik:</span></strong> Dindarlık ve zenginlik maddeleri değişkenlik gösterebildiği için imamlarımız arasında farklı kanaatler ortaya çıkmıştır. Bu noktada İmam Muhammed kendisiyle alay edilen, sarhoş halde çarşıda pazarda dolaşan veya çocuklar tarafından eğlenceye alınan düşük bir kişilik olmadıktan sonra dindarlık farkı itibara alınmaz demiştir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">IV. Malda denklik:</span></strong> Erkek mehir verebilecek ve ailesinin nafakasını temin edecek bir gelire sahipse mal açısından denklik sağlanmış olur. Ancak kadın çok zengin olursa erkeğin sadece mehir ve nafaka noktasındaki yeterliliği aralarında denklik oluşturmaz, denilmiştir. İmam Ebû Yusuf ise meseleye farklı bakarak: &#8220;Denklikte zenginliğe itibar olunmaz, zira zenginlik değişkendir.&#8221; demiştir. Çünkü insanlar zenginken fakir olmaya, fakirken zengin olmaya dönebilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">V. Mesleki denklik </span>hususu</strong>na gelirsek, bazı meslek gurupları toplumda çok saygın iken bazı meslekler rağbet görmeyip ancak mecburiyetten yapılmaktadır. Dolayısıyla arada çok açık bir makas bulunması nikâhta denklik unsurunu zedeler denilmiştir. Ancak mesleki denklik de değişken olduğu için Ebû Hanîfe tarafından denklik hususunda itibara alınmamıştır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">VI. Hürriyet:</span></strong> Günümüz itibariyle fonksiyonu kalmadığından üzerinde durmuyoruz.</p>
<p style="text-align: justify">Evet, <em><span class="r-36ujnk">el-Hidâye</span></em>&#8216;den özetlemeye çalıştığım bu takrirden anlaşıldığı üzere eşler arasında dini, mali ve sosyokültürel anlamda bir denklik bulunması isteniyor; ancak nikâhın sıhhati için olmazsa olmaz genel geçer kaideler olarak da görülmemiştir. Evliliğin selameti için dikkate alınması gereken önemli kıstaslardır. Bugün konu bağlamında gelen sorulara istinaden iki şey üzerinde duracağız: birincisi meslek, ikincisi ise dindarlık.</p>
<p style="text-align: justify"><strong><span class="r-b88u0q">a)Meslek: </span></strong></p>
<p style="text-align: justify">Öncelikle gelen mesajlardan bir iki örnek vermek istiyorum yalnız buradan <strong><span class="r-b88u0q">söz konusu meslekleri hakir gördüğümüz anlaşılmamalıdır.</span></strong> Sadece eğitim, gelir ve sosyal konum itibariyle aradaki farka dikkat çekmek istiyoruz: <em><span class="r-b88u0q">&#8220;Hocam ben öğretmenim, ailem inşaat ustasıyla evlenmemi istiyor, açıkçası ben de olumsuz bakmıyorum ama olur mu ki?&#8221; &#8220;Hocam avukatım, otuz yaşıma yaklaştım evlenmek istiyorum, isteyenlerim de var ama güvenlik görevlisi, özel sektör çalışanı vb. meslek grupları geliyor sadece.&#8221;</span></em></p>
<p style="text-align: justify">Geride temas ettiğimiz üzere kadınların eğitim seviyesi ve mesleki durumlarının bir anda yükselmesi çoğunluğu güvenlik görevlisi ve özel sektör çalışanı olan erkeklerle aralarındaki makası açtı ki kanaatimce daha da açılacaktır. Çünkü tahsil ve mesleki kariyer sahibi erkeklerin önemli bir bölümü çalışan değil ev hanımı olan kadınlarla evlenmek istiyor veya evleniyor. Böyle olunca da çalışan meslek ve tahsil sahibi bekâr kadınların sayısı sürekli artıyor. Buna, son derece önemli ve yaygınlaşan bir sorun olarak dikkatinizi çekiyorum. Artık birçok genç kız sırf bu yüzden &#8220;keşke okumasaydım&#8221; diyecek noktaya gelmiştir. Şu halde bu meseleyi biraz irdelemek faydalı olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify">Öncelikle şunu söyleyelim gerek geride saydığımız diğer kıstaslar gerek meslek ve tahsil noktasındaki denklik meselesi önemlidir, bunu inkâr edemeyiz; ancak karşı karşıya kaldığımız ve aşılması gereken de bir sorun var. Ehemmi mühimme tercih etme noktasında mümkün olduğunca bunları esnetmeye gayret edeceğim. Dengi yok diye bu kadar insan evlenmesin mi?</p>
<p style="text-align: justify">İmamlarımızın burada olaya bakışı sadece eşler arasındaki uyumu teminden ibaret olmayıp, kızın ailesinin rencide olacağı bir senaryoyu da engelleme üzerine kurulu bir denklik anlayışıdır. Onun için evlenecek kadın ve erkeğin aralarında mesleki anlamda bir makas varsa (gerideki mesajlardan hareketle öğretmen &amp; inşaat ustası, avukat &amp; güvenlik görevlisi gibi) bakılır;</p>
<p style="text-align: justify">-Kadın eğitimli olduğuna göre talip olan erkeğin kültür seviyesini tespit etmiş ve yeterli görmüşse,</p>
<p style="text-align: justify">-Onun mesleğini sadece alın teri, helal kazanç düzleminde görüp kendisi için bir gurur meselesi yapmıyorsa,</p>
<p style="text-align: justify">-Yaşadıkları çevrede de kayda değer bir gündem oluşturup ailesini rencide etmeyecekse,</p>
<p style="text-align: justify">-Hayata bakış itibari ile <strong><span class="r-b88u0q">onunla olur</span></strong> diyorsa;</p>
<p style="text-align: justify">Burada denkliğe engel teşkil eden bir durum olduğunu düşünmüyorum.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Şimdi gerekçelerimi açıklayayım: </strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong>Evvela</strong> <strong><span class="r-b88u0q">diploma, eğitim ve kültür tespitinde yegâne kıstas değildir.</span></strong> Kendini yetiştirmeyen insan yüksek tahsilli de olsa akademisyen de olsa nitelikli avam sınıfının bir unsuru olmaktan ötemeye gidememektedir. Öyle de lise mezunu var ki kaçın kurası, kendini yetiştirmiş, sivil toplum kuruluşlarında görevi var, sosyal hayatta aktif vs… <strong><span class="r-b88u0q">Dolayısıyla eğitim ve kültür denkliğini salt diploma denkliği üzerinden ele almak doğru olmaz. Mutlaka nitelik sağlaması yapmak gerekir.</span> </strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong>İkinci bir şey</strong> imamlarımızın dikkat çektiği üzere<strong> <span class="r-b88u0q">değişken olan şeylere çok fazla pay biçmemek gerekir. </span></strong>Evlendikten sonra üniversite bitirip atananların sayısı bir hayli fazladır. Ben evlendiğimde lise mezunu bir marangozdum, çocukken camilerdeki yaz kurslarına gitmek dışında hiçbir dini tahsilim de yoktu, hatta hanım bana Kur&#8217;an okutmuş <em><span class="r-36ujnk">&#8220;Bayağı iyi okuyorsun, aferin&#8221;</span></em> demişti. 🙂 Şimdi hayal bile edemeyeceğimiz bir noktaya geldik.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Üç</strong>; öğretmenlik, avukatlık vb. meslekler artık çok erişilmez ulaşılmaz meslekler değil. Bizim çocukluğumuzda öğretmenler kaymakam gibi bir pozisyondaydı. Girdiği yerde herkes ayağa kalkar yer verirdi. Şimdi ise öyle değil, hem bu vasıflarını kaybetti, hem çok yaygın hem de yığınla insan bu okullardan mezun olmuş atanmayı bekliyor.</p>
<p style="text-align: justify">Bu noktada benim dikkatimi çeken bir şey söyleyeyim; dışarıdan bakıldığı zaman öğretmenlerin en kolay evlenme potansiyeline sahip insanlar olduğu intibaı oluşuyor, o kadar üniversite hayatı var, okulda evlenebileceği birçok meslektaşı var vs. ancak durum şu sıra pek öyle değil. Gerek reel gerek sanaldaki gözlemlerim bariz bir biçimde bunu ortaya koyuyor. En önemli sebebi işte bu mesleki makas. &#8220;O öğretmen bizim oğlanı almaz&#8221; diye kimse talip olmuyor, her öğretmene de bir öğretmen bulunmuyor.</p>
<p style="text-align: justify">Bu başlıkla ilgili son olarak şunu söyleyeyim, ben astsubay kadınla evli uzman çavuş gördüm. İlgimi çekti sordum bu nasıl olur? diye <em><span class="r-36ujnk">&#8220;Karakolda hanımına &#8216;komutanım&#8217; diyor&#8221;</span></em> dediler. 🙂 Diyeceğim o ki, artık bu gibi şeyler aşılmış, bireyselleşme topluma o kadar hâkim oldu ki artık kimse kimsenin hayatına müdahil olmuyor. <span class="r-b88u0q">Meseleye ağanın kızıyla kâhyanın oğlu kabilinden bakamayız artık. </span></p>
<p style="text-align: justify"><strong> <span class="r-b88u0q">B)Dindarlık:</span> </strong></p>
<p style="text-align: justify">Bu başlıkla alakalı gelen sorular da daha çok<em><strong> <span class="r-36ujnk">&#8220;</span><span class="r-b88u0q">Hocam isteyenlerim var ama hiçbiri namaz kılmıyor.&#8221;</span></strong></em> Bazıları aileleri tarafından <em><span class="r-b88u0q">&#8220;Namaz abdest sormaya devam edersen evde kalırsın&#8221; </span></em>telkinleri alırken, bazıları <em><span class="r-b88u0q">&#8220;Namaz için nasıl böyle bir talibi geri çevirirsin?&#8221;</span></em> tepkilerine maruz kalıyor. Bir kısım dünürler de <em><span class="r-b88u0q">&#8220;Namaz kılmıyor ama evlenince sen kıldırırsın&#8221;</span></em> diyerek günü kurtarmaya çalışıyormuş. Artık bazı hanımlar o kadar daralmış ki <em><span class="r-b88u0q">&#8220;Evin reisi ve ailesinin dini terbiyesini temin edecek olan erkek iken, ben niye onun namazını takip ediyorum&#8221; </span></em>diyorlar. Yani eli yüzü düzgün, cumalara gidiyor, helale harama da dikkat ediyor ama namaza gevşek, bunu da geri çevirmeyelim artık, ahir zamandayız, demek istiyorlar. 🙂</p>
<p style="text-align: justify">Bu konuda ısrarcı olan kardeşlerime tavsiyem dua edin, hayırlısıyla nasibinizi bekleyin; ancak <em><span class="r-b88u0q">&#8220;yaş kemale erdi, bıçak kemiğe dayandı&#8221; </span></em>diyorsanız; geride İmam Muhammed&#8217;in en uç örnekleri ihtiva eden beyanını zikrettik, bu konuda kınanacak değilsiniz. <span class="r-b88u0q"><strong>Size helal haram ve ahlakı hususunda güven veriyor ve namaza başlayacağına dair de söz veriyorsa, </strong>sözüne itimat edip, kabul edebilirsiniz. </span></p>
<p style="text-align: justify">Son olarak bir şey daha söyleyip bitireyim;<span class="r-b88u0q"><strong> evlenecek olanlar ne istediğini bilerek değerlendirme yapmalıdır</strong>. </span>Mesleğine bağlı, yükselmeye çalışan, kariyer planları olan biriyle, <em>&#8220;iyi kötü bir işimiz var, gidip geliyoruz, maaşımız yatıyor çok şükür&#8221;</em> diye olaya basitçe bakan iki insan hali hazırda <span class="r-b88u0q">aynı mesleği yapıyor olsalar da durumları farklıdır.</span> İlk zikrettiğim için mesleki denklik çok önemlidir ama ikincisi için pek de önemli değildir.</p>
<p style="text-align: justify">Bu konuda belki mevcudun dışına çıkarak yeni şeyler söylemiş olmam hasebiyle illaki eleştiriye mahal yerler olacaktır. İsabet ettiysek Allah&#8217;ın lütfuyladır, hata ettiysek kendi kusurumuzdur… Etrafınızdan edindiğiniz tecrübeleri, yorum ve eleştirilerinizi paylaşırsanız telafi ederiz inşallah… Vallahu &#8216;âlemu bi&#8217;s-savâb…</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Mesut Özbilir / 26.03.2024</strong></p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi/">EVLİLİKTE “EŞLER ARASI DENKLİK” MESELESİ</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/evlilikte-esler-arasi-denklik-meselesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EVLENECEĞİMİZ KİŞİYE GEÇMİŞTEKİ HATALARIMIZI ANLATMALI MIYIZ?</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/evlenecegimiz-kisiye-gecmisteki-hatalarimizi-anlatmali-miyiz/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=evlenecegimiz-kisiye-gecmisteki-hatalarimizi-anlatmali-miyiz</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/evlenecegimiz-kisiye-gecmisteki-hatalarimizi-anlatmali-miyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2024 09:26:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sual Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[bakirelik]]></category>
		<category><![CDATA[bekaret]]></category>
		<category><![CDATA[evleneceğimizi kişiye]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[flört]]></category>
		<category><![CDATA[geçmiş günahlar]]></category>
		<category><![CDATA[önceki ilişkilerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sormalı mıyız]]></category>
		<category><![CDATA[zina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=461</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Evleneceğimiz kişiye geçmişteki hatalarımızı anlatmalı mıyız?&#8221; Evlilikle alakalı bize yöneltilen sorulardan biri de budur. Tabi burada &#8220;geçmişteki hatalar&#8221;la kastedilen başta zina ve zinaya götüren flört tarzı ilişkilerden irtikâp edilen günahlardır. Hepimizin malumudur ki zinayı yasaklayan ilgili ayette “Zina etmeyin” değil de “Zinaya yaklaşmayın” buyurulmaktadır. Bu, zinaya götürme ihtimali bulunan; buluşma, baş başa kalma, dokunma, öpme ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlenecegimiz-kisiye-gecmisteki-hatalarimizi-anlatmali-miyiz/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "EVLENECEĞİMİZ KİŞİYE GEÇMİŞTEKİ HATALARIMIZI ANLATMALI MIYIZ?"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlenecegimiz-kisiye-gecmisteki-hatalarimizi-anlatmali-miyiz/">EVLENECEĞİMİZ KİŞİYE GEÇMİŞTEKİ HATALARIMIZI ANLATMALI MIYIZ?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><strong>&#8220;Evleneceğimiz kişiye geçmişteki hatalarımızı anlatmalı mıyız?&#8221;</strong> Evlilikle alakalı bize yöneltilen sorulardan biri de budur. Tabi burada &#8220;geçmişteki hatalar&#8221;la kastedilen başta zina ve zinaya götüren flört tarzı ilişkilerden irtikâp edilen günahlardır. Hepimizin malumudur ki zinayı yasaklayan ilgili ayette “Zina etmeyin” değil de <strong>“Zinaya yaklaşmayın”</strong> buyurulmaktadır. Bu, zinaya götürme ihtimali bulunan; buluşma, baş başa kalma, dokunma, öpme vb. her türlü davranışın da zina kapsamında günah olduğu anlamına gelir. Nitekim Rasûlullah (s.a.s.) de bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:</p>
<p style="text-align: justify"><strong>&#8220;Hiç şüphe yok ki Allah, âdemoğlunun zinadan nasibini yazmıştır. Buna erişecektir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayağın zinası da yürümektir. Kalp heves eder, temenni eder. Tenasül uzvu bunu tasdik eder veya yalanlar.&#8221;<a href="#_edn1" name="_ednref1">[1]</a></strong></p>
<p style="text-align: justify">Ne yazık ki günümüzde kız erkek karışık devam eden özellikle lise ve üniversite eğitimi insanın karşı cinse en ilgi duyduğu zamanları ihtiva etmesi hasebiyle, zinayı ve zinaya götüren ilişkileri de son derece olağan hale getirmiştir. Hele de ailesinden uzak şehirlerde üniversite okuyan gençler arasında son derece talihsiz hatalar işlenmektedir. <strong>&#8220;Şeytanın sağdan yaklaşması&#8221;</strong> diye tabir ettiğimiz: &#8220;nasıl olsa evleneceğiz/ciddi düşünüyoruz&#8221; gibi saiklerle kurulan duygusal münasebetler çoğu kere dramlara sahne olmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">Hal böyle olunca da birçok gencimiz gerçek manada evlilik yoluna bir hayli bagaj ve kabarık faturayla birlikte girebilmektedir. İşte bu noktada tereddütte kalanlar, vicdan azabı duyanlar veya &#8220;Acaba ilerde karşıma çıkar mı?&#8221; endişesi taşıyanlar bu geçmişi evleneceği kişiye açıp açmama noktasında sorular sormaktalar. Bu sebeple meseleyi gündemime almış oldum.</p>
<p style="text-align: justify">Konuyla ilgili asrısaadetten nakledilen hadiselerden biri şöyledir: Bir adam Rasûlullah&#8217;ın (s.a.s.) huzuruna gelerek zina ettiğini itiraf etti. Efendimiz (s.a.s.) Nur Sûresi&#8217;nin 2. ayeti uyarınca adama yüz sopa vurdurduktan sonra minbere çıktı ve insanlara şöyle hitap etti: <strong>&#8220;Ey İnsanlar! Allah&#8217;ın takdir ettiği cezalardan uzaklaşma zamanı geldi! Artık kim şu çirkin işlerden birini yaparsa, Allah&#8217;ın gizlediğini o da gizlesin! Kim de gizli olanı (günahını) bize açarsa, Allah&#8217;ın kitabındaki hükmü tatbik ederiz.&#8221;</strong><a href="#_edn2" name="_ednref2">[2]</a> Rivayetin bazı varyantlarında <strong>&#8220;Tövbe etsin ve gizlesin&#8221;</strong><a href="#_edn3" name="_ednref3">[3]</a> ifadesi yer almaktadır.</p>
<p style="text-align: justify">Benzer rivayetlerin bir kısmında Efendimiz (s.a.s.) itirafçı olan şahıstan yüz çevirerek onu konuşturmaktan ve dinlemekten sarfı nazar ederken,<a href="#_edn4" name="_ednref4">[4]</a> bir kısmında ise <strong>&#8220;Bu günahını gizleseydin senin için daha hayırlı olurdu&#8221;</strong><a href="#_edn5" name="_ednref5">[5]</a> buyurmuştur. Yine başka bir hadis-i şeriflerinde ise şöyle buyurmuştur:</p>
<p style="text-align: justify"><strong>&#8220;Günahı alenî işleyenler hariç ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır. Kişinin gece işlediği kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama sabah olunca o: &#8216;Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!&#8217; der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah&#8217;ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı alenî işlemenin bir çeşididir.&#8221;</strong><a href="#_edn6" name="_ednref6">[6]</a></p>
<p style="text-align: justify">Konumuzla doğrudan ilgili olarak şu vakayı da zikretmek istiyoruz:</p>
<p style="text-align: justify">Bir adam Hz. Ömer&#8217;in (r.a.) yanına gelerek şöyle dedi: &#8220;Benim kızım İslam&#8217;ın ceza gerektiren fiillerinden birini işledi (zinaya düştü) ve bundan dolayı damarlarını keserek intihara teşebbüs etti. Durumu fark ettiğimde bazı damarlarını kesmişti, müdahale ettim ve onu iyileştirdim. Kızım bu hadiseden sonra Kur&#8217;an&#8217;a yöneldi ve takva üzere bir hayat sürmeye başladı. Şimdi ise kızımla evlenmek isteyen biri var ve ben bu durumu ona anlatmayı düşünüyorum (ne dersiniz)?&#8221; Hz. Ömer (r.a.) şöyle cevap verdi: <strong>&#8220;Allah’ın örttüğü şeyi sen mi açığa vuracaksın? Allah’a yemin ederim ki, böyle bir şey yaparsan (bu durumdan söz edersen) seni cezalandırırım. Git ve kızını iffetli bir Müslüman kadın gibi evlendir.&#8221;<a href="#_edn7" name="_ednref7">[7]</a></strong></p>
<p style="text-align: justify">Burada zikrettiğimiz ve pek çoğuna da yer veremediğimiz bütün bu rivayetlerden açıkça ortaya çıkıyor ki İslam&#8217;ın bu konuda beklediği tavır net olarak; işlenen bir günahı Allah örtmüş aşikâr etmemişse, kişinin de onu açığa vurmayıp gizlemesi ve bu günahından ötürü tövbe etmesidir. <strong>&#8220;Günahından tövbe eden sanki o günahı hiç işlememiş gibidir&#8221;</strong><a href="#_edn8" name="_ednref8">[8]</a> hadisi-i şerifi de buna işaret etmektedir. Âlimlerimiz de ilgili rivayetlerden yola çıkarak; &#8220;Had cezası gerektiren günahlardan birini işleyen kişiye bunu gizlemesi ve tövbe etmesi vaciptir&#8221;<a href="#_edn9" name="_ednref9">[9]</a> demişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify">Dolayısıyla kişi gerek evlilik görüşmesinde gerek başka vesilelerle günahlarını anlatmamalıdır. Hele ki tövbe edip terk ettiği günahlarını asla söz konusu etmemelidir. (Tabi başkasının hakkına taalluk eden hırsızlık, gasp, zimmete geçirme gibi günahlar hak sahibine hakkını teslim etmeyi veya bir şekilde helalleşmeyi gerektirdiği için bundan müstesnadır.)</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Ancak burada günümüz itibariyle öne çıkan bazı noktalara dikkat çekeceğiz:</strong></p>
<p style="text-align: justify"><strong>I.</strong> Söz konusu kişi öncelikle bu günahını terk etmiş ve tevbe etmiş olmalıdır. Bu gibi ilişkileri yaşam biçimi haline getirenler iffetli bir insan izlenimi oluşturarak bir başka iffetli insanın hayatına girmemelidir. Nitekim Kuran-ı Kerim&#8217;de <strong>&#8220;Kötü kadınlar, kötü erkeklere; kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır…&#8221;<a href="#_edn10" name="_ednref10">[10]</a></strong> buyurulmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>II.</strong> Tevbe edilip perde çekilmiş olsa bile günümüzde görüntü kayıtlarının yaygınlığı göz önünde bulundurulmalı, sosyal medyada mutluluk pozları paylaşılmış ve çok ortalığa düşmüş izahı zor bir vaziyet var ise şu halde o günahın &#8220;örtülü&#8221; olduğu tartışmalı hale gelmiş olacağından kişi hesabını kendisi yapmalıdır. Nitekim zaman zaman sosyal medyada paylaşılan nişan fotoğraflarının yorum kısmına derhal o kişinin geçmiş defterlerini döken birilerinin çıktığını görmekteyiz. Onun için bugün yarın karşımıza çıkacağını ve bizi zor duruma düşüreceğini ön gördüğümüz bir durum varsa evleneceğimiz kişiyle paylaşılması hususu tekrar gözden geçirilmelidir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>III.</strong> Bu konu bazıları tarafından da şu şekliyle soruluyor: &#8220;Hocam ben otuz yaşıma yaklaştım ne elime birinin eli değdi, ne de birisiyle bir masada baş başa oturdum, dolayısıyla evleneceğim kişiden de aynı vasıfta olmasını bekliyorum. Şu halde evleneceğim kişiye geçmişini sormam doğru olur mu?&#8221; Böyle bir suale hakkınız olmakla beraber sorunuzun cevabı muhatabınızın durumuna göre değişir. Mesela sizi her açıdan tatmin eden, dini ve ahlakıyla tebarüz etmiş birine sormamak daha uygundur. Keza kesinlikle vazgeçemeyeceğiniz ve evlenmekte kararlı olduğunuz birine de kesinlikle sormamak gerekir. Çünkü alacağınız cevap sürekli sizi kemiren bir vesvese olmaktan başka işe yaramayacak.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>IV.</strong> Yaşadığımız çağı göz önünde bulundurarak yıllarca kız erkek karışık okullarda okumuş insanlara bu konuda çok fazla soru sorma taraftarı olmayalım. Zira bu bataklıktan çamura bulaşmadan çıkan çok az kimse vardır. Hele de bu bataklıktan nasibimizi almışsak ve sağımıza solumuza çamur bulaşmışsa başkalarına bu konuda soru sormaya da hakkımız olmasa gerekir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>V.</strong> Eğer sorulursa olan bir şeyi gizlemek adına inkâr edebilir miyiz? Yalan söylememek ve kabaca şöyle cevap vermek gerekir: &#8220;Toy ve cahil zamanlarımda hatalarım oldu, ben tövbe ettim, Allah da günahımı örttü. Allah&#8217;ın ve benim kapattığım bir dosyayla ilgilenmemenizi, ilgileniyorsanız nasibinizi başka yerde aramanızı tavsiye ederim.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify"><strong>VI.</strong> Birçok gencimiz zinanın yağmur gibi yağdığı bir çağda kendisine kucak açanlardan yüz çevirerek, sabretmiş ve <strong>mahremini mahremine saklamıştır</strong>. Dolayısıyla bu noktada hassasiyet taşıyanılar için en uygun olan, <span style="text-decoration: underline">daha ilk aşamada </span><strong>&#8220;Benim elime namahrem eli değmedi veya bekâretimi yalnızca eşime sakladım; ancak da benim gibi olan biriyle evlenmek istiyorum&#8221;</strong> diyerek baştan çizgiyi çekmektir. Daha sonraya bu gibi soruları bırakmak her açıdan uygun değildir.</p>
<p style="text-align: justify">Evet, eksik bıraktığım yerler illaki olacaktır; ancak ana hatlarıyla konuyu özetlemeye çalıştım. Allah Teala çoluk çocuğumuzu, gençlerimizi, nesillerimizi muhafaza eylesin… Amin.</p>
<p style="text-align: justify">
<p style="text-align: justify"><span style="font-family: 'arial black', sans-serif">Mesut Özbilir / 02.04.2024</span></p>
<hr />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[1]</a> el-Buharî, Kader 9 nr: 6243; İsti&#8217;zân 12 nr: 6612; Müslim, Kader 20, 21; Ebû Dâvûd, Nikâh 43 nr: 2152.</p>
<p><a href="#_ednref2" name="_edn2">[2]</a> el-Muvatta&#8217;, Hudûd 12.</p>
<p><a href="#_ednref3" name="_edn3">[3]</a> Hâkim, el-Müstedrek, Dâru&#8217;l-kütübi&#8217;l-ilmiyye, Beyrut, 1990, IV/272.</p>
<p><a href="#_ednref4" name="_edn4">[4]</a> el-Muvatta&#8217;, Hudûd 2.</p>
<p><a href="#_ednref5" name="_edn5">[5]</a> el-Muvatta&#8217;, Hudûd 3.</p>
<p><a href="#_ednref6" name="_edn6">[6]</a> Buharî, Edeb 60; Müslim, Zühd 52, (2990).</p>
<p><a href="#_ednref7" name="_edn7">[7]</a> Abdurrezzâk, el-Musannef (Dâru&#8217;t-te&#8217;sîl, 2013) VI/306; Müsnedü&#8217;l-Hâris (Merkezü Hidmeti&#8217;s-sünneti, Medîne, 1992), VI/559; İbn Abdilber, el-İstizkâr (Dâru&#8217;l-kütübi&#8217;l-ilmiyye, Beyrut, 2000), V/539.</p>
<p><a href="#_ednref8" name="_edn8">[8]</a> İbn Mâce, Zühd 30, nr: 4250.</p>
<p><a href="#_ednref9" name="_edn9">[9]</a> İbn Abdilber, et-Temhîd (Müessesetü&#8217;l-furkân, Londra, 2017) III/732; ez-Zürkânî, Şerhu&#8217;l-Muvatta&#8217; (Dâru&#8217;l-Hadîs, Kahire, 2015), IV/196.</p>
<p><a href="#_ednref10" name="_edn10">[10]</a> en-Nûr, 26.</p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlenecegimiz-kisiye-gecmisteki-hatalarimizi-anlatmali-miyiz/">EVLENECEĞİMİZ KİŞİYE GEÇMİŞTEKİ HATALARIMIZI ANLATMALI MIYIZ?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/evlenecegimiz-kisiye-gecmisteki-hatalarimizi-anlatmali-miyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNTERNETTEN EVLİLİLİK GÖRÜŞMESİ YAPILABİLİR Mİ?</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Mar 2024 20:54:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik görüşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[görücü usûlü]]></category>
		<category><![CDATA[internetten tanışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=446</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda çok sorulan meselelerden birisi de; internet üzerinden evlilik görüşmesi yapılabilir mi? Ya da internetten tanıştığımız biriyle evlenilebilir mi? Öncelikle şunu söyleyeyim evlilik müessesesi bugün ciddi anlamda sıkışmış durumdadır. Meselenin &#8220;doğru insanı bulma&#8221; daha doğru bir ifadeyle &#8220;uygun insanı bulma&#8221; boyutu maddi imkânsızlıklardan kat kat daha büyük bir sorun teşkil etmektedir. Bunun en büyük ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "İNTERNETTEN EVLİLİLİK GÖRÜŞMESİ YAPILABİLİR Mİ?"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi/">İNTERNETTEN EVLİLİLİK GÖRÜŞMESİ YAPILABİLİR Mİ?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Son zamanlarda çok sorulan meselelerden birisi de; internet üzerinden evlilik görüşmesi yapılabilir mi? Ya da internetten tanıştığımız biriyle evlenilebilir mi?</p>
<p style="text-align: justify">
<p style="text-align: justify">Öncelikle şunu söyleyeyim evlilik müessesesi bugün ciddi anlamda sıkışmış durumdadır. Meselenin &#8220;doğru insanı bulma&#8221; daha doğru bir ifadeyle &#8220;uygun insanı bulma&#8221; boyutu maddi imkânsızlıklardan kat kat daha büyük bir sorun teşkil etmektedir. Bunun en büyük müsebbiplerinden birisi hayatın sokaktan, sosyal medya platformlarına taşınmasıdır. İnsanların gerçek hayatta yakinen görüştüğü kişi sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor artık. Dolayısıyla da gençlerimiz kendilerine uygun bir evlilik bağlantısı kuracak çevrenin varlığından yoksunlar. Özellikle bizim etki alanımıza giren ve şuan bu satırları okuyan kimselerin durumu çevre ile de aşılacak gibi görünmüyor. Şöyle ki birçoklarının ailesi ve yaşadığı çevre dini hayat bakımından son derece kurak bir vaziyette. Ama kendileri çeşitli vesilelerle dini hassasiyetler edinmiş, bu anlamda kendisini geliştirmiş, manevi dünyasını mamur etmiş durumdalar; ne var ki çevresinden kendisine talip olan veya tavsiye edilen adaylar bu hayatın çok uzağındadır. Birçok kardeşimiz taliplerine namaz abdest sormaması gerektiği yoksa evde kalacağı yönünde telkinler aldığını söylüyor. Düşünün ki namaz kılacak bir aday bulmakta bile zorlanan gençlerimiz var. Durum böyle olunca bu mecradan istifade kaçınılmaz hale gelmektedir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Bir defa şunu belirtelim internetten tanışarak evlenenlerin sayısı hiçte az değildir.</strong> Sadece yadırganma endişesiyle bunu dışa vurmuyorlar. Eğitimin, alışverişin hatta iş hayatının bile bu mecraya taşındığı bir zamanda bunda şaşılacak bir durum da yoktur. Benim mesela gerçek hayatta bir arkadaşım, bir dostum, ders alabileceğim hocam, ders okuyacağım talebem yok. Ancak sosyal medyadan edindiğim ve sürekli görüştüğümüz dostlarım, dersler yaptığımız hocalarım, talebelerim vs. var. Dolayısıyla evlilikte de bu mecradan müstağni kalamayız artık; pekâlâ tavsiyede bulunulabilir, talip olunabilir.</p>
<p style="text-align: justify">
<p style="text-align: justify"><strong>Ben şimdi bununla alakalı söz konusu olabilecek riskleri bertaraf etme noktasında olmazsa olmaz bazı ilkeler ortaya koymak istiyorum;</strong></p>
<p style="text-align: justify">I. Öncelikle bunu katalogdan eş beğenme gibi algılamak yanlıştır. Birkaç yıldır takip ettiğimiz, paylaşımlarından gördüğümüz kadarıyla hayat felsefesini, olaylara bakış açısını beğendiğimiz birine talip olmak veya böyle birini, bir yakınımıza tavsiye etmek kabilinden anlamak gerekir ki, bu anlamda önemsenmelidir de. Zira kendi çevrenizde muhtemelen bu evsafta birini bulamıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify">II. Bu mecrada <strong>insanların sahte yüz ve karakterleri konusunda son derece uyanık olmak durumundayız</strong> ve asla bu mecra son kararı verdiğimiz yer olmamalıdır.</p>
<p style="text-align: justify">III. Evlilik görüşmesi yaptığımız kişiyle sadece en temel şeyler (şurada yaşıyorum, şu işte çalışıyorum, şöyle bir hayat tasavvur ediyorum, evlilikten ve eşimden beklentilerim şunlar) konuşulup, <strong>en fazla bir hafta on gün içerisinde konu ailelere intikal ettirilmelidir. Yani görücü usulü devam etmelidir</strong>. Dediğim gibi bu mecradan edindiğimiz bilgiler <strong>güvenilir bilgiler değildir.</strong> Eşeği at diye satarlar insana.</p>
<p style="text-align: justify">IV. Farz edelim bu kişi ile evlenemedik de başkasıyla evlendik; <strong>bu kişi ile yaptığımız yazışmalar evlendiğimiz kişinin eline geçecek olsa bizi mahcup etmeyecek düzeyde, ciddiyette ve yeterlilikte olmalıdır.</strong> &#8220;Evlenme çağı gelen bir fert olarak böyle bir teşebbüste bulundum fakat uygun düşmedi&#8221; diyerek başımız dik bir biçimde konuyu kapatabileceğimiz sınırları aşmamalıdır. Nitekim görücü usulünde de insanlar başkalarıyla görüşüp evlenmedikleri olabiliyor.</p>
<p style="text-align: justify">V. Konuşulan konularda mutabık kalınması halinde &#8220;talep edilmeksizin&#8221; <strong>taraflar birbirine ailelerin bilgi alacağı eşraftan referanslar vermelidir.</strong> Mesela; abim falanca yerde öğretmen adı şu, dayım falanca yerin başkanı adı bu, amcam şu camide imam adı bu gibi… Ki icabında soruşturulsun bunlar kimdir, nedir, nasıl bir ailedir vs. Bazen çok garip bağlantılar kurulabiliyor ve fotoğraf büyük oranda netleşebiliyor.</p>
<p style="text-align: justify">Evet, bir kaç şey daha söylenilebilirse de özetle bu prensiplere dikkat edilmesi halinde başarılı sonuçlar alınacağını düşünüyorum. Bu hususta ve bu açıklıkla kaleme alınmış belki ilk yazı olması hasebiyle gözden kaçan noktalar olabilir, yorum ve katkılarınızla daha da zenginleşeceğini umuyorum. VesSelâm…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mesut Özbilir / 27.02.2024</p>
<hr />
<p><strong>İLGİNİZİ ÇEKECEK BENZER YAZILAR</strong>:</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="8Jg3I1TNmF"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/">İSTİHÂRE NEDİR? NASIL YAPILIR? EVLİLİK ÖNCESİ İSTİHARE GEREKLİ MİDİR?</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;İSTİHÂRE NEDİR? NASIL YAPILIR? EVLİLİK ÖNCESİ İSTİHARE GEREKLİ MİDİR?&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/embed/#?secret=n0pkK5EPCm#?secret=8Jg3I1TNmF" data-secret="8Jg3I1TNmF" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="k4nV1U0Dem"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza/">&#8220;Kadınlar ev işi yapmak zorunda değildir&#8221; söyleminin tahlili ve cinsiyet rolleri üzerine bir mülahaza</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;&#8220;Kadınlar ev işi yapmak zorunda değildir&#8221; söyleminin tahlili ve cinsiyet rolleri üzerine bir mülahaza&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza/embed/#?secret=Bdze1j3YAI#?secret=k4nV1U0Dem" data-secret="k4nV1U0Dem" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="kNYjpCc3gF"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-oncesi-mutlaka-konusulmasi-gerekenler/">Evlilik öncesi mutlaka konuşulması gerekenler</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Evlilik öncesi mutlaka konuşulması gerekenler&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-oncesi-mutlaka-konusulmasi-gerekenler/embed/#?secret=6uHEhcNBrP#?secret=kNYjpCc3gF" data-secret="kNYjpCc3gF" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi/">İNTERNETTEN EVLİLİLİK GÖRÜŞMESİ YAPILABİLİR Mİ?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/internetten-evlililik-gorusmesi-yapilabilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EVLİLİK KADER ÖRGÜSÜ Eşimiz kaderimiz midir? Evlilik kader midir?</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Mar 2024 20:23:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Medya Paylaşımları]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[eşimiz kaderimiz midir]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik kader midir]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kısmet]]></category>
		<category><![CDATA[nasip]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=441</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu mecranın demirbaş gündemlerinden biri hiç şüphesiz evliliktir. Konuyla alakalı birçok paylaşım, yorum ve mesaj önümüze düşüyor. Gördüğüm kadarıyla bu bağlamda en öne çıkan başlıklarından biri evlilik-kader irtibatıdır. Uzun zamandır buna ilişkin bir izah yapmam isteniyordu, nasip bugüneymiş. Elimden geldiğince resmetmeye çalışacağım. Kader, başımıza gelecek her şeyi Allah&#8217;ın ezelde bilip takdir etmesidir. Bilmesi tamam, peki ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "EVLİLİK KADER ÖRGÜSÜ Eşimiz kaderimiz midir? Evlilik kader midir?"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir/">EVLİLİK KADER ÖRGÜSÜ Eşimiz kaderimiz midir? Evlilik kader midir?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Bu mecranın demirbaş gündemlerinden biri hiç şüphesiz evliliktir. Konuyla alakalı birçok paylaşım, yorum ve mesaj önümüze düşüyor. Gördüğüm kadarıyla bu bağlamda en öne çıkan başlıklarından biri evlilik-kader irtibatıdır. Uzun zamandır buna ilişkin bir izah yapmam isteniyordu, nasip bugüneymiş. Elimden geldiğince resmetmeye çalışacağım.</p>
<p style="text-align: justify">Kader, başımıza gelecek her şeyi Allah&#8217;ın ezelde bilip takdir etmesidir. Bilmesi tamam, peki takdir etmesi ne demek?</p>
<p style="text-align: justify">Dünyada aynı anda milyarlarca insan yaşıyor, her biri mutlak olarak kendi iradesiyle hareket etse olaylar tıkanır, dünyada bir düzen olmazdı. Allah bizim irademize bıraktığı şeyleri bile takdir etmiştir, yani programlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify">Bazen bazı şeyleri yapmak isteriz ama yapamayız. Çiftçi tarlasını eker, sular, her türlü bakımını yapar ama bazen mahsul alamaz; dolu vurur, kuraklık olur, tarlası yanar gibi… Böyle bir örgü vardır ya işte bu Allah&#8217;ın takdiridir. Youtube&#8217;da trafik kazalarının kamera kayıtlarına bakarsanız, adeta milimetrik bir hesap görürsünüz. Birbirine giren onlarca arabanın arasından iğne deliğinden geçer gibi bir arabanın sıyrılıp geçtiğini görürsünüz. Ya da fırlayan bir otomobil lastiğinin 500m ötede kendi halinde kaldırımda yürüyen bir insanın eceli olduğunu&#8230; Buna &#8220;kaza&#8221; denir ki dilimize de böyle geçmiştir. Keza bizim doğduğumuz zaman, mekân, anne-baba vs… bunlar da yine bizim irademiz dışında gelişen Allah&#8217;ın takdir ettiği şeylerdir. Bunun dışındaki amellerimiz kendi irade ve tercihlerimizin neticesidir. Allah&#8217;ın bunları ezelde biliyor oluşu bizi rüzgârın önündeki bir gazel gibi hareket etmeye zorlamaz.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Peki, evlilik bu örgünün neresindedir?</strong></p>
<p style="text-align: justify">Evlilik tıpkı rızık gibidir. Bizim irademizle gerçekleşir. Evlenmek istemek veya istememek bizim tercihimizdir. Evlendiğimiz kişiyi seçmek de yine bizim tercihimizdir. Nasıl ki Allah rızkımızı takdir etmiştir ama bizim çalışmamıza bağlamıştır. Herkes rızkı verenin Allah olduğunu bilir ama bununla birlikte her sabah kalkıp o takdir olunan rızkını aramaya çıkar. İşte evlilikte de aynı bu şekilde hareket etmek gerekir.</p>
<p style="text-align: justify">Bugün maalesef birçokları kendi tercihlerinin ya da toplumsal kabullerin  neticelerini de kadere bağlıyor. Evlilik için aranılan yıllar, talep edilen yıllar, gözlerin aradığı yıllar evliliğe mesafeli duruluyor, bayramlarda &#8220;evlilikten&#8221; bahis açanlara surat asılıyor ve fakat akranları evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra &#8220;kısmetim kapalı&#8221; deniliyor. Sözgelimi 18-25 yaş arasında iken &#8220;çevresinde&#8221; evlenmesi muhtemel aday sayısı 20 ise, ilerleyen yaşlarda bu 3-5&#8217;e düşmektedir.</p>
<p style="text-align: justify">Bir çiftçi kış günü karın üzerine tohum serpip mahsul alabilir mi? İşte evlilik tohumunu da hayatın ilk baharında serpmek gerekiyor&#8230; Bir esnaf insanların alışverişte olduğu gündüz vakti dükkânını açmasa da herkesin uykuda olduğu gece vakti açsa satış yapabilir mi? İnsanların talebini dikkate alması gerekir değil mi? İşte evliliğin de tohum serpmeye, kapıyı açık tutmaya elverişli bir dönemi vardır ki, onu gözetmek gerekir. <strong>Dolayısıyla açık tutulması gereken bir zamanda kendi iradeleriyle bu kapıyı kapalı tutanların neticelerini salt kadere bağlaması isabetli bir yaklaşım olmayacaktır.</strong></p>
<p style="text-align: justify">Bir büyüğümüzden şöyle bir soru aldım; &#8220;Hocam bizim zamanımızda evliliğin kaderi 21-22 yaştı, askerden gelen evleniyordu da şimdi 30-35&#8217;e mi çıktı?</p>
<p style="text-align: justify">Öyle ya, kader de mi evlilik yaşına zam yapıyor? Değil! İfade etmeye çalıştığım gibi tercih meselesi. Tabi bir takım toplumsal telkin ve tahriklerin de bunda payı büyüktür. Özellikle 90nesli bu telkin ve tahriklerin kurbanı oldu.</p>
<p style="text-align: justify">Lakin geride işaret ettiğimiz gibi; <strong>bazen insan en mümbit tarlaya en uygun zamanda en uygun tohumu serpse de mahsul alamayabiliyor. En doğru zamanda, en yerinde yatırımı yapsa da zarar edip batabiliyor.</strong> Etrafımızda görürüz, yıllarca bir fiil evlenmeye çalışıp da hiçbir olumsuzluk olmadığı halde bir türlü evlenemeyenler vardır; ancak istisnalar kaideyi bozmaz. İstisnaları merkeze alarak genellemek ve bütün evlilikleri mutlak kadere bağlamak doğru değildir.</p>
<p style="text-align: justify">Bu bağlamda atalarımız &#8220;Ava giden avlanır&#8221; demişler. Yani her ava giden avlanamaz (av elde edemez) ama illaki avlananlar, ava gidenlerdir, ava gitmeyenlerin ayağına av gelmez, demek istemişlerdir. Dolayısıyla vakitlice evlenmeye kast edenlerin çok büyük çoğunluğu evlenmektedir, bu çok açık.</p>
<p style="text-align: justify">Eşimiz de keza bizim kendi tercihimizdir. Ancak bazen kader örgüsünü belirgin bir biçimde bu alanda görürüz. Hayret ederiz; &#8220;bu nasıl oldu?&#8221; ya da &#8220;bunlar nasıl birbirini buldu?&#8221; diye.</p>
<p style="text-align: justify">Burada şöyle bir tasvir yapayım. Bir delikanlı her gün sabah 08:30&#8217;da A21 otobüsüyle işe gidiyor. Fakat bir gün uyuyakaldı otobüsü kaçırdı ve bir sonraki 09:00 otobüsüne bindi. Orada annesiyle hastaneye giden bir kız gördü, beğendi, harekete geçti araştırdı etti ve onunla evlendi. Otobüsü bir gün önce kaçırsa göremeyecek, bir gün sonra kaçırsa yine göremeyecek; o gün, o saatte, o otobüste, o kızı bulduran kaderin bu örgüsüdür işte. Ancak birbirleriyle evlenmeyi tercih eden yine kendileridir, cebir yoktur.</p>
<p style="text-align: justify">Son söz: X platformunun sosyolojik yapısının farkındayım. Onun için ümitsizlik yok, duaya devam, girişimlere devam, ne kadar rutini bozarsak, ne kadar sosyal olursak ve evliliğe açık görüntüsü verirsek evlilik de bize bir o kadar gelir. <strong>Özellikle 90 nesli geç evlilik propagandalarının kurbanı oldu.</strong> Birçokları kendilerine uygun akranlarından ayrı düştü, dolayısıyla bu noktada mümkün olduğunca aracı olmaya, birbirine uygun insanları birbirine buldurmaya gayret gösterelim. Bunu kendimize kulluk vazifesi bilelim.</p>
<p style="text-align: justify">Efendimizin (s.a.s.) bir hadisiyle bitirelim: <strong>“Ey Ali! Şu üç şeyi geciktirme! Vakti gelen namazı; hazır olan cenazeyi; dengini bulduğunda bekârlerı evlendirmeyi&#8230;”</strong></p>
<p style="text-align: justify">(Tirmizi, Salat,127, Cenaiz, 73; Hâkim, 2/176)</p>
<p style="text-align: justify">Mesut Özbilir/ 05.03.2024</p>
<hr />
<p>İLGİLİ YAZILAR:</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="A159SVMTLR"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri/">&#8220;EVLİLİĞİ 25 YAŞINDAN SONRAYA BIRAKMAMAYA ÇALIŞIN&#8221; TAVSİYEMİZİN SEBEPLERİ</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;&#8220;EVLİLİĞİ 25 YAŞINDAN SONRAYA BIRAKMAMAYA ÇALIŞIN&#8221; TAVSİYEMİZİN SEBEPLERİ&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri/embed/#?secret=bfItCSeT2G#?secret=A159SVMTLR" data-secret="A159SVMTLR" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="kg7yFlEZgW"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/">İSTİHÂRE NEDİR? NASIL YAPILIR? EVLİLİK ÖNCESİ İSTİHARE GEREKLİ MİDİR?</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;İSTİHÂRE NEDİR? NASIL YAPILIR? EVLİLİK ÖNCESİ İSTİHARE GEREKLİ MİDİR?&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/embed/#?secret=k0xt3pSL11#?secret=kg7yFlEZgW" data-secret="kg7yFlEZgW" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir/">EVLİLİK KADER ÖRGÜSÜ Eşimiz kaderimiz midir? Evlilik kader midir?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-kader-orgusu-esimiz-kaderimiz-midir-evlilik-kader-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSTİHÂRE NEDİR? NASIL YAPILIR? EVLİLİK ÖNCESİ İSTİHARE GEREKLİ MİDİR?</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Feb 2024 11:58:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte istişare]]></category>
		<category><![CDATA[görücü]]></category>
		<category><![CDATA[görücü usûlü]]></category>
		<category><![CDATA[istihare]]></category>
		<category><![CDATA[istişare]]></category>
		<category><![CDATA[kararsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kız isteme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=426</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün, toplumumuzda çok yanlış algılanan ve uygulanan bir meseleyi ele almak istiyorum: İstihâre. Sözlükte &#8220;hayırlı olanı talep etme&#8221; anlamına gelen &#8220;istihâre&#8221; Efendimiz (s.a.s.) tarafından ashabına tıpkı Kuran&#8217;dan bir sûre öğretilir gibi öğretilmiştir. Şöyle ki; bir kimse yapmak istediği bir işin kendisi hakkında hayırlı olup olmayacağı noktasında manevi bir ilham almak için yatmadan önce iki rekat ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "İSTİHÂRE NEDİR? NASIL YAPILIR? EVLİLİK ÖNCESİ İSTİHARE GEREKLİ MİDİR?"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/">İSTİHÂRE NEDİR? NASIL YAPILIR? EVLİLİK ÖNCESİ İSTİHARE GEREKLİ MİDİR?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Bugün, toplumumuzda çok yanlış algılanan ve uygulanan bir meseleyi ele almak istiyorum: İstihâre. Sözlükte &#8220;hayırlı olanı talep etme&#8221; anlamına gelen &#8220;istihâre&#8221; Efendimiz (s.a.s.) tarafından ashabına tıpkı Kuran&#8217;dan bir sûre öğretilir gibi öğretilmiştir. Şöyle ki; bir kimse yapmak istediği bir işin kendisi hakkında hayırlı olup olmayacağı noktasında manevi bir ilham almak için yatmadan önce iki rekat namaz kılar, ilk rekatında Fatiha+Kâfirûn, ikinci rekatında Fatiha+İhlâs sûresi okur ve selamladıktan sonra şu duayı yapar:</p>
<table style="border-collapse: collapse;width: 100%">
<tbody>
<tr>
<td style="width: 100%;text-align: center"><span style="font-size: 18pt">اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ العَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلَّامُ الغُيُوبِ، اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي، ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِي الخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: justify"><strong>&#8220;Allahım! Senden, senin ilim ve kudretinden hayır beklerim. Senin büyük lütfundan talep ederim. Sen kadirsin, benimse gücüm yetmez, sen bilirsin, ben bilmem. Sen bütün gizlilikleri bilensin. Allahım! Şu benim işim dinim için, dünyam ve ahiretim için senin ilminde hayır diye yer almışsa onu bana nasip et, onu kolaylaştır ve bereketli kıl. Eğer şu işim dinim için, dünya ve ahiretim için senin ilminde kötü diye yazılmışsa onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise onu nasip et ve gönlümü ona yönelt!&#8221;</strong> Hz. Peygamber sözüne devamla, <strong>&#8220;İstihâreyi yapan kişi bu sırada işini de söylesin&#8221;</strong> dedi. (Buhârî, Da&#8217;avât 49).</p>
<p style="text-align: justify">İstihâre, ibadet veya günah olan hükmü belli işler için yapılmaz. Yine ehil kişilerle istişâre edilmiş ve mutmain bir biçimde karara varılmış işler için de artık yapılmaz.</p>
<p style="text-align: justify">Şimdi çok müşahede ettiğimiz bazı hatalı anlayış ve uygulamaları vuzuha kavuşturmaya çalışalım:</p>
<p>I. İstihâreden sonra rüya görme şartı yoktur. Toplumumuzda yaygın olan &#8220;şu renkleri görmek olumlu, şu renkleri görmek olumsuz&#8221; kabilinden uygulamaların da dini bir temeli olmayıp şahsi tecrübelere dayanan şeylerdir. İstihâreden sonra kalbe doğan hisse bakılır; o iş hususunda kalbe bir ferahlık ve huzur geliyor, o işe rağbet artıyorsa olumlu olduğuna, sıkıntı ve huzursuzluk gelip o işten rahatsızlık duyuluyorsa olumsuz olduğuna hükmedilir.</p>
<p>II. Şayet bir işte istihâre ve istişâre çelişirse &#8220;ehil insanlarla yapılan istişâre&#8221; istihâreye tercih edilip, istişâre muteber kabul edilir. Yani bir işte istihâre yaptık, kalbimizde bir iç huzuru oluştu, o işi yapmaya karşı bir meyil meydana geldi, fakat ehil insanlarla yaptığımız istişâreden olumsuz netice aldık; bu takdirde o işi yapmamak gerekir. Mesela; biriyle evlenmek için istihare yaptık olumlu çıktı fakat sorup ettiğimiz güvenilir insanlar &#8220;Aman uzak durun kötü ahlaklı biri&#8221; dedi, o işi yapmayacağız. Veya bir iş yeri açacağız, istihâre yaptık, olumlu çıktı; ancak o işin erbabıyla yaptığımız istişâreler aksi istikamette oldu; bu takdirde o işin erbabıyla yaptığımız istişâreyi esas alacağız.</p>
<p style="text-align: justify">III. İstihâre bir işe teşebbüs etmeden önce yapılmalıdır, işe başladıktan sonra artık istihâre yapılmamalıdır. Zira bu hem muhatapların hakkına girmeye hem de gereksiz evhamlara sebebiyet vermektedir. Mesela bir kadına evlilik için talip olmadan önce istihâre yapılır ve buna göre hareket edilir, ya da gelen bir evlilik talebi için istihare yapılır ret veya onay verilir. Karar verilip yola girildikten sonra artık istihâre yapılmamalıdır. Belki başlanmış ama tamamen olumsuz bir hüviyete bürünmüş, insana sıkıntı veren bir nişanlılık sürecini bitirip bitirmeme noktasında yapılabilir.</p>
<p>IV. Kişi istişâre neticesinde bir karar veremez ve fakat istihâre ile de bir netice alamaz ise istihâreye yedi gün devam eder ve böylelikle kalbinin ne tarafa meyledeceğine bakar. (Geride de belirttiğimiz gibi rüya veya renk görmeyi değil, iç huzuru ve o işe karşı güzel duygular hissedip hissetmeme durumunu kastediyoruz)</p>
<p style="text-align: justify">Son olarak Efendimiz (s.a.s.) istihâreyi öğrettiği gibi istişâre/şûra/meşvereti de bizzat uygulayarak öğretmiş ve teşvik etmiştir. Birçok hayati meseleyi ashabıyla istişare ederek karar vermiştir. Onun için bir iş yapacağımız zaman Efendimizin tavsiyesine uyarak önce istihâre yapalım; ancak tecrübeli ve ehil insanların görüşlerinden de müstağni kalmayıp mutlaka onlarla istişâre edelim.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify"><strong>Özellikle gençler evlilik kararı vermeden önce mutlaka şehvetten ve romantizimden arınmış tecrübeli ve dakik gözlerin görüşüne müracaat etmelidir. Görücü usulünü öne çıkaran aslında bu özelliğiydi. Yani her iki aile büyüklerinin işin içinde olup vakayı iyi analiz etmesi.</strong></p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify">Hâsılı kelam istihâre ve istişâre aynı yönü gösterirse gönül ferahlığıyla o iş hakkındaki olumlu veya olumsuz kararımızı verelim. Yok, istihâre olumsuz, ehil insanlarla yapılan istişâre olumlu çıkarsa şu halde istişâreye kulak verelim. İstişâre ortada kalıp herhangi bir yöne karar çıkmazsa, istihâreye göre hareket edelim.</p>
<p style="text-align: justify">Atalarımızın şu veciz sözüyle bitiriyorum: <strong>&#8220;Meşveretsiz kim ki bir iş işleye, Şol nedamet parmağın çok dişleye.&#8221;</strong> Yani; istişâre etmeden hareket eden, pişman olup çokça parmaklarını ısırır.</p>
<p style="text-align: justify">Selam hidayete tâbi olanların üzerine olsun…</p>
<p><strong>Mesut Özbilir / 04.02.2024</strong></p>
<hr />
<hr />
<p><strong>İLGİNİZİ ÇEKECEK BENZER YAZILAR:</strong></p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="kCB3PbfG2l"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri/">&#8220;EVLİLİĞİ 25 YAŞINDAN SONRAYA BIRAKMAMAYA ÇALIŞIN&#8221; TAVSİYEMİZİN SEBEPLERİ</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;&#8220;EVLİLİĞİ 25 YAŞINDAN SONRAYA BIRAKMAMAYA ÇALIŞIN&#8221; TAVSİYEMİZİN SEBEPLERİ&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri/embed/#?secret=4TsSaWWqxb#?secret=kCB3PbfG2l" data-secret="kCB3PbfG2l" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="entry-title"><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/">İSTİHÂRE NEDİR? NASIL YAPILIR? EVLİLİK ÖNCESİ İSTİHARE GEREKLİ MİDİR?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/istihare-nedir-nasil-yapilir-evlilik-oncesi-istihare-gerekli-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;EVLİLİĞİ 25 YAŞINDAN SONRAYA BIRAKMAMAYA ÇALIŞIN&#8221; TAVSİYEMİZİN SEBEPLERİ</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Feb 2024 12:30:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[kaç yaşında evlenilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=422</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçenlerde attığım bir tweet&#8217;teki &#8220;Evliliği 25 yaşından sonraya bırakmamaya çalışın&#8221; şeklindeki ifadem oldukça tepki çekti. Özellikle son zamanların yaygın söylemlerini içselleştiren çevrelerden bir hayli itirazlar yükseldi. Bir kısım kardeşlerimiz de kendilerini &#8220;evlilikte yaşa takılanlar&#8221; olarak addedip kız kulesine karşı hüzünlü alıntılar girdiler, bizi de hüzünlendirdiler. 🙂 Öncelikle şunu ifade edelim. Bu sadece bir tavsiyeden ibarettir, ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "&#8220;EVLİLİĞİ 25 YAŞINDAN SONRAYA BIRAKMAMAYA ÇALIŞIN&#8221; TAVSİYEMİZİN SEBEPLERİ"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri/">“EVLİLİĞİ 25 YAŞINDAN SONRAYA BIRAKMAMAYA ÇALIŞIN” TAVSİYEMİZİN SEBEPLERİ</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Geçenlerde attığım bir tweet&#8217;teki &#8220;Evliliği 25 yaşından sonraya bırakmamaya çalışın&#8221; şeklindeki ifadem oldukça tepki çekti. Özellikle son zamanların yaygın söylemlerini içselleştiren çevrelerden bir hayli itirazlar yükseldi. Bir kısım kardeşlerimiz de kendilerini &#8220;evlilikte yaşa takılanlar&#8221; olarak addedip kız kulesine karşı hüzünlü alıntılar girdiler, bizi de hüzünlendirdiler. 🙂</p>
<p style="text-align: justify">Öncelikle şunu ifade edelim. Bu sadece bir tavsiyeden ibarettir, &#8220;şu yaşta evlenilir bu yaşta evlenilmez&#8221; diye bir sınır çizemeyiz. Ancak önemli bir tavsiye olduğunu da söylememiz gerekir. Zira belli çevreler tarafından ısrarla dillendirilen &#8220;olgunlaştıktan sonra evlenme&#8221; şeklindeki çok problemli bulduğumuz bir bakış açısı öylesine yaygınlaştırıldı ki, birçok gencin evliliğini haybeden otuz yaşın üzerine atmaya başladı. İşte buna itiraz sadedinde yaşa dikkat çekmek istedim.</p>
<p style="text-align: justify">Neden mümkün olduğunca erken yaşta evlenmeye çalışın, tavsiyesinde bulunuyoruz, bu noktada beş sebep zikredeceğim:</p>
<p style="text-align: justify">I. Gebelik için en uygun yaş 18-24 yaş arasıdır. Evlilikte yaş ilerledikçe gebe kalma zorlaşır. Etrafımızda tüp bebek için müracaat eden tanıdıklarımızın neredeyse tamamı geç yaşlarda evlenenlerden oluşmaktadır. Bu noktada küçük bir araştırma yapabilirsiniz. Ayrıca çocuk bakma ve büyütme noktasında da bu yaşlar tahammül seviyesinin daha yüksek olduğu, ebeveynliği hazmetmeye en elverişli yaşlardır.</p>
<p style="text-align: justify">II. İnsan bu yaşlarda daha enerji dolu, daha dirençli, daha mücadeleci oluyor. Karşı cinse karşı ilgisi daha fazla, duyguları daha yoğun, arzuları daha canlı oluyor. Bu vasıflar da yaş ilerledikçe azalıyor. Kızıyorsunuz diye rakam vermek istemiyorum ama evliliği cazip hale getiren bu etkenler azalınca belli bir yaştan sonra insan evlilik yükünün altına girmek istemiyor. Zaman zaman duyuyoruz 18 yaşlarında gençler, kaçmışlar resmi nikâh yapmışlar, iş yok güç yok, ailelerin rızası yok ama hiç umurlarında da değil, her şeyi karşılarına almışlar &#8220;Allah büyüktür&#8221; deyip evlenmişler. Çünkü insanın o yaşlarda kanı hızlı akıyor, &#8220;delikanlı&#8221; diye tabir ediyoruz, her riski alabiliyor ve her zorluğa göğüs gerebiliyor; ancak yaş ilerledikçe işi de olsa, evi de olsa, çok iyi geliri de olsa, dengini de bulsa basit zorlukları dahi gözünde büyütmeye başlıyor.</p>
<p style="text-align: justify">III. Meşru olduğu için veya doğru bulduğum için değil vaki ve şayi olduğu için söylüyorum; ilerleyen yaşlara kadar yapılan gönül kaçamakları ve flört türü ilişkiler neticesinde alınan yaralar insanın güven duygusunu ciddi anlamda tahrip ediyor ve evlilik için herhangi birini hayatına sokmakta çok ciddi tereddütler yaşanıyor. Kimseyi beğenemiyor, kimseye güvenemiyor.</p>
<p style="text-align: justify">IV. Şuan hitap ettiğim kitle çoğunlukla üniversiteli veya mezun olduğu için ekliyorum, erken yaşlarda insanın çevresi çok oluyor, sadece okul dolaylı onlarca kişi için potansiyel bir eş adayı konumunda; ancak yaş ilerledikçe insanın çevresi de daralıyor ve etrafında sadece bir iki arkadaşı kalıyor. Evlenmek istiyor ama teşebbüste bulunacağı veya kendisine talip olacak birileri yok. Toplumumuzda eskisi gibi eş, dost, akraba gidiş gelişleri olmadığı için keşfedilmeyi bekleyen bir define gibi kalakalıyor. Bazen düğün kartı geliyor, bu kim diye bakılınca &#8220;falancanın gelin olacak yaşta kızı varmıymış&#8221; ya da &#8220;onun kızı gelinlik yaşa geldi mi?&#8221; gibi ifadeler duyuyorum annemlerden. Tanıdığımız insanlar ama uzun süren okul süreci kopan sosyal ilişkiler bu durumun farkına varmaya engel oluyor. Özellikle hanımlar bu noktada çok daha mağdur. &#8220;Evlenmek istiyorum ama beni kimse tanımıyor ki gelip istesin&#8221; diyorlar. Bir de iş hayatına erken atılan erkekler askerliği vs. halledip takriben 25-26 yaşlarında ailelerinin de teşvikiyle evlilik arayışına girdiklerinde bunların kadrajı kendilerinden bir kaç yaş küçük hanımları kapsıyor. Anadolu insanı arasında hala en yaygın evlilik şekli bu olduğu için belli yaşların üzerine çıkıldıktan sonra bu kesimin kadrajından çıkmış oluyorsunuz. Çünkü toplumumuzda erkeklerin kendilerinden büyük kızlarla evlenmeleri çok çok nadir bir durumdur.</p>
<p style="text-align: justify">V. İnsan aynı evde doğup büyüdüğü kardeşleriyle ve anne babasıyla bile birçok uyumsuzluk ve anlaşmazlık yaşarken 20 yaşından sonra aynı çatının altına girdiği bir insanla anlaşmazlık ve uyuşmazlık yaşamaması mümkün müdür? Elbette değil! Bu, insanın gerçeğidir, insan olan yerde kriz vardır. Öyleyse bunu asgari düzeye indirip minimize etmemiz ve birlikte yaşanabilir forma sokmamız lazım ki bu da yine genç yaşlarda mümkündür. Karı koca birlikte olgunlaşmalıdır. Kil yumuşakken ona şekil verebilirsiniz, taşlaşınca şekil vermeye elverişli olmaktan çıkar ve herhangi bir müdahalede kırılır. Yaş ilerledikçe insanın kişiliği oturur, karakteri kemikleşir, kendi doğrularından taviz vermek istemez. Evlilik ise böyle bir tavra uygun değildir. Bu noktada özellikle tahsilli bayanlardan <strong>&#8220;bu yaşlarda çabuk manipüle edildiğimiz için aklımız başımıza gelmeden evlenmemizi istiyorsunuz&#8221;</strong> gibi yorumlar alıyoruz. Bu aslında kendilerinin Batı kültürü tarafından manipüle edilmelerinden kaynaklanan anlamsız bir iç kavganın tezahürüdür; kocayı kendine rakip görme, eşitlik dengesi kurmaya çalışma, terbiye etme, ataerkiye tavır alma vs… Bir gün boşuna kendileriyle çekiştiklerini anlayacaklardır ancak Basra harap olduktan sonra&#8230;</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify">Evlilik yüzme gibidir, nasıl ki istediğiniz kadar kitabını okuyun, istediğiniz kadar dersini alın, eğitici videolar seyredin; o suyun içine girmedikçe yüzme öğrenemezsiniz; evlilik de böyledir, aynı çatının altına girmedikçe öğrenemezsiniz, evlilik hususunda bir olgunluk elde edemezsiniz. Ve her evlilik kendine özeldir, kendi içinde öğrenilir.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify">Son olarak; başta da ifade ettiğim gibi bunlar son derece önemli tavsiyeler; ama değişmez tabiat kanunları değildir. Bu sebeple &#8220;Ben şu yaşa geldim artık evlenemem mi? Çocuk sahibi olamam mı? Evliliğim başarılı olmaz mı?&#8221; gibi evhamlara kapılmayınız. Ben, Batı kültürünün çürümüşlüğünü bilimsel verilermiş gibi takdim edip gençlerimizi hataya sürükleyen bu anlayışın yanlış olduğuna dikkat çekiyorum. Evliliğe imkân bulduysanız, denk bir aday bulduysanız kesinlikle evliliği ertelemeyin diyorum. Özellikle hanımlar, her geçen gün büyüyen şu üniversiteli işsizler ordusunu görüyorsunuz. Kesinlikle ev hanımlığına burun kıvırmayın, gelinlik yaşa geldiyseniz, cazip bir talibiniz varsa türedi fikirlere kanarak evliliği ertelemeyin. Her şey vaktinde güzeldir, o yaşlar evli olarak geçirilmesi gereken yaşlardır. Sizler de görüyorsunuz ki belli bir yaştan sonra bu iş her açıdan çok daha zorlaşıyor.</p>
<blockquote>
<p style="text-align: justify">Birileri onla bunla gezer, gönlünü eğlendirir, sonra da pişkin pişkin &#8220;otoz yoşundan önce olmozz&#8221; diyebilir; ancak siz Müslümanca bir hayata talipseniz; ne gönül kuşu pırpır ederken gönlünüze gem vurup nefsinize zulmedin ne de flörte tevessül ederek haramlara düşün. Bununla birlikte evliliği tamamen duygusal zeminde romantize ederek farklı beklentiler içerisine girmeyin. Evet, onlarda olacak ama nihayetinde bu hayattır, evliliğin dünya imtihanının yeni bir aşaması olduğunu unutmayın. Bu yolda tecrübeli insanların nasihat ve rehberliklerinden kendinizi müstağni görmeyin.</p>
</blockquote>
<p style="text-align: justify">Evlilik kader ilişkisini bir sonraki yazımızda ele alacağız inşallah; ancak gelecek itirazları ön görerek Peygamberimizin şu hadis-i şerifini zikretmek istiyorum: <strong>“Ey Ali üç şeyi geciktirme; vakti giren namazı, hazırlanan cenazeyi, dengini bulduğun zaman bekâr kimseleri evlendirmeyi.”</strong> (Tirmizi, Salat, 127) Eğer evlilikte bizim teşebbüslerimizin rolü olmasaydı Efendimiz&#8217;in <strong>&#8220;geciktirmeyin&#8221;</strong> ifadesi anlamsız olurdu. Evlilikte kaderin rolü hiç yok değil; ancak bizim teşebbüslerimizin ve tercihlerimizin başrolde olduğunu aklımızdan çıkarmayalım. (Tafsilatını bir sonraki flooda bırakıyoru.) Allah bahtınızı açık etsin, cümle bekarlarımıza hayırlı kısmetler, geniş imkanlar, sıcacık yuvalar, hayırlı evlatlar ihsan eylesin…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mesut Özbilir / 31/01/2024</strong></p>
<hr />
<p><strong>İLGİNİZİ ÇEKECEK BENZER YAZILAR:</strong></p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="GdVTt9JlQz"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-oncesi-mutlaka-konusulmasi-gerekenler/">Evlilik öncesi mutlaka konuşulması gerekenler</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Evlilik öncesi mutlaka konuşulması gerekenler&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-oncesi-mutlaka-konusulmasi-gerekenler/embed/#?secret=5ZCRLSfGlh#?secret=GdVTt9JlQz" data-secret="GdVTt9JlQz" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="wS7pzTGc8Q"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlenince-duzelir-yanilgisi-ve-acmadan-solan-cicekler/">&#8220;Evlenince düzelir&#8221; yanılgısı ve açar açmaz solan çiçekler</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;&#8220;Evlenince düzelir&#8221; yanılgısı ve açar açmaz solan çiçekler&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/evlenince-duzelir-yanilgisi-ve-acmadan-solan-cicekler/embed/#?secret=vQNiHelhgO#?secret=wS7pzTGc8Q" data-secret="wS7pzTGc8Q" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p class="entry-title">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="4cBXEEzcB5"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-aile/">EVLİLİĞİN DE DEMLENMEYE İHTİYACI VARDIR</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;EVLİLİĞİN DE DEMLENMEYE İHTİYACI VARDIR&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/evlilik-aile/embed/#?secret=vnX1eRdF8v#?secret=4cBXEEzcB5" data-secret="4cBXEEzcB5" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="PN0seAf08m"><p><a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza/">&#8220;Kadınlar ev işi yapmak zorunda değildir&#8221; söyleminin tahlili ve cinsiyet rolleri üzerine bir mülahaza</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;&#8220;Kadınlar ev işi yapmak zorunda değildir&#8221; söyleminin tahlili ve cinsiyet rolleri üzerine bir mülahaza&#8221; &#8212; Mesut Özbilir" src="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza/embed/#?secret=pgtz4c81YZ#?secret=PN0seAf08m" data-secret="PN0seAf08m" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri/">“EVLİLİĞİ 25 YAŞINDAN SONRAYA BIRAKMAMAYA ÇALIŞIN” TAVSİYEMİZİN SEBEPLERİ</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/evliligi-25-yasindan-sonraya-birakmamaya-calisin-tavsiyemizin-sebepleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklarımıza nasıl bir din eğitimi vermeliyiz?</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/cocuklarimiza-nasil-bir-din-egitimi-vermeliyiz/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cocuklarimiza-nasil-bir-din-egitimi-vermeliyiz</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/cocuklarimiza-nasil-bir-din-egitimi-vermeliyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Apr 2023 15:38:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk yetiştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklara Kuran eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların din eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[din dersi]]></category>
		<category><![CDATA[din eğitimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=355</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuklarımıza nasıl bir din eğitimi vermeliyiz noktasında zaman zaman sual edenler oluyor: Medrese mi, mektep mi, şu mu, bu mu? Ben bu meseleye biraz farklı bir noktadan bakmak istiyorum. Çünkü nitelikli bir dini eğitim elbette çok önemlidir ama bizim ondan önce atladığımız daha önemli bir nokta var. O olmadan hangi eğitimi verilirse verilsin, hangi tahsil ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/cocuklarimiza-nasil-bir-din-egitimi-vermeliyiz/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "Çocuklarımıza nasıl bir din eğitimi vermeliyiz?"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/cocuklarimiza-nasil-bir-din-egitimi-vermeliyiz/">Çocuklarımıza nasıl bir din eğitimi vermeliyiz?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Çocuklarımıza nasıl bir din eğitimi vermeliyiz noktasında zaman zaman sual edenler oluyor: Medrese mi, mektep mi, şu mu, bu mu?</p>
<p style="text-align: justify">Ben bu meseleye biraz farklı bir noktadan bakmak istiyorum. Çünkü nitelikli bir dini eğitim elbette çok önemlidir ama bizim ondan önce atladığımız daha önemli bir nokta var. O olmadan hangi eğitimi verilirse verilsin, hangi tahsil yapılırsa yapılsın pek bir anlamı olmuyor. O mühim nokta nedir?</p>
<p style="text-align: justify">Biliyorsunuz İslam&#8217;a girerken telaffuz ettiğimiz kelime-i tevhid iki bölümden oluşuyor. Önce &#8220;lâ ilâhe&#8221; diyerek bütün batıl ilahları ve ideolojileri reddediyoruz, sonra &#8220;illallah&#8221; diyerek hak olan Allah&#8217;ı ve onun nizamını kabul ve ikrar ediyoruz. İslam&#8217;a girerken böyle yaptığımız gibi yaşarken de bu duruşumuzu kaybetmememiz gerekiyor. Yani; ilhamını dinden ve sahih örften değil doğrudan doğruya &#8220;gayri Müslim milletleri taklitten&#8221; alan toplumumuzun kabullerini, rutinlerini, adetlerini reddedeceğiz. &#8220;Herkes böyle yapıyor, öyleyse orta yol, makul ve makbul davranış bu&#8221; anlayışından mutlaka vaz geçeceğiz.</p>
<p style="text-align: justify">İşte çocuklarımızı da küçük yaşlardan itibaren bu bilinçle yetiştirmemiz çok önemli: &#8220;Biz Müslümanız, bunu yapamayız ama şunu yapabiliriz&#8221; telkinleriyle &#8220;seçebilme&#8221; yani; hakkı ve batılı ayırt edebilme kabiliyeti ve refleksi oluşturmalıyız. Ta ki kalabalıkların peşinden sürüklenen güdük ve silik bir kişilik kazanmasın. Ancak bunu uzun bir sürece yayarak ilmik ilmik işlemeliyiz. Ve en önemlisi reddettiğimiz hiçbir şeyi alternatifsiz bırakmamaya özen göstermeliyiz. Yani çocuğun zihninde sadece yasaklayan bir ebeveyn portresi çizmeyip, reddettiğimiz her şeyin meşru bir muadilini de birlikte icra etmeye gayret etmeliyiz.</p>
<p style="text-align: justify">Bu şekilde Müslümanca bir şahsiyet oluşturamadıktan sonra ister medrese okusun ister mektep, ister hafız olsun isterse allame-i kül; hiçbir anlamı yok. İlmine muvafık bir &#8220;duruş&#8221; kazanamamış kişileri, Kur&#8217;an&#8217;ın &#8220;kitap yüklü eşek&#8221; diye vasıflandırdığını hepimiz biliyoruz. İnsan Müslümanca bir şahsiyet ve duruş kazandıktan sonra ilim, irfan, hafızlık, hocalık vs. bir artı değer ifade eder. Aksi halde sadece dünyevi bir etiket olmakla kalarak uhrevi bir yük halini alır.</p>
<p style="text-align: justify">Allah cümlemizi, çoluk çocuğumuzu bu duruma düşmekten muhafaza eylesin. İlim, amel, ihlas ve en önemlisi istikamet üzere daim eylesin… Amin…</p>
<hr />
<p>Mesut Özbilir/Facebook</p>
<p>26 Ramazan 1444/17.04.2023</p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/cocuklarimiza-nasil-bir-din-egitimi-vermeliyiz/">Çocuklarımıza nasıl bir din eğitimi vermeliyiz?</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/cocuklarimiza-nasil-bir-din-egitimi-vermeliyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kadınlar ev işi yapmak zorunda değildir&#8221; söyleminin tahlili ve cinsiyet rolleri üzerine bir mülahaza</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Apr 2023 23:13:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan kadın]]></category>
		<category><![CDATA[ev hanımı]]></category>
		<category><![CDATA[ev işleri]]></category>
		<category><![CDATA[evin reisi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ev işlerini yapmak zorunda mıdır]]></category>
		<category><![CDATA[karı koca görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[karı koca hakları]]></category>
		<category><![CDATA[karı koca hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kocaya hizmet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=333</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hemen her platformdan ve her fırsatta topluma enjekte edilen &#8220;eşitlik&#8221; anlayışı, hiç şüphesiz en büyük darbeyi aile müessesesine vurdu. Karı kocanın görev ve sorumluluklarının birbirine karışıp muğlaklaşmasının, aile hayatına çok olumsuz yansımaları oldu. Zira meydana gelen anlaşmazlıklar karşısında; &#8220;kim aile hukukuna riayet etmiyor, kimin kendisine çeki düzen vermesi gerekir&#8221;, şeklinde bir muhakeme yapılacak olsa, meselenin ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "&#8220;Kadınlar ev işi yapmak zorunda değildir&#8221; söyleminin tahlili ve cinsiyet rolleri üzerine bir mülahaza"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza/">“Kadınlar ev işi yapmak zorunda değildir” söyleminin tahlili ve cinsiyet rolleri üzerine bir mülahaza</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Hemen her platformdan ve her fırsatta topluma enjekte edilen <strong>&#8220;eşitlik&#8221;</strong> anlayışı, hiç şüphesiz en büyük darbeyi aile müessesesine vurdu. Karı kocanın görev ve sorumluluklarının birbirine karışıp muğlaklaşmasının, aile hayatına çok olumsuz yansımaları oldu. Zira meydana gelen anlaşmazlıklar karşısında; &#8220;kim aile hukukuna riayet etmiyor, kimin kendisine çeki düzen vermesi gerekir&#8221;, şeklinde bir muhakeme yapılacak olsa, meselenin mizan edileceği bir kıstas bulunmadığı için, her iki tarafın da kendisini haklı gördüğü bir keşmekeş kaçınılmaz oldu. Bunun neticesinde de karşılaşılan sorunlar aşılamamaya, problemler çözülememeye başlandı. Belli çevrelerde bu durum hâkim kültür haline geldiği için sorun teşkil etmedi belki; ancak mütedeyyin ailelerde çok ciddi kırılmalara sebebiyet verdi. Çünkü belli bir anlam-değer dünyasını temsil eden fertlerin, <strong>&#8220;Allah&#8217;ın emri peygamberin kavli&#8221;</strong> ile hayatlarını birleştirip, daha sonra bu ilkelerin dışında bir yaşam tarzına talip olmaları, bir çatışma ortamını kaçınılmaz kılıyordu. Bu sebeple dinimizin karı kocaya yönelik teklif ve teşvik ettiği asli rollerin ne şekilde olduğunu ana hatlarıyla ortaya koymak son derece önem arz etmektedir. Bundan mütevellit elimizden geldiğince meseleyi tahlil edip, bazı önemli noktalara dikkat çekeceğiz. Ayrıca bu mesele etrafında ortaya atılan bazı iddialara da temas edeceğiz ki; bunların başında <em>&#8220;kadın ev işlerini yapmaya mecbur değildir&#8221;</em> şeklindeki yaygın söylem gelmektedir. Evvela dinimizde ve örfümüzde asıl ve esas olan &#8220;kocanın dış işleriyle, karının iç işleriyle sorumlu olduğu aile modelini&#8221; ilmi ve fikri açıdan temellendirdikten sonra günümüzde giderek yaygınlaşan &#8220;karı-kocanın her ikisinin de çalışarak evin maişetini birlikte üstlendikleri&#8221; durumu değerlendirmeye gayret edeceğiz.</p>
<p style="text-align: justify">Konuya girmeden önce bir hususu belirtmeyi son derece önemli görüyorum. Bir hukuk sistemi ancak kendi içinde ve kendi dinamikleriyle anlaşılabilir. İslam&#8217;ın temel umdeleri olan <strong>&#8220;kulluk&#8221;</strong> ve <strong>&#8220;adalet&#8221;</strong> kavramlarının yerine, Batı&#8217;ya ait olan  &#8220;özgürlük&#8221; ve &#8220;eşitlik&#8221; kavramlarını ikame edip, bir de bunları merkeze alarak İslam&#8217;ın ahkâmını/hukukunu anlamaya çalışırsak, anlamımız mümkün olmaz. Bugün belki bu ve birçok meseleyi çıkmaza sokan en önemli amil; insanların aidiyet duydukları anlam-değer dünyasının ilke ve esaslarıyla, ait olmadıkları bir dünya kurgulamaya çalışmalarıdır. Onun için zihinlerimizi teslim alan bu algılardan kurtulmadıkça, dinin vaz ettiği hükümlerin bize sunduğu imtiyaz ve imkânları hakkıyla idrak edemeyeceğimizi baştan belirtmiş olalım.</p>
<p style="text-align: justify">Peygamberimiz (s.a.s.) kendisi birçok kez evlenmiş, <strong><em>“Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetime uygun davranmazsa benden değildir. Evlenin. Çünkü ben (kıyamet günü diğer) ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim…”</em></strong><a href="#_edn1" name="_ednref1"><sup>[1]</sup></a> buyurarak ümmetini de evliliğe teşvik etmiştir. Kızlarını Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali (r.a.) gibi ashab-ı kiramın önde gelen isimleriyle evlendirerek bu sünnetini teyid etmiştir. İslam&#8217;ın ilkelerine göre tesis edilen ilk aileler arasında yer alması hasebiyle Efendimizin (s.a.s.) burada kızlarına belirlediği rol, konumuz bağlamında bizim için son derece önem arz edecektir. Nitekim Hanefî fıkıh kitaplarımızda bu mesele büyük ölçüde Hz. Fâtîma (r.a.) ve Hz. Ali&#8217;nin (r.a.) evliliği üzerinden ele alınmıştır. Şöyle ki; Hz. Peygamber&#8217;in evin iç işlerini Hz. Fâtıma&#8217;ya, dış işlerini ise Hz. Ali&#8217;ye taksim ettiği hemen hemen bütün fıkıh kitaplarımızda nakledilmektedir.<a href="#_edn2" name="_ednref2"><sup>[2]</sup></a> Bu ve benzeri nakillerden hareketle âlimlerimiz; &#8220;ev işleri dinen kadının görevi olduğu gibi örfen de kendisinden istenir&#8221;<a href="#_edn3" name="_ednref3"><sup>[3]</sup></a> demiştir. Buna delil teşkil eden ve teyid eden bir başka delil ise el-Buhârî ve Müslim&#8217;in naklettiği şu hadisi şeriftir:</p>
<p style="text-align: justify">Hz. Fâtıma (r.a.) bir gün Peygamberimize (s.a.s.) el değirmeni çevirmekten elinde meydana gelen rahatsızlığı şikâyet etmek için gelmişti; ancak kendisi evde olmadığı için bu şikâyetini Hz. Âişe’ye arz etti. Daha sonra Efendimiz bu durumdan haberdar olunca bir gece kızı Fâtıma&#8217;nın evine gitti. Hz. Ali (r.a.) diyor ki: Biz yataklarımızı alıp yatmıştık ki Hz. Peygamber geliverdi, tam kalkacağımız sırada; “Yerinizde durunuz” buyurdu ve gelip benimle Fâtıma’nın arasına oturarak şöyle buyurdu: “Dikkat edin! Ben size benden istemiş olduğunuz şeyden daha hayırlı bir şeye sizi yönlendiriyorum; yatağınıza girdiğinizde otuz üç kere &#8220;Subhânallah&#8221;, otuz üç kere &#8220;el-Hamdu lillâhi&#8221;, otuz dört kere de &#8220;Allâhu ekber&#8221; deyiniz. İşte bu sizler için hizmetçiden daha hayırlıdır.”<a href="#_edn4" name="_ednref4"><sup>[4]</sup></a></p>
<p style="text-align: justify">Âlimlerimiz Peygamberimiz&#8217;in (s.a.s.) önce evin iç işlerini Hz. Fâtıma&#8217;ya, dış işlerini ise Hz. Ali&#8217;ye taksim etmesini, daha sonra da şikâyet ettiği halde Hz. Ali&#8217;yi ev işlerinde Fâtıma&#8217;ya (r.a.) yardım etmesi hususunda veya ona bir hizmetçi tutması noktasında yönlendirmeyip; Fâtıma&#8217;yı ev işlerini yapmaya devam etmesi üzere bırakmasını; ev işlerini yapmanın kadının görevi olduğuna delalet ettiğini beyan etmişlerdir.<a href="#_edn5" name="_ednref5"><sup>[5]</sup></a></p>
<p style="text-align: justify">Buna aykırı olarak <em>&#8220;kadın ev işlerini yapmaya mecbur değildir&#8221;</em> şeklinde son zamanlarda şayi olan söyleme gelince; bu, fıkıh kitaplarındaki ilgili ifadenin deyim yerindeyse yarım yamalak nakledilmesinden neşet etmektedir. Şöyle ki; dini hükümler <em>&#8220;diyaneten&#8221;</em> ve <em>&#8220;kazaen&#8221;</em> olmak üzere iki kısma ayrılır: <em>&#8220;diyaneten&#8221;</em> bir hükmün Allah katındaki durumunu, <em>&#8220;kazaen&#8221;</em> ise mahkeme nazarındaki durumunu ifade eder. İşte fıkıh kitaplarında yazan; kadının mahkemece ev işlerini yapmaya zorlanamayacağı; ancak yapmadığı takdirde Allah katında bundan sorumlu olacağıdır. Çünkü ev işlerini yapmak kadın üzerine vaciptir.<a href="#_edn6" name="_ednref6"><sup>[6]</sup></a> Bundan dolayı âlimlerimiz, mesela koca ev işlerini yapması için karısına bir ücret verse bu parayı alması karısına helal olmaz. Çünkü zaten kendisine vacip olan bir işi yaptığı için ücret almış olacaktır ki bu helal değildir, demişlerdir.<a href="#_edn7" name="_ednref7"><sup>[7]</sup></a> Netice olarak <em>&#8220;kadın ev işlerini yapmaya mecbur değildir</em>&#8221; şeklindeki söylem doğru değildir; bu sadece geride geçtiği üzere mahkemece ev işlerini yapmaya zorlanamaz, anlamındadır.</p>
<p style="text-align: justify">Yalnız bir noktayı izah edelim; <em>&#8220;ev işlerini yapmak kadına vaciptir&#8221;</em> derken bunu aynî bir ibadet gibi anlamamak gerekir. Yani ev işlerinin bizatihi kendisi vacip değildir, yerine getirilmesinden kadın sorumludur. Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur: <strong>&#8220;Hepiniz birer çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden/yönettiklerinizden sorumlusunuz. Devlet başkanı bir çobandır ve yönettiği insanlardan sorumludur. Koca bir çobandır ve o da ev halkından sorumludur. Kadın da kocasının evi ve çocukları üzerinde bir çobandır; o da bunlardan sorumludur&#8230;&#8221;</strong><a href="#_edn8" name="_ednref8"><sup>[8]</sup></a>  Bu işleri bazen bir hizmetçi veya kadının yetişkin kızı veya kocası yapabilir, bu durumda kadın yapmadı diye günahkâr olmaz. Önemli olan kendi sorumluluk alanındaki bu işlerin yerine getirilmesidir.</p>
<p style="text-align: justify">Burada şunu da gözden kaçırmamak gerekir; bu karşılıksız haybeden talep edilen bir hizmet değildir. Kadının ev işlerindeki bu sorumluluğuna makabil evin bütün dış işleri, nafakası, geçimi de kocanın üzerine vacip kılınmıştır. Kuran-ı Kerim&#8217;de: <strong>&#8220;Onlarla (kadınlarınızla) mâruf bir vecihle geçininiz&#8221;</strong><a href="#_edn9" name="_ednref9"><sup>[9]</sup></a>  buyurulmuştur. Bu ayeti kerimede zikredilen &#8220;maruf&#8221; ifadesi: &#8220;Kişinin karısına nafaka, mehir vb. haklarını vermesi, kaba sözlerle ona eziyet etmemesi, ondan yüz çevirmemesi, günahsız yere asık surat ve çatık kaşla muamele etmemesi vb.&#8221; şeklinde tefsir edilmiştir.<a href="#_edn10" name="_ednref10"><sup>[10]</sup></a> Yine bir başka ayette: <strong>&#8220;Erkekler, kadınlar üzerine idareci ve hâkimdirler. Çünkü Allah birini diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. Saliha kadınlar, itaatkâr olanlardır.&#8221;</strong><a href="#_edn11" name="_ednref11"><sup>[11]</sup></a> buyurularak kocaya hem evin reisliği tevdi edilmiş hem de karısının nafakasıyla sorumlu olduğuna işaret edilmiştir.<a href="#_edn12" name="_ednref12"><sup>[12]</sup></a> <strong>&#8220;Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya aittir.&#8221;</strong><a href="#_edn13" name="_ednref13"><sup>[13]</sup></a> ayeti de yine nafaka sorumluluğunun kocaya ait olduğunu ifade eden bir başka delildir. Hatta yeri gelmişken bir şeye daha temas edelim. Bu mesele açıldığı zaman birlikte kullanılan bir argüman daha var ki, o da;<em> &#8220;kadın çocuğunu emzirmeye mecbur değil, kocası sütanne tutmak zorunda&#8221;</em> şeklindeki bilgidir. Evet, bu doğru, kadın çocuğunu emzirmek istemezse buna zorlanamaz ve (zaruri bir durum yoksa) çocuğunu emzirmek anne üzerine farz/vacip de değildir.<a href="#_edn14" name="_ednref14"><sup>[14]</sup></a> Yani bununla <em>&#8220;kadın çocuğunu bile emzirmeye mecbur değilken kocasına niye yemek pişirmeye mecbur olacakmış?&#8221;</em> şeklinde bir çıkarım yapıyorlar ki bu çok yanlış. Çünkü annenin çocuğunu emzirme mecburiyetinin olmaması çocuğun nafakasının babaya ait olmasından dolayıdır. Yani kadının sorumluluk alanı değil. Bu bile karı koca arasındaki sorumluluk alanlarının ne kadar belirgin çizgilerle birbirinden ayrıldığını gösteriyor. Buradan belki şu çıkarımı yapmak daha isabetli olacaktır; <strong>kadın doğurduğu çocuğu bile emzirmeye mecbur edilemiyorsa evin geçimi için dışarda çalışmaya mecbur edilebilir mi?</strong> Asla, kadın evin maişetini kazanmakla yükümlü olmadığı gibi buna zorlanması da caiz değildir. Dolayısıyla belli çevrelerin kadın kocasına ve evine hizmet etmekle sorumlu da sanki kocanın hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi bir algı oluşturması kasıtlı ve iyi niyetten uzaktır. Yakın tarihte ülkemizde yaşanan manevi kuralık mevsiminin ürettiği; &#8220;kavvâm&#8221;lık vasfını yitirmiş, sorumluluklarını gözetmeyen, karısının hukukuna riayet etmeyen, ancak Anadolu kadınının vefakâr ve itaatkâr duruşunu sonuna kadar kullanan koca tiplemelerinin zulümlerini, dinin bu hükümlerine fatura etmek büyük bir haksızlıktır. Yıllarca İtilmiş&#8217;le Kakılmış&#8217;ı, Üvey Baba&#8217;ları, içki içip kadın döven ayyaş kumarbaz karakterleri ekranlardan servis ederek, bu hastalıklı anlayışı istikbalde yürürlüğe konulacak projeler için olgunlaştırıp, yaygınlaştırdılar. Ne yazık ki Müslümanların aile yapısıyla asla bağdaşmayan insanî bile denemeyecek muameleleri müslüman mütedeyyin ailelere fatura ettiler. Ve maalesef de başarılı oldular…</p>
<p style="text-align: justify">Konumuza dönecek olursak geride delilleriyle izah ettiğimiz üzere din, erkeğe de kadına da aile içerisinde bir takım sorumluluklar yüklemiştir. Her ikisi de aileye bir şekilde hizmet etmekle mesuldür, sadece sorumluluk alanları birbirinden farklıdır. En basit ifadeyle koca dışardan getirmekle, kadın içerde pişirmekle yükümlü, ikisi de bu hususta bir emek harcıyor; ancak günün sonunda aynı sofraya oturup aynı aşı paylaşıyorlar. Kadın ve erkeğin yaratılış itibariyle biyolojik, psikolojik ve fizyolojik yapısı da bunun böyle olmasını hikmetli kılmıyor mu zaten? Modern zamanları idrak ettiğimiz şu günlerde evin nafakasıyla tamamen erkeği mesul tutmakla Allah&#8217;ın kadınları nasıl kayırdığını tam anlamıyla idrak ve izah edemiyoruz belki; lakin bir yüz sene geriye gittiğimizde bu durum çok daha net anlaşılacaktır. Evin dış işlerinden, nafaka ve maişetinden sorumlu olmak demek; dışarda kazma kürekle çalışmak, öküzlerle çift sürmek, hayvanlarla yük taşımak, baltayla odun kırmak, orakla ekin biçmek vs. tamamen beden gücüne dayanan yorucu bir mesai gerektirmektedir. Yaz kış, yağmur çamur, sıcaklık soğukluk gibi olumsuz şartlar da hesaba katıldığında, bunun ne kadar yorucu ve yıpratıcı bir yükümlülük olduğu açıktır. İşte Allah bütün bu yükü biyolojik, psikolojik ve fizyolojik olarak buna müsait yarattığı erkeğe yüklemiş ve ona göre daha narin ve nahif yarattığı kadını bu meşakkatli alandan muaf tutmuştur. Anlayana bu fevkalâde büyük bir imtiyazdır. Hatta geriye gitmeye de gerek yok, bugün dahi birçok kadın için iş hayatı adeta bir çiledir. Özellikle büyük şehirlerde sabahın erken saatlerinde dakikalarca durakta beklemesi, tıklım tıklım dolu toplu taşıma araçlarına doluşarak işe gitmesi, akşama kadar birçok zorluğa göğüs germesi ve bu yorucu mesainin ardından da akşam tekrar aynı ulaşım araçlarıyla evine dönmesi bir kadına reva görülecek şey değildir. Ne var ki bunu bir ihsan olarak günümüz kadınlarına kabul ettirdiler&#8230;</p>
<p style="text-align: justify">Kadının da çalışarak ailenin geçimine ortak olduğu evliliklerdeki karı koca sorumluluklarının taksimine gelince; buna tek düze bir cevap vermek mümkün değildir. Çünkü bazı kadınlar kocası razı olmadığı halde keyfi olarak çalışıyor, bazısı karşılıklı rıza ile çalışıp ailenin nafakasını birlikte üstleniyor, bir kısmı kocasının sorumsuzluğundan dolayı kerhen çalışmak zorunda kalıyor, bir kısmı &#8220;dini açıdan&#8221; meşru bir işte çalışıp ailesini ihmal etmezken, bir kısmı gayri meşru bir işte çalışıp evini de ihmal ediyor vs&#8230; Daha birçok farklı senaryodan bahsetmek mümkündür ve bunların her birine ayrı ayrı cevaplar vermek gerekiyor. Ancak burada her birini tasavvur ederek değerlendirmek yazının hacmini çok fazla büyüteceğinden sadece ilkesel olarak özetlemekle yetineceğiz.</p>
<p style="text-align: justify">Geride zikrettiğimiz ayet-i kerimelerden de anlaşılacağı üzere; kadının, çocukların kısacası ailenin yemesi, giyinmesi, barınması vb. bütün maişeti &#8220;nafaka&#8221; adı altında kocaya yüklenmiştir. Kadın &#8220;zengin olsa bile&#8221; hiçbir şekilde evin nafakasından sorumlu olmayıp, elde ettiği gelirde tamamıyla kendisine aittir. Bugün maalesef gerek anne-babaların, gerekse kocaların kadınları çalışıp para kazanmaya zorladığı bir anlayışın gitgide yaygınlaştığını görmekteyiz. Artık devir değişti denilerek kadınlara sorumlu olmadıkları böyle bir yük yüklemek, birçok münkerâtın kol gezdiği iş ortamlarına itmek son derece büyük bir vebaldir. Dolayısıyla kocanın keyfi olarak karısını dışarda çalışmak ve evin geçimi için para kazanmak zorunda bıraktığı senaryoların tamamında koca günahkâr olur. Bununla beraber karısından &#8220;ev hanımı standartlarında&#8221; bir ev içi hizmet beklemesi de adil olmaz. Çünkü evin hem iç hizmetini hem de dış hizmetini karısına yükleyerek ona zulmetmiş olur. Nitekim büyük şehirlere göçten önceki süreçte kadınların hem ev işlerine hem geçim derdine ortak edilmek suretiyle çok ağır ve meşakkatli bir muameleye maruz bırakıldığını geride yazmıştık.<a href="#_edn15" name="_ednref15">[15]</a></p>
<p style="text-align: justify">Kadının, kocasının kâfi derecede evin maişetini karşılayıp dışarda çalışmasına da razı olmadığı halde; popüler kültüre ayak uydurma, kariyer idealleri, yaşam standartlarını yükseltme vb. sâiklerle çalışmasına gelince; burada kadının da günahkâr olacağı açıktır. Çünkü koca Kur&#8217;an ayeti ile &#8220;kavvâm&#8221; yani evin reisi kılınmıştır ve karısı meşru taleplerini yerine getirmekle mükelleftir. Geride de geçtiği üzere Allahu Teâlâ: <strong>&#8220;Erkekler, kadınlar üzerine idareci ve hâkimdirler (…) Saliha kadınlar, itaatkâr olanlardır…&#8221;</strong><a href="#_edn16" name="_ednref16"><sup>[16]</sup></a> buyurmuştur. Yine Peygamberimize (s.a.s.) hangi kadın hayırlıdır, diye sorulduğunda: &#8220;Ona baktığı zaman kocasına mutluluk veren, bir şey istediğinde yerine getiren, nefsi ve malı hususunda, kocasının hoşuna gitmeyecek şekilde ona karşı gelmeyen kadındır.&#8221;<a href="#_edn17" name="_ednref17"><sup>[17]</sup></a> buyurmuştur. Dolasıyla kadın kocasının razı olmadığı halde dışarda çalışırsa günahkâr olur.</p>
<p style="text-align: justify">&#8220;Kocanın karısını çalışmaya mecbur ettiği&#8221; ve &#8220;kadının, kocasının rızası olmadığı halde çalıştığı&#8221; iki durumdan söz ettikten sonra son olarak karı kocanın karşılıklı rızasıyla kadının çalışması durumunu ele alalım. (Tabi kadının dinen meşru bir işte çalıştığını var sayarak değerlendirmede bulunduğumuzu ifade edelim, aksi halde karı-kocanın her ikisi de günahkâr olur.) Bu durumda karı-kocanın çalışma standartları, evde bulundukları saatler, çocuklarının olup olmaması vb. durumlar farklılık arz edeceğinden genelleme yapmak mümkün olmaz; ancak bazı ilkeleri öne çıkararak şunu söyleyebiliriz. Varsa çocuklarını mağdur etmeden, birbirlerine karşı karı-koca sorumluluklarını aksatmadan, kocanın kavvâm/ev reisliği vasfına, karının mahremiyetine halel getirmeden, örfen kınanmayacak, mürüvveti ihlal etmeyecek şekilde karı-kocanın kendi aralarında anlaşarak bir aile içi hizmet taksimi yapmaları uygun olacaktır. Bu hususiyetler gözetilip her ikisinin de razı olduğu bir iş bölümü yapmalarıyla meşru bir zemin oluşmuş olacaktır. Burada önemine binaen bir noktayı tekrar vurgulayalım; her şeyin müşterek olarak paylaşıldığı böyle bir ailede ekonomik bağımsızlık ve mesleki kariyer gibi vasıflara sahip olan bir kadının, kocasının kavvâm/ev reisliği sıfatını yok saymamaya ve mürüvvetine halel getirmemeye azami derecede dikkat etmesi gerekecektir. Zira bu denge kat&#8217;i naslarla kurulmuştur ve iş hayatında kazanılan hiçbir meziyet bu dengeyi bozmayı meşru hale getirmez.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>Cinsiyet rolleri üzerine bir mülahaza</strong></p>
<p style="text-align: justify">Karı koca, ortak bir hayata talip olan, birbiriyle tamamlanan, iki gönül iki beden ama &#8220;tek bir bütün&#8221; olan iki insandır. Bir çift ayakkabı misali, ne kadar üstün meziyetli olursa olsun biri olmadan diğeri anlamsız, birini diğerinin yerine ikame etmek imkânsızdır. Sadece birbiriyle sükûnet bulsunlar diye<a href="#_edn18" name="_ednref18"><sup>[18]</sup></a> çift yaratılan bu iki insan unsurunun, birbiriyle rekabete zorlandığı bir anlayış, hiçbir şekilde insanî ve İslâmî değildir. Her geçen gün daha da bozulan bu dengenin ihya ve inşası, toplumun çekirdeğini oluşturan ailenin selameti için hayati önemi haizdir. Annenin işe, babanın işe, çocuğun kreşe gittiği, öğrenci evi gibi bir yapının ideal aile modeli olarak takdim edilmesini makul ve makbul karşılayamayız. Tek tip insan modelinde ısrar edelim demiyoruz; elbette kadınların var olduğu hatta bazen var olması gereken alanlar, meslek gurupları vardır. Muallim/müderris olup ders okutan, ticaret yapıp para kazanan, doktor-hemşire olup şifa dağıtan kadınlar tarih boyunca olmuştur, bugün de var olacaktır. Ancak bugün karşı karşıya kaldığımız ve tavır aldığımız şey bu değil. Bir ihtiyaçtan doğan veya bir zarurete binaen gelişen bir durum hiç değil. Tamamen küresel hegemonyanın fıtratı imha projesiyle karşı karşıyayız ve elimizdeki son kale İslâm&#8217;ın kadınlarıdır. Dolayısıyla kadınların &#8220;top yekûn&#8221;, ne fıtratlarıyla ne de dinimizle bağdaşmayan, erkeklerle &#8220;eşit&#8221; rol üstlendiği bir pozisyona sevk edilmesi, erkeklerin kadınlaşmaya, kadınların erkekleşmeye teşvik edilmesi, boşanmaların artıp, evliliklerin azalıp, nikâhsız hatta eşcinsel birlikteliklerin artmaya başlaması bizi düşünmeye sevk etmelidir. Dikkatli bir şekilde tetkik edildiği vakit görülecektir ki; bütün bu kötülüklerin temelinde kadın erkek cinsiyet rollerinin eşitlenmeye başlaması ve ilahi dengenin bozulması vardır. Şunu açıkça ortaya koyalım ki; feminizm, eşcinselliğin bir diğer ifadeyle lgbt&#8217;nin köprüsüdür. Onun için ne olursa olsun bu dengeyi korumaya memuruz. Kadın, kadın gibi; erkek, erkek gibi olmalı, fıtratına uygun davranmalıdır. Her halükarda karı-koca dinin kendilerine biçtiği rolü kabullenmeli, evliliği uhrevi bir yolculuk olarak görüp, hiçbir şekilde gocunmadan kendi sorumluluk alanlarında birbirlerine hizmeti ibadet telakki etmelidir. Ta ki yüklenmiş oldukları yük zahmet olmaktan çıkıp rahmet olmaya dönüşsün. Her iki taraf da kendi sorumluluklarını bilip gereğince hareket ettikten sonra; gün olur koca ev işlerinde karısına yardım eder, gün olur kadın kocasına maddi anlamda destek olur. Dinamik olan hayat hep aynı hal üzere devam etmez, kendi sorumluluk alanlarında yetersiz kaldıkları noktada karı koca birbirine yardımcı olup, birbirinin yükünü elbette hafifletecektir. Buna mani bir durum olmadığı gibi tasvip ve teşvik edilen bir şeydir.</p>
<p style="text-align: justify">Yeri gelmişken yine son derece yanlış bir yaklaşıma daha açıklık getirmek istiyorum. Biz burada karı-kocanın uhrevi sorumluluğu anlamında meseleyi ele aldık ve naslar üzerinden temellendirdik. Dolayısıyla Peygamberimiz&#8217;in (s.a.s.) ayakkabısını dikmesi, elbisesini yamaması kabilinden yapılan rivayetler <em>&#8220;vücub&#8221;</em> ifade etmez <em>&#8220;nedb&#8221;</em> ifade eder. Yani bütün erkeklere uhrevî bir sorumluluk yüklemez; ancak güzel bir haslet olarak teşvik edilir ki bunun da altını çizdik. Çünkü Peygamberimiz&#8217;in (s.a.s.) her yapmış olduğu şeyi bütün erkeklere vacip kılmak için ayrıca bir karine olması gerekir.</p>
<p style="text-align: justify">Bir başka dikkat çekeceğimiz nokta da şudur; bu hükümler bizim için başımızı önümüze eğmemiz, sumen altı etmemiz, görmezden gelmemiz gereken şeyler asla değildir. Allahu Teala Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de açıkça <strong>&#8220;…Kadınların da yükümlülüklerine denk belli hakları vardır; ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler…&#8221;</strong><a href="#_edn19" name="_ednref19"><sup>[19]</sup></a> <strong>&#8220;Erkekler, kadınlar üzerine kavvâm/idareci ve hâkimdirler.&#8221;</strong><a href="#_edn20" name="_ednref20"><sup>[20]</sup></a> buyurmuştur. Hal böyleyken, kendi gettolarında kabile kafasıyla düşünen feministlerin tahrikleriyle bu taşları yerinden oynatmaya kalkamayız. Hayatı sadece dünyadan ibaret gören bir anlayışla, ebedi hayatımızın akıbetini belirlemek üzere imtihan icabı konulmuş sınırlarla kavga edemeyiz. Bu rol ve sorumlulukların sadece dünya imtihanının bir parçası olduğu, Allah katında üstün olmanın yegâne ölçüsünün ise ancak takva; yani &#8220;Allah&#8217;ın emir ve yasaklarına azami düzeyde hassasiyet göstermek&#8221; olduğu bilinciyle hareket etmeliyiz. Bugün Hz. Aişe (r.a.) annemiz gelse yeryüzünde nefes alan bütün erkeklerden daha üstündür de, âlimdir de; ancak mihraba geçip namaz kıldıramaz, minbere çıkıp hutbe okuyamaz.  Dolayısıyla eşitlik, özgürlük gibi gayri İslami arayışları kap bulaşığı gibi kafamızdan söküp atmalıyız. Çünkü iman, hakkı hak bilip ittiba etmeyi; bâtılı, bâtıl bilip ictinab etmeyi/sakınmayı gerektirir.</p>
<p style="text-align: justify">Son olarak <strong>&#8220;zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi&#8221;</strong> kaidesi, sınırları kat&#8217;i naslarla çizilmiş meseleler için söz konusu olamaz; ancak hakkında nas bulunmayıp içtihatla belirlenen meseleler hakkında caridir. Bu mesele ise görüldüğü gibi açık bir biçimde Kur&#8217;an ayetleriyle sabit olmuştur. Kadın, atomu da bölse, kansere ilaç da bulsa, Afrika&#8217;nın bütün açlarını da doyursa; Allah erkeğe &#8220;kavvâm&#8221; demiştir. Bunlar ancak Allah&#8217;ın çizdiği sınırlar içinde hareket eden bir kadın için birer meziyet ve üstünlük nişanesidir, aksi halde hiçbir ehemmiyeti yoktur. Allah dileseydi hastalığı ve fakirliği yaratmazdı. Ve kullarından da fakirliği ve hastalığı ortadan kaldırmak gibi bir talepte de bulunmamıştır. Şu dünyada bulunmamıza sebep teşkil eden tek bir gaye vardır; o da Allah&#8217;a kulluktur. Allahu Teala <strong>&#8220;Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.&#8221;</strong><a href="#_edn21" name="_ednref21"><sup>[21]</sup></a> buyurarak bunu açık bir biçimde bildirmiştir. Şu halde önceliğimiz her zaman Allah&#8217;ın koyduğu sınırları muhafaza etmek ve o sınırlar içerisinde kalmaya çalışmak olacaktır. Bununla birlikte zamanın getirdiği yeni ufuklara açılmamız anlamlı hale gelecek ve bir değer ifade edecektir.</p>
<p style="text-align: justify"><strong>&#8220;Ey insanlar! Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık (…) Muhakkak ki Allah katında en değerli ve üstün olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.&#8221;</strong><a href="#_edn22" name="_ednref22"><sup>[22]</sup></a></p>
<p style="text-align: justify">
<p style="text-align: justify">Mesut Özbilir/  09.04.2023</p>
<hr />
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref1" name="_edn1">[1]</a> İbn Mâce, Nikâh, 1.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref2" name="_edn2">[2]</a> es-Serahsî, el-Mebsût, XV, 62; İbn Nüceym, el-Bahru&#8217;r-Raik (Dâru İhyâi&#8217;t-turasi&#8217;l-ârabî, Beyrut, 2015) IV, 282.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref3" name="_edn3">[3]</a> es-Serahsî, el-Mebsût, XV, 62.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref4" name="_edn4">[4]</a> el-Buhârî, Kitâbu fezailu&#8217;l-eshâb 9 (3705); Kitâbu&#8217;n-nefakât, 6 (5361); Müslim, Kitâbu&#8217;z-Zikr, 80 (6915).</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref5" name="_edn5">[5]</a> el-Âynî, <em>Ûmdetü&#8217;l-Kârî</em>, (Dâru&#8217;l-kütübi&#8217;l-îlmiyye, Beyrut),  XXI, 29; İbn Hacer, <em>Fethu&#8217;l-bârî</em> (er-Risâletü&#8217;l-âlemiyye, Beyrut, 2013), XVI, 351.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref6" name="_edn6">[6]</a> İbnü&#8217;l-Hümam, <em>Fethu&#8217;l-kadîr</em>, IV, 349; İbn Nüceym, el-Bahru&#8217;r-Raik, IV, 282.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref7" name="_edn7">[7]</a> es-Serahsî, <em>el-Mebsût</em>, XV, 62; İbn Nüceym, <em>el-Bahru&#8217;r-Raik</em>, IV, 282.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref8" name="_edn8">[8]</a> el-Buhârî, İtak 17 (2554); Müslim, İmare 20 (4724).</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref9" name="_edn9">[9]</a> 4/en-Nisâ 19.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref10" name="_edn10">[10]</a> Ebû Bekir el-Cessâs, <em>Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;ân</em>, II, 138.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref11" name="_edn11">[11]</a> en-Nisâ 34.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref12" name="_edn12">[12]</a> Ebû Bekir el-Cessâs, <em>Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;ân</em>, II, 236.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref13" name="_edn13">[13]</a> 2/el-Bakara 233.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref14" name="_edn14">[14]</a> Ebu Bekr el-Cessâs, <em>Ahkâmu&#8217;l-Kur&#8217;an</em>, I, 494.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref15" name="_edn15">[15]</a> &#8220;Kadınlara ev hanımı rolü biçilmesi dini değil örfidir&#8221; başlığına bakınız.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref16" name="_edn16">[16]</a> 4/en-Nisâ 34.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref17" name="_edn17">[17]</a> Ahmed b. Hanbel, <em>el-Müsned</em>, XII,383; XV, 360; 411; en-Nesâi, es-Sünenü&#8217;l-Kübra (Müessesetü&#8217;r-Risâle, Beyrut, 2001), V, 161.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref18" name="_edn18">[18]</a> &#8220;Onlara ısınıp kaynaşasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkat duyguları yerleştirmesi de O’nun ayetlerindendir. Doğrusu bunda iyi düşünen kimseler için dersler vardır.&#8221; 30/Rûm, 21.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref19" name="_edn19">[19]</a> 2/el-Bakara 228.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref20" name="_edn20">[20]</a> 4/en-Nisâ 34.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref21" name="_edn21">[21]</a> 51/ez-Zâriyât 56.</p>
<p style="text-align: justify"><a href="#_ednref22" name="_edn22">[22]</a> 49/el-Hucurâ 13.</p><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza/">“Kadınlar ev işi yapmak zorunda değildir” söyleminin tahlili ve cinsiyet rolleri üzerine bir mülahaza</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/kadinlar-ev-isi-yapmak-zorunda-degildir-soyleminin-tahlili-ve-cinsiyet-rolleri-uzerine-bir-mulahaza/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Evlenince düzelir&#8221; yanılgısı ve açar açmaz solan çiçekler</title>
		<link>https://mesutozbilir.com.tr/evlenince-duzelir-yanilgisi-ve-acmadan-solan-cicekler/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=evlenince-duzelir-yanilgisi-ve-acmadan-solan-cicekler</link>
					<comments>https://mesutozbilir.com.tr/evlenince-duzelir-yanilgisi-ve-acmadan-solan-cicekler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mesut Özbilir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Mar 2023 10:07:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evlilik & Aile Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[evlenince düzelir]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[kısa süren evlilikler]]></category>
		<category><![CDATA[nişanlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://mesutozbilir.com.tr/?p=317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evliliğinin ilk anlarından itibaren karısı/kocası tarafından açık bir zorbalıkla karşı karşıya kalan ve 2-3 ay gibi kısa bir sürede boşananlara hususi olarak şu soruyu sordum: &#8220;Nişanlılık döneminde kötü huylarını fark edemedin mi? Hiç mi kendini belli etmedi?&#8221; Genellikle aldığım cevap şu oldu: &#8220;Kendini belli ediyordu ama evlenince düzelir diye düşündüm.&#8221; Bu malesef çok büyük bir ... <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlenince-duzelir-yanilgisi-ve-acmadan-solan-cicekler/" class="more-link">Devamını oku<span class="screen-reader-text"> "&#8220;Evlenince düzelir&#8221; yanılgısı ve açar açmaz solan çiçekler"</span> &#187;</a></p>
<p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlenince-duzelir-yanilgisi-ve-acmadan-solan-cicekler/">“Evlenince düzelir” yanılgısı ve açar açmaz solan çiçekler</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xdj266r x126k92a">
<div dir="auto" style="text-align: justify">Evliliğinin ilk anlarından itibaren karısı/kocası tarafından açık bir zorbalıkla karşı karşıya kalan ve 2-3 ay gibi kısa bir sürede boşananlara hususi olarak şu soruyu sordum:</div>
<blockquote>
<p dir="auto" style="text-align: justify"><em><strong>&#8220;Nişanlılık döneminde kötü huylarını fark edemedin mi? Hiç mi kendini belli etmedi?&#8221;</strong></em></p>
</blockquote>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">Genellikle aldığım cevap şu oldu:</p>
<blockquote>
<div dir="auto"><strong><em>&#8220;Kendini belli ediyordu ama evlenince düzelir diye düşündüm.&#8221;</em></strong></div>
</blockquote>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<p dir="auto">Bu malesef çok büyük bir yanılgı. Evlilik yolculuğunun belki en tatlı vetiresi diyebileceğimiz bir zaman diliminde bile acı tat veren biri, ciddi anlamda sorunludur. &#8220;Kim, ne der?&#8221; tarzı kaygılar gütmeksizin yol yakınken dönülmesi elzemdir. Aksi halde maddi manevi çok daha büyük bilançolarla karşı karşıya kalınacaktır; örnekleri mevcuttur. Bunun belki istisnaları da yaşanmıştır; ancak mağduriyetleri çok daha fazladır.</p>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a" style="text-align: justify">
<div dir="auto">Bu sebeple kişi kendisine denk, ahlak ve karakter bakımından kabul edilebilir düzeyde bir aday ile evlilik yolculuğuna çıkmalıdır. Bu noktada aile büyüklerinin tecrübeleri mutlaka dikkate alınmalıdır. Atalar demiş ki;</div>
<blockquote><p><strong><em>&#8220;Yolcu gözüyle at, bekar gözüyle avrat alınmaz.&#8221; </em></strong></p></blockquote>
<p dir="auto">Çünkü bu süreçte oldukça yoğunlaşan duygular bazı şeylerin görülmesine mani olduğu gibi, görülenleri de basite indirger hatta yok sayar. Lakin evlenip de etrafı saran pembe bulutlar çekilince o görmediğimiz/görmezden geldiğimiz pürüzler diken gibi batmaya başlar. Bu sebeple aşk evliliği vb. safsatalara kanıp büyüklerin tecrübelerini yabana atmamak gerekir.</p>
</div>
<div class="x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r x1vvkbs xtlvy1s x126k92a">
<blockquote>
<p dir="auto" style="text-align: justify"><strong>Zira bekar gözün göremeyeceği çok mühim detaylar vardır.</strong></p>
</blockquote>
<div dir="auto">
<hr />
</div>
</div>
<div dir="auto">Mesut Özbilir</div>
<div dir="auto">Twitter/11.03.2023</div><p>The post <a href="https://mesutozbilir.com.tr/evlenince-duzelir-yanilgisi-ve-acmadan-solan-cicekler/">“Evlenince düzelir” yanılgısı ve açar açmaz solan çiçekler</a> first appeared on <a href="https://mesutozbilir.com.tr">Mesut Özbilir</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://mesutozbilir.com.tr/evlenince-duzelir-yanilgisi-ve-acmadan-solan-cicekler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
